BENİ İLGİLENDİRMİYOR!

“Bir çiftlik evinde, duvardaki çatlaktan çiftçi ile karısının eve getirdikleri paketi açtıklarını gören fare merakla paketten ne çıkacağına bakar. Paket açıldığında ortaya çıkan fare kapanını görünce hemen bahçeye çıkıp diğer hayvanlara alarm verir: “evde kapan vaaar, evde kapan vaaar” diye avazı çıktığınca bağırır. Kümes deki tavuk; senin için tehlike ama beni ilgilendiren bir tarafı yok cevabını verir. Fare bu kez koyuna döner. Koyun da; üzgünüm bay fare, senin için dua edeceğim demekle yetinir. Son bir ümitle öküze yönelir fare ve maalesef burnumu sokacağım bir şey değil bu durum cevabını alır. Çaresizlik içinde bu kapana karşı ne yapacağını düşünerek deliğine çekilir.
Ve gecenin karanlığında alışılmadık bir ses duyan çiftçinin karısı ne olduğuna bakmak için kalktığında, kapana kuyruğunu kaptıran zehirli yılanın ısırmasıyla kendini hastane de buldu. Eve geldiklerinde ateşi düşmediği için çiftçi karısına sıcak bir tavuk çorbası hazırladı. Hasta ziyaretine gelenlere ikram etmek içinde koyun pişirildi çiftçi tarafından. Ancak çiftçinin karısı bu dertten hayatını kaybedince çiftçi bu kez cenaze törenine katılan kalabalık için bu kez öküzü feda etmek zorunda kalmıştı. Tüm bu olup bitenleri de zavallı fare deliğinden izlemek zorunda kalmıştı…”
Toplum içinde yaşamak zorunda olan insanoğlu, topluma karşı üstlendiği görevi için mutlaka bir emek sarf etmek zorundadır. Sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmek için gerek maddi gerekse manevi olarak kendinden bir şeyleri toplum yararına kullanmak zorundadır. Ancak unutulmaması gereken asıl nokta ise, insanoğlu her ne kadar emek sarf etse de kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılamaya muktedir olamamaktadır. İşte bu nokta da bireyler arası dayanışma kendini göstermek durumundadır. Yaptığımız iş her ne olursa olsun, toplum yararına değilse ya da toplum tarafından benimsenmemişse kendimizde dahil hiç kimseye fayda sağlamayacaktır. Bu yüzden birey olarak mutlaka toplumun bir ihtiyacına cevap verecek bir şeyler yapmanın gayreti içinde olmalıyız. Bir arada yaşamanın gereği ve ihtiyaçların çeşitliliği göz önüne alındığında, fırıncının çiftçiye, çiftçinin gübreciye, gübrecinin kimyacıya, kimyacının eğitimciye, eğitimcinin güvenlikçiye gereksinimi olduğunu ve bu zinciri uzatabildiğimizce uzatmanın mümkün olduğunu görmek zor değildir. Öyleyse toplum için risk olanı yine toplum olarak sarf edeceğimiz emekle ve kenetlenmiş bir şekilde göstereceğimiz dayanışma ile ortadan kaldırmamız gerektiğini unutmayalım. Aynı şekilde toplum olarak ihtiyaç duyduklarımızı da yine işbölümü ve dayanışma ile sağlamamız mümkündür.
Hayat denen yolculukta toplumla yol alacağımız gerçeğinden hareketle, birbirimizi kollayıp, güç ve güveni paylaşarak dayanışma içinde olmalıyız. Bizi ilgilendirmeyen sorunlar karşısında bile biraz düşünüp o sorunu ortadan kaldırabilecek bir şeyler yapabileceğimizi göstermeli ya da en azından onun gayreti içinde olmalıyız.
Millet olarak, toplum olarak aynı gemide olduğumuza göre risk hepimiz için geçerlidir. Bu yüzden emeğimizi ve dayanışmamızı birlik için, beraberlik için ve de daha huzurlu, daha müreffeh gelecek için yönlendirelim. Toplum için oluşan riskleri “beni ilgilendirmiyor” diye görmezden gelmeyelim, gün gelir o risk bizim için büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkar ve tek başımıza yapabileceğimiz hiçbir şeyde kalmaz.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest