“SAP” GİBİ DİK DURANLARDAN EYLESİN…

Türk Milletinin zaferler ayı olarak nitelendirdiği ve geçmişinden bu güne kadar en önemli savaşların ve galibiyetlerin yaşandığı Ağustos ayının en önemlisi belki de bize bu vatanı bırakan ecdadımızın Dumlupınar’da verdiği Başkomutanlık meydan savaşıdır.
Çünkü bu savaş sadece Türk Milleti nin makus talihini değil, ezilmekte olan, sömürülen devletlere ışık olmuştur.
Bunu en güzel şekli ile 1922’de yani 30 Ağustos zaferinin ardından Pakistan Devlet Başkanı M. Ali Cinnah’ın Londra’da dile getirdiği; “Ne biz ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum, ulusları bundan sonra tutamayacaksınız. Mustafa Kemal ve Türkler ki; Kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir. Şimdi dünyada başlarına tabutlar geçirilecek başkaları da benzer sonuçlara hazırlanmalıdırlar (11.09.1922. Londra!)” cümleleri bizler için 30 Ağustos’u anlamak bakımından hem düşündürücü, hem de öğretici bir özellik taşımaktadır.

Yine buna benzer bir örnek de Türk ordusunun kazandığı 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan muharebesi sonrasında Hindistan Devlet Başkanı Mahatma Ghandi’nin de 08.09.1922’de düzenlediği basın toplantısındaki şu sözleri zaferin büyüklüğünü göstermek açısından oldukça önemlidir. Ghandi: “Türkiye Ordu¬ları bir devir kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptirler. Mustafa Kemal’in utkusu dünya için özgürlük ve bağımsızlık sancağıdır.” demektedir.
4 Temmuz 2003’te Türk ordusunun en seçkin neferlerinin başına çuval geçirme cesareti gösteren küresel güçler, milletin ve memleketin başına ördükleri sahte ve sanal dünya ile Türk ordusunu küçük düşürebileceklerini, milletin gönlünden silebileceklerini düşünmekle çok ciddi bir hata içerisine girmişlerdir. Bu milletin bağrından çıkan silahlı kuvvetler 5000 yıllık tarihinin bekçisi olup 30 Ağustoslar, yeni Mustafa Kemal’lerin Atatürk olma yolunda azim ve kararlılığını hiç bir şartta değiştiremeyecektir.
Sancaklarını düşman çizmelerine teslim etmeyen Mehmetçiklerin bağrından çıktığı Türk milleti Türk Silahlı Kuvvetleri dün de, bugün de en güvenilir kurum olarak görmeye devam edecek ve rakamlar değişse bile vatan evlatlarının asker sevgisi hiçbir zaman değişmeyecektir.

Heykele ruh verip, din ile devlet olgusunu karşı karşıya getirmek isteyenler; “karşısında sap gibi durmam” tezini inançlı gönüllerde işleyerek, Atatürk sevdalılarını zan altında bırakma, bu etkinliklere katılahları dinsiz’ gibi algılatma girişimleri sonuçsuz kalacaktır. Atatürk sevgisini azaltma girişimleri, ulus devlet olma bilincini yok ederek Türk kimliğinin içini boşaltma, kimliksiz ve ruhsuz bir kişilikle Türk ulusunu tarihinden kopartarak küresel güçlerin istek ve arzularına hazır hale getirme girişiminin bizatihi kendisidir.
Geçmişinden öğüt alan büyük önder, bakın ne diyor;. “Reis olan kimsenin, milletin ülküsüne göre hareket etmesi milletin ruhiyatına vakıf olduktan sonra milletin eğilimine tabi olması icap eder.. (Atatürk S.D.V.. cilt III. S.126V)”
Bu memleket geçmişte ordusuna güvendi,yarın da güvenmeye devam edecek.. 30 Ağustos’ta vb de saygıyı “sap gibi dikilmek” olarak algılayanlar, dik durmanın onurlu bir davranış olduğunu bilmedikleri ve öğrenemedıkleri için dik duran insanları sap, eğilip bükülen insanları ise adam sıfatına koymuştur Bu millet, aklını başına aldığı ve dirildiği gün sapları baş, satanları da, saman yaptığını ve rüzgârın akışında kendilerine vatan aradıklarını 5000 yıllık tarihinde çok zaman göstermiştir
Türk milletinin asil evlatları bugün huzur ve güven içinde yaşadığımız bu vatanı bizlere bırakan ecdadını iyi tanımak ve anlamak için Ağustos ayını iyi tahlil etmeli zafer ayımızı coşku ile kutlamalıdır.
Bu vesile ile Türk Milletinin; ‘30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’nı en içten dileklerimle kutluyor, savaş meydanlarında kazanılan zaferlerimizin günümüzde var olan ekonomik savaşlardaki başarı ile taçlandırılmasın! diliyorum…
ZAFER BAYRAMINIZIN DAİM OLMASINI, SAPI KADAR DANESİNİN DE BOL OLMASI DİLEĞİ İLE “BAYRAMINIZ ŞEN OLA MUSTAFA KEMAL PAŞA” DİYENLERİN SAFINDA SAP GİBİ DİK DURANLARDAN EYLESİN..

(Yazarımızın 30 Ağustos 2012  tarihli yazısıdır. Güne uygun olması nedeni ile tekrar yayınlanmıştır.)

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest