SİZCE NEDEN ATEŞİ ÇIKTI?

    Türkiye’de dolar ateşi yükselirken, dumanlar AB’den, ve uzakdoğu’dan görüldü..
     Türkiye de yangın olduğunu yangının sebebinin ABD’nin politik tutum ve davranışlarının olduğu deklara edilerek Türkiye yanında demeçler verildi….
     Peki neden?
     Dünyanın başına bela olan ABD ve son firari kaçkını Trump efendinin gerek AB, Gerek NATO üyeleri, Gerekse Uzakdoğı ülkelerine tehditkar açıklamalarının tezahürüdür.
     Ama sadece bu da değildir.
     AB Türkiyenin batmasını asla istemez..
     AB kendi pazarının bitmesine asla müsamaha göstermez..
     Neden?
     Kargaşaya sürüklenmiş, kaosa itelenmiş bir Türkiye ABD’nin değil AB ülkelerinin başına beladır.
     Sınır komşusu olan 80 milyonluk Türkiye’nin böyle bir kaos ortamında nasıl 3.5 milyon Suriyeli’ye, Iraklıya, Afganlıya bizler kucak açıyor bizim başımıza bela oluyorsa böyle bir durumda AB ülkelerinde gelecek arayan Türkiyeli insanlarla dolacaktır.
     İşte bu nedenle AB Türkiye’nin batmasını ya da kaosa sürüklenmesini istemez..
     AB ülkeleri ancak Türkiye’nin güçlenmesini ve oyun kurucu olmasını istemez….
     Bu demek değildir ki ABD gibi okyanus ötesi bir ülkenin ekonomik savaşlar başlatmasında sessiz kalacaklar.
     Görünen o ki bu ekonomik savaş bir küresel kavganın ateşleyicisi olacaktır.
     Günümüzde savaşların anası olarak gösterilen ekonomik ve ticari savaşlar yüzyılımızda sömürgeye ve işgale açılan kapının adı olarak bilinir.
     İşte bu nedenle, ekonomik bağımlılık ya da pazardan uzaklaşmak, üretmemek devletleri zora sokarken hükümetlerin en büyük korkusu olarak karşımıza çıkmaktadır.
     Bozulan ekonomi vatandaşların zamanla hükümete olan güvenini zedeler, ekonomik tasarrfu ve tedbirlerde halkı bir noktada bezdirir.
     İşte bu durum hükümetleri zorlayan ve olmadık kararları almasına sebep olan yaptırımlar zinciridir.
     Lakin Türkiye ekonomisi uzun süredir laf cambazlığı ve gösterişle kendini göstermektedir.
     Oysa Türkiye borç batağında olmasına karşılık istikrar gibi söylemlerle 16 yıllık bir iktidarla yaşamaktadır.
Bu durum batının ve ABD’nin istedikleri zaman Türkiye üzerinde oynamak istedikleri ekonomik bir argüman olduğu gerçeği de sürekli ekonomistler tarafında dillendirilen bir durumdur.
     Bu gün Türkiye’nin yaşadığı bu son süreç sadece ekonomiye bağlı bir olgu olmadığını düşünenlerdenim.
Bu durum Türkiye de tek adamlığın getirdiği bir takım sorunların siyasi, hukuki ve de uluslararası arenada kabul görmeyen icraatların eseri olarak düşünüyorum.
     Bakın buna en güzel örnek Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrakl’ın 13 Ağustos tarihinde Twitter hesabından duyurduğu şu cümlelerde gizlidir; “Sürekli kamuoyunun gündemine bazı iddialar geliyor. Mevduatların TL’ye döndürülmesi yada el konulması gibi çok ileri iddialar. Bakın çok net söylüyorum. Mevduatlara el konulmayacak. Hesaplardaki dövizler TL’ye döndürülmeyecek. Ama bu dedikoduları ve yalanları ortaya atanlarla hukuki mücadele sonuna kadar yürütülecek. Yasal işlem başlatılacak”
     Bu cümlelere baktığınızda bir gerçeğin altını çizilmekte böyle bir şeyin olmayacağı, bunu yayanlar hakkında yasal işlem başlatılacağına vurgu yapılmaktadır.
     Bütün kaygı da bu cümlelerde gizlidir.
     Şayet siz tek adamlı bir yönetimde olmamış olsaydınız, batı da ve yatırımcı da bunun mümkün olmayacağını görür böyle bir korkuya kapılmazdı.
     Ama cümlelerde görüldüğü gibi ‘mevduatlara el konulmayacak, hesaplardaki dövizler TL.ye döndürülmeyecek’ …
lakin şu söylenmiyor. Böyle bir şey yasal olarak mümkün değil. Bunun için şu kararların alınması ya da kanun çıkması, TBMM’nin devreye girmesi gerekir gibi sözler değil…
     Aksine ‘el koyabilirim ama koymayacağım, çevirmeyeceğim’ denilerek yetkimi kullanmayacağım mesajının verilmesi de dikkat çekicidir.
     İşte sorunda buradadır.
     Bizlerinde yıllardır karşı durduğumuz ve tek adamın böyle bir yetkiye sahip olmaması gerektiğini savunduğumuz noktalardan birir de bu kaygıların oluşma ihtimalinin her zaman var olmasıdır.
     O halde batılı bir yatırımcı ya da yurt içindeki bir yatırımcı elinde böyle bir yetkiyi bulunduran bir ülkede neden yatırım yapsın? parasını bankasında bulundursun?
     Asıl Sorulması gereken ve cevaplanması gerekende bu durumdur.
     Bu yetkiyi ne zaman ve nasıl kullanacağınız, kullandığınızda mağdurların durumunun nasıl düzeltileceği de açıklık kazanmalıdır.
     Keşke bu açıklama yerine; bu yetkinin kendilerinde olmadığını, bakanlar kurulunda ya da TBMM’nde olduğu yönünde bir demeç verilebilseydi, bu daha başarılı daha kapsayıcı ve hala yaşayan kurulların olduğunu gösterir bir demeç olurdu.
Kısacası bu gün geldiğimiz nokta da doların bu gün inmiş olması başka krizlerin gelmeyeceği ya da başka spekülatif faaliyetlerin olmayacağı anlamına gelmeyecektir. Önemli olan üreten, güçlenen ve güven veren bir yapının tesis edilmesidir.
     Yatırımcı elindeki bu parayı böyle bir risk ortamına asla terk etmez. Ancak borç verir alacağı günü bilir.
Yabancı devlet destekli yatırımlarda güç ve menfaat ölçeğinde sizin ülkenize gelir ve yatırım yaparlar.
Bu yatırımlarda genel anlamda yatırım yapan ülkelerin daha çok kazandığı yatırım yapılan ülkeninde daha çok borçlandığı, yatırıma garantör olduğu çok uluslu şirketlerin eserleridir.
     Türkiye zor bir süreçten zor bir testten geçiyor..
     Bu aziz millet cephelerde savaşmaktan değil masalarda kaybetmekten, yalanlarla sömürülmekten çok çekmiş bir millettir. Umarım artık bu tür krizlerle değil üreten, ürettiğini bilen, pazarlayan, ihraç eden ülke durumuna geliriz ki bu krizler vız gelir tırıs gider!!!!!…
     9 günlük Kurban bayramı tatili dolayısı ile yollara çıkan değerli hemşehrilerim, trafik kurallarına uyun.kemerinizi bağlayın,ayağınızı gaz pedalinden çekin ki sevdiklerinizle huzur dolu nice bayramlara erişebilesiniz.
     Unutmayın kazalar en çok varmak istediğiniz yere en yakın noktada olurmuş.. sevdiğinize yaklaşırken sevdiğinize uzaklaşmayın…
     Şimdiden mübarek Kurban bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest