DİZ ÇÖKTÜKLERİ FİRAVUNLAR! .

Eskiler eskiden güzeldi..
Şimdikilerin tam tersi..
Her şeyde bir huzur kokardı..
Şehirler, insanlar, bahçeli evler..
Mevsimler bile bir başkaydı.
İnsan bozulunca bozuldu doğa..
İnsan bozulunca bozuldu adalet..
İnsan bozulunca bozuldu insanlık..
Yönetenler, yönetilenler bozdu!..
Yalancılar, yiyenler, yedirenler bozdu..
Tatlı geldi haram kazançlar..
Allah diyerek çalmak..
Allah diyerek aldatmak..
Gurur sayıldı, onur duyuldu..
Rant, riya, riba, kibriya…
Her kötü huy diploma sayıldı.
Yok, yok.. “Çivisi çıktı diyoruz!” ya hani.
Sadece çıkan çivi değilmiş meğer!..
O sağlam ruhta çıktı gitti bedenlerden.
Kirli zihinler üredi, türedi, büyüdü..
Safları yamuk, secdeleri şeytan oldu.
Kıbleleri diz çöktükleri firavunlar!..
Din, iman, huzur, adalet dedikleri para..

**
Tahtası eksik olanların köşesi benimkisi..
Aykırı bir adamım ben…
Ok gibi batarım göze…
Kimilere sever sarılır…
Kimileri söver ana avrat…
Tuhaf biriyim işte..
Aslında çok duygusal…
Sevilecek duyguları olan..
Tahtası eksik biriyim…
Atölye kafası gibiyim..
Eğriyi doğrultmak için uğraşırım…
Sabahları suya limon sıkıp içen…
Metrobüste en köşede durup yolu seyreden…
İçi acıyan..
Düşene tekme atmayan…
İşte böyleyim ben..
Tuhaf ve ilginç…
Malı, mülkü, serveti olan değil..
Malı, mülkü, serveti olmayan dürüst bir çizgide yolunda yürüyen…
Sırtımda ceketim, elimde kalemim…
Bir de hayallerim…

Ha unuttum!..
Sevdiklerinizle hellalleşin her gece.
Ve sımsıkı sarılın sevdiklerinize..
Sevdiğinizi sevin..
Bu dünyanın bir ikinci seansı daha yok benden söylemesi…

**
Ülkenin gidişatına bir kaç gün, hatta bir kaç hafta değinmek istemiyordum. Ancak şu sıralar ağlayıp sızlayanlar görüyorum. Oysa her gün bugünleri yazdık. Bakın alttaki yazıyı 24 Haziran seçimlerinin hemen ertesi günlerinde yazmıştım. İşte o yazım:

ALLAH
ŞAHİTTİR Kİ, HER GÜN
YAZDIM!

Herkes şahit, okuyan da, okumayan da.
Kızan da, söven de. Seven de, sayan da.
Ağlayıp sızlama günleri çok yakındır.
Gerçekten haklıymış damat efendi..
Ne diyorlardı, “Ay’a yol yapacağız desek inanacak bir seçmen kitlemiz var.” Cidden öyle. Tüm bunlara rağmen, son dönemlerde iyice bocalamalarına rağmen bu millet oy verdi.
Gece gündüz yazdık, uyardık değer miydi? diye. Türkiye’de bir rejim değişikliği resmen başladı. Bu, emperyalizmin Türk topraklarını tamamen aleni bir şekilde bitirme projesidir. Bu proje BOP’un projesiydi. Tek adam uğruna kendinizi ateşe attınız. Tek adam uğruna kendi elinizle bizi de ateşlere attınız. “Bu seçim bari yapmayın” dedik. “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” dedik. Nafile!
Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki aylarda ciddi sıkıntılar yaşayacağız. İki seneye kalmadan hükümet “Biz yönetemiyoruz” diyecek konuma gelecek. Hükümetin de, meclisinde bir faktörü artık yok. Erdoğan’ın iki dudak arasındaki o anki düşünce ve psikolojisi ülkeyi yönetecek. Zaten tüm güç elindeydi, zaten ne derse o oluyordu, zaten her kuruma “Talimat verdim, emir verdim” diyordu. Elinde olmayan neydi de bu sistemi dayattı? Erdoğan’ın her istediği elindeyken elinde olmayan bir şey için değildi ki bu seçim. “Siz oy verdiniz, siz seçtiniz” beni diyeceği günler de gelecek. Oy verenler de, “oy vermedik” diyecek.
Kimyasal silahların altında, bombaların patladığı bir ortamda yetişen patatesleri Türk milletine yedirmek istemenin tek sebebi, ortağı veya sahibi oldukları hastanelere daha fazla müşteri kazandırmaktır. Türk milletine düşmanlığın herhalde başka bir tanımı olamazdı. “Diktatör, zalim, katil” dediğin bir adamın iradesindeki ülkenin patatesini almanın başka bir izahati yoktur, olamaz da. Bu durum da hepiniz zehirli gıdalara hapsedilmiş bir hasta değil, hepiniz hasta görünümlü müşteri garantisi verilen şehir hastanelerine birer müşterisiniz. Önce sizi hasta yapmak daha sonra da sizden para kazanmak. Yandaşlar kazansın diye yaptıkları yola geçme garantisi verenler, yaptıkları hastanelerin içini müşterisiz bırakmayı asla istemezler. “Seçim meydanlarında söylenen vaatlerle, seçimden sonraki eylemler bir olmaz” demişti Binali Yıldırım hemen seçim sonrasında. Artık oy verenlerin gerçeklerle yüzleşme vakti geldi. Kendilerinin 16 sene de var ettiği ekonomik enkaz yine kendi kucaklarında kaldı. Örneğin, Seçimden bir hafta önce devlet bankalarındaki konut faizini düşürenler, bugün konut faizlerini yükseltiverdiler. Asıl sıkıntı bundan sonra. Yaşayıp hep birlikte göreceğiz.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest