NEVRUZ’DA, İŞİ EHLİNE VER!

Orta Asya’da bir gelenek vardır.
Adı Nevruz’dur. Yani Yeni gün..
Baharın gelişi, toprağın uyanması bereketin çoğalmasıdır..
Yeyüzünün ihtiyaç duyduğu huzura aralanan kapı olmasıdır dileğimiz Nevruz’un..
Şiddetin ve gözyaşının bittiği, çocukların sevdikleri, anne ve babaları ile karınları aç yatağa girmediği bir güne uyanmaktır Nevruz..
Nevruz şenliktir, güzelliktir, kardeşliktir, paylaşmadır..
Paylaşmasını bilene bölüşmesini bilene 15.000 yıllık bir geleneğin uyanmasıdır Nevruz..
Bir zamanlar bu ülkede sadece terör örgütlerinin kullandığı kendine misyon edindiği, kargaşaya zemi,n araladığı Nevruz günümüzün bayramı yarınımızn teminatıdır, Nevruz..
Bu gün baharın gelişini simgeleyen Türk milletinin Orta Asya’dan taşıdığı ateşlerin üstünden kötü ruhlardan arındığı bir geleneğin 15 bin yıla dayanan Ergenekon ateşinin yandığı, demircilerin körükte demir dövdüğü, Türk dünyasının kardeşlik dili Orta Asya’nın berekete uzanan eli, insanların bayram coşkusu ile bir araya geldiği Nevruz hoş geldin sefa geldin… Umarım yeşerttiğin çiçekler gibi, bağlarda ötüşen bülbüller gibi, gökyüzünde doğan güneşin sıcaklığı kalplerde atan sevginin dili, sözcüklerde saklı barışın dili, ana yüreğinde saklı merhametin simgesi, vicdanlarda yarattığın coşkunun habercisi, engin suların derelerin ırmaklara koştuğu okyanusun sonsuz deryasına kavuştuğu gün misali sende insanlığa barış huzur ve mutluluğa koşmasını sağla..
Yüce yaratan Kur’an- Kerimin de En’am Suresi, 99. ayetin de buyuruyor ki; “O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.”
Bize o ibretleri görmeyi nasip etmeyi, doğayı ve yeşili sadece insanın ve yaşayan canlıların vazgeçilmez bir öğesi olduğunu anlamamıza, yaşatmak için aklımızı kullanmamız gerektiğine, birlikte yaşamak zorunda olduğumuz gerçeğini anlamamıza vesile kıl…
Nevruz’u bir uyanış olarak gören Azerbaycan hükümet başkanı Neriman Nerimanof, Mustafa Kemal Atatürk’e çektiği telgrafta;
“Cenubi Kafkasya komiseri,Azerbaycan Serbest Harbiye Mektebi talebeleri ,iki bölüklü Süvari askerleri ve Şoşa Muhafız Taburu askerleri ,Türk milletinin büyük Nevruz bayramını tebrik ediyor ve biz ümit ediyoruz ki Azerbaycan İnkilap Ordusu,kahraman Türk ordusu ile beraber Garp emperyalizmi tazyıkinde bulunan Şark milletlerini yakında kurtarırlar.Yaşasın Şark inkilap başları Mustafa Kemal” diyerek, Nevruz’a yapılan atıflarla Türk mlletindek uyanışı her daim Nevruz’la özdeşleştirmişlerdir.
BU VESİLE İLE 21 MART NEVRUZ BAYRAMI’NINDA MİLLETİMİZDE YENİ BİR UYANIŞA VESİLE OLMASINI DİLİYOR NEVRUZ BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM.

İŞİ EHLİNE VERİN’
“Ey iman edenler! İnsanlar arasında adâlet edin ve emaneti, işi ehline (uzmanına, lâyık olana) verin(Nisâ Sûresi, 58.)”
31 Mart’ta özellikle yerel bir seçime giderken bazı çevreler toplumun dini hassasiyetlerini kaşıyarak seçimi ‘BEKA’ ya kadar getirmiş yerel yönetimlerde devletin yaşamsal sorunu olduğunu vurgu yapma gereği duymuşlardır. Oysa yerel seçimler merkezi iktidarların yani yönetimde söz sahibi olan yasa çıkartan kanun koyanların çıkardığı yasalarla Milli bütçeden kendisine düşen oranda halkına hizmet etmeye çalışan organlardır. Yerel yönetimler yasa yapmaz yapılan yasalar çerçevesinde halkına kendi bireysel ya da yönetme becerisi oranında katkı sunarlar. Böylesine aday ve proje odaklı bir seçimde çocuklarımızın ve ilçede yaşayan bireylerin hayatına direkt etki edecek bir seçimde “O GİTSİN BU GELSİN’ mantığı ile Durağan 40 yıldır kaybetmiş, çamura saplanmıiş patinaj yapan araç misali yerinden bir adım bile kımıldayamamış, yanlış müdahelelerle çamura daha da saplanmıştır. Bu gün müslüman insanın durması gerektiği yerde özellikle kendisine direkt etkileyen ve yerelde yönetime talip olan çocuklarının geleceğine, işine, aşına ve sevdiklerine etki edecek olan böyle bir seçimde yönetimi ehil olduğuına inandığı insanlara vermekle yükümlüdür. Bunu; Allah’ın sadece insanlara verdiği akılla yapmalı yönlendirmelerden uzaklaşarak, vicdanı ve kendi aklı ile sandığa gitmelidir. İşte o zaman vicdanı ve aklı ona doğru olanı gösterecek ehil olanı aklına yatanda bulacaktır. Akıl sadece insanoğluna mahsus bir organdır. Kullanmak insana düşer! Yerelde hizmet edeceğine inandığı kendisine projeleri ile güven veren, ikna eden adayla birlikte olan kişi aslında kendine de hizmet etmiş olur. Yasa yapmayan, kanun çıkarmayan sadece kendisine verilen görevler doğrultusunda adil, adaletli, sorunlara çözüm bulma noktasına yardımcı olan, yoksula mazluma mağdura uzanan el olan kişiyi akıl yolu ile bulup çıkartmalıdır. İŞİ EHLİNE VERDİĞİNİZDE ASLINDA VİCDANINIZI DA RAHATLAMIŞ OLURSUNUZ… saygılarımla..

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest