CÜBBESİZ ALİ HOCA!

Bu yazımda geçtiğimiz haftanın son günlerinde ülke gündemini oluşturan bir kaç konuyu ele almak istedim.
Öncelikle cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’i aramızdan ayrılışının 80. yıldönümünde milletçe bir kez daha rahmet, minnet ve özlemle andık. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Büyük Önderi anma etkinliklerinin planlandığı günün hemen öncesinde yüreğimizin bir kez daha yanmasına vesile olan haber Hakkari’den geldi. Şemdinli’deki üs bölgesinde mühimmat patlamasına bağlı olarak meydana gelen kaza ile 7 askerimizi bu topraklar uğruna şehit verdik. Atalarının emaneti olan bu topraklar için O’nun sonsuzluğa göç edişinin yıldönümünde emanetine her şartta sahip çıkılacağının mesajını verir gibiydiler. Onlar nezdinde tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Ülke olarak hüzünlendiğimiz aynı günlerde bu kez kimilerinin öfkelendiği kimilerinin ise ne gerek vardı, sırasımıydı dediği bir ziyaret olayı gündemi meşgul etti. Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş’ın hasta yatağındaki yazar Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyareti.
Diyanet ve iktidar partisine göre bu ziyaret “insani” idi. Kimsenin insani bir ziyaretten siyasi bir anlam çıkarmaması gerekiyordu.
Diğer tarafa göre ise bu ziyaret, sembolik bile olsa mesaj içermekteydi.
Dinimize ve kültürümüze göre hasta ziyareti önemli bir konu. Bunda hiç ama hiç kimsenin bir şüphesi olmadığı kesin.
Mesaj şüphesi uyandıran durum ise bu ziyaretin 9 Kasım günü gerçekleştirilip fotoğraflarının 10 Kasım günü basına servis edilmesiydi.
Üstelik sayın Ali Erbaş bu ziyareti kendisi olarak gerçekleştirmediğini fotoğraflarla belgelemiş oluyordu. Sivil olarak ceketini giyip gitse belki kimse konunun bu kadar üzerinde durmayacaktı. Ama O Diyanet İşleri Başkanı cübbesiyle bu ziyareti gerçekleştirmişti.

Öfkeye sebep olan durum tam da burdan ortaya çıkıyordu. Atatürk tarafından kurulan bir kurumun başkanı resmi kıyafet ve sıfatı ile Atatürk’ün ölüm yıldönümünde Atatürk’ün bağımsızlığımız için Yunanlılara karşı verdiği mücadele için “keşke yunanlılar kazansaydı” diyen bir zatı hasta yatağında ziyaret ederek adeta Atatürk’ün aziz hatırasını yad ediyordu.(!)
Yanlış hatırlamıyorsam aynı şahsı sayın Cumhurbaşkanı da ziyaret etmişti. O ziyaret o zaman bu kadar gündemi meşgul etmemişti. Demek ki insani olarak yapılanın zamanı da iyi tespit edilmeli.
Takvimde başka gün kalmamış gibi bu “insani ziyareti” 10 Kasıma denk getirip bu ülkenin ortak iki değerini karşı karşıya getirmek birilerinin iddia ettiği gibi art niyetli bir mesaj değilse devlet adamı olamamanın basiretsizliğidir.
Basiretsiz adamlarda bu kadar kolay devlet adamı konumuna getirilmemelidir.
Sayın Erbaş’a düşen, taşıyamadığı açıkca belli olan o cübbeyi bir an önce üzerinden çıkarmasıdır. Çünkü bu saatten sonra Cübbesiz Ali Hoca olması ona daha çok yakışacaktır…

erdemin penceresi ile ilgili görsel sonucu

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest