‘OHAL’DE NEREYE GİDİYORUZ?

Bu ülkede artık yorumlara dayalı kanunlar beyanatlarla yürüyen yarınlar var!… Endişesi hakim olmuştur.
16 Temmuzun üzerinden 17 ay geçti…
OHAL olağan bir durum, KHK’lar ise bir ülkeyi tam anlamı ile yönetir hale geldi..
Normal yaşamını sürdüren bir vatandaş için bir anlam ve önem arz etmeyen OHAL ancak kendine dokunduğunda ya da kendi canından birine dokunduğunda bu kanunsuzluk nedir diye sormalarla kendini hissettirmeye başladı. Kısacası OHAL (Olağanüstü Hal); günlük yaşamın içinde fark edilmeyen ama uygulamaları ile insanı ürküten, korkutan ve belirsiz bir süreci yaşatan, siyaseti merkezden çıkartıp tek elde toplayan, TBMM ni atıl bırakan STK’larını kadük eden, düşünen bireyi de düşünmez hale getiren, sesini yükseltene kulp takma aracı haline gelen, getirilen üstelik FETÖ adı altında her an korkuyu her kesimin üstüne salan bir dönemde OHAL ancak yandaşı mutlu eder, biat edeni yüceltir ama devlete bir şey kazandırmaz…
Bu nedenle OHAL kalkmalı insanların hukuka güven duyacakları olağan dönemlere bir an önce geri dönülmelidir.
Yeni yıl ekonomik sıkıntılarla ve de Zarrab’ın bu ülkenin başına açacağı yeni belalarla gelmektedir.
‘ABD mahkemeleri Türkiye yi bağlamaz’ sözleri doğrudur.
Lakin Türkiye’nin farklı söylemlerle mahkum edilmesi, teröre destek veren ülkeler listesine eklenmesi gibi bir takım söylem ve kararlarda ciddi anlamda sıkıntıları beraberinde getirecektir.
Zarrab davası, Türkiye’de bankalara kesilecek cezalar kadar aynı zamanda verilecek kararla Türkiye’nin yalnızlaştırılması abluka altına alınması gibi bir başka süreci de beraberinde getirme ye aday bir davadır.
Bu dava özelinde Türkiye mahkum edilirse, bunun vebali sorumluluğunda iktidarındır. Türkiye de yargılamak yerine kollamayı seçenler, mahkeme aşamasında söylenenleri hafifi alıp teğet geçenler, suç ya da suçu görmezden gelip iddiaları dinlemeye değer bulmayanlar aslında bu davada Türkiye’yi yalnızlığa mahkum edip dünya genelinde rezil edenlerdir. Çünkü yargılamak suçlu ilan etmez! Ama yargıdan kaçırmak, uzak tutmak suçu kabullenmek ya da suçun üstünü örtmektir ki; zaman geçse de suç ve suçlu bir şekilde gün yüzüne çıkar. Bir Çin atasözü der ki; “Dünya da kusursuz iki kişi vardı; biri ölmüştür, biri doğmamıştır”
Zarrab, ölmedi ve doğdu, şimdi nur topu gibi bir bela kapımızda, kusur mu? onu da siz bulun…
Bir zamanlar islam dünyasının tepkisini çeken Guantemala daki, işkenceler ve ABD hapishanelerindeki gibi tek tip elbise uygulaması, bu gün KHK ile yargılaması tamamlamayan insanlara da gömlek giydirmek, suçlu ilan etmek adaletli bir tavır ve davranış değildir. Bu durum kanayan vicdanları rahatlamaz aksine daha çok ayrıştırmayı daha çok kinleşmeyi beraberinde getiren bir durum olacaktır.
Özellikle yeni yılla birlikte Türkiye’yi bekleyen sorunlar karşısında bir olmaya, birbirimize yaslanmaya daha çok ihtiyaç duyacağımız bir dönemde ayrıştıran ötekileştiren hukuktan uzaklaşan tavır ve davranışlar ancak yeni sorunlara kapı aralar.
Üstelik siz bunu yaparken birde yoruma dayalı bir kanun çıkartır ve ucu açık bir sivil yargılamayı metne koyarsınız o zaman kraldan çok kralcı olan isimlerin yarın kime ne yapacağını kestiremez insanların güvenliğini devlete değil bireyin korkularına teslim edersiniz. İşte bu nedenledir ki; bu gün gücünü yasalardan alan, bu memleketin okumuş insanları, sivil topluım örgütleri son çıkan KHK deki 121. Maddeye itiraz etmektedir. Bu madde ne diyor;
MADDE 121- 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(2) Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.”

Sizce yoruma gerek var mı? Devamı niteliğindeki sözcük hangi zamanı kapsıyor? Gelecek zamanı işte tehdit ve tehlike de budur.

Zor günlerden geçiyoruz. Toplumu germek belirsizliğe mahkum etmek umutları söndürmek, toplumu ayrıştırmanın kimseya faydası yoktur. O nedenle Yeni yılın dertsi kedersiz, OHAL’siz KHK’sız, bir yıl ve de Hukukun güvenilirliğinin tartışılmadığı bir yıl olması dileği ile YENİ YILIN HUZUR-SAĞLIK ve MUTLULUK GETİRMESİNİ DİLİYORUM..

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest