SANAL TUZAK

Yaşadığımız zaman diliminde teknolojik gelişmeler adeta baş döndürüyor. Gün geçmiyor ki yeni bir teknolojik ürün piyasaya sürülmesin ya da mevcut bir ürünün yeni bir versiyonu tedavülde olmasın. Yaşanan bu gelişmeler ister istemez insanı da kendi içine alıveriyor.
Tüketim rakamlarının bize söylediğine bakılırsa dijital hayatı çok sevdik. Toplumun tüm kesimlerinde dijital ortamlar ve sanal platformlar oldukça yoğun bir şekilde kullanılıyor. Öyle ki, özellikle gençler arasında sosyal medya ortamlarını adeta vücudunun bir organı gibi görenler bir hayli çok.
Hal böyle olunca da sanal teknolojinin ve dijital ortamların insan hayatına ne getirip ne götürdüğünün iyi anlatılması ve anlaşılması gerekiyor.
Her zaman söylediğimizi usanmadan bir kez daha tekrar edelim: Teknoloji önemli bir nimettir ancak doğru ve yerinde kullanılması şartı ile. Peki, ülkemiz özelinde düşünürsek sanal platformların doğru kullanıldığını söyleyebilir miyiz? Hiç sanmıyorum.
Genel anlamda internet teknolojisi ve diğer “akıllı” sistemler bir yandan işimizi kolaylaştırıp iletişimi hızlandırırken diğer taraftan bizden çok önemli şeyler götürüyor.
Mesela teknolojinin yoğun kullanımı, (iş ve ihtiyaç dışında) öncelikle en büyük sermayemiz olan zamanımızı yani ömrümüzü çalıyor. Sosyal ağlara takılan kişiler, kendine ve ülkesine değer katacak önemli iş ve üretimle geçirebilecek vakitlerini adeta internete ve sosyal âleme gömüyorlar.
Bunun dışında bizi biz yapan, mutluluğumuza mutluluk katan yegâne sığınağımız olan aile mefhumunun dibine dinamit koyuyor. Hem de çaktırmadan. Sanal âleme aşırı düşkünlük hali, sıcak yuvalarımızda çeşitli düş kırıklıklarına neden olarak eşleri birbirine düşman haline getiriyor.
Yanı sıra kaygan ve maskeli bir zemin olan sosyal ağlar, özel ve mahrem halleri uluorta sergilemekle, mahremiyete dair ciddi zafiyetler oluşturuyor. Bu yüzden yuvalar yıkılıp, ocaklar sönüyor. (2016 yılında Türkiye’de 202 bin boşanma davası açılmasının kaçından sosyal platformlar sorumludur acaba hiç düşündünüz mü?)
Eğri oturup doğru konuşalım.
İnterneti ve sosyal ağları ne yazık ki –amacı dışında demiyorum-yanlış kullanıyoruz.
İnternet teknolojinin barındırdığı dijital ortamların külfeti, nimetini çoktan aşmış durumda. O halde bu ortamlara zamanımızı, ilmimizi, irfanımızı, imanımızı, ahlakımızı, çocuk ve gençlerimizi nasıl gömdüğümüzü lütfen bir kez daha düşünelim.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest