HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLMALI!

“Her şey çok güzel olacak!”..
Ne güzel bir slogan..
Ne güzel bir umut..
Ne özlemli ifade..
Ne çok aranılan huzur..
Bunda rahatsız edici durum nedir?
Her şey kötü mü olmalı? Her şeyi kötü olanlar, her şeyi kötü hale getirenler mi rahatsız bundan? Niye yasaklandı ki?

16 Nisan referandumunda da “HAYIR” yazan ifadelerin yasaklandığı basına yansımıştı. “Hayırlı” Cumalar gibi..
Geçen yıl bugünlerde 24 Haziran seçimlerine gidiyordu ülke. Her yıl seçime odaklanan fakat ekonomiye önem vermeyen bir yönetim anlayışı hakim. Makam kaygısı, koltuk kaygısı, yandaşların kaygısı ülkeyi her sene seçime götürür noktasına geldi. Hatırlar mısınız? Geçen yıl meydanlardaki o dili.
Akşener’e, Karamollaoğlu’na aylarca iftira attılar, bir tane soruşturma açan ya da suç duyurusunda bulunan olmadı. İnce’ye aylarca iftira attılar, bir tane soruşturma açan ya da suç duyurusunda bulunan olmadı. Şimdi de İmamoğlu’na her türlü iftiralar atılıyor. Soruşturma açan, suç duyurusunda bulunan olmadı. Ortada suç yok demek ki!. Gerçek olan şu ki; Büyük bir algı yönetimi var. İftira algısıyla medya olağan gücüyle saldırıyor. Nedense her seçim öncesi muhalefetin adayı her kimse iftiralar daha çok onun üzerinde yoğunlaşıyor. İktidar karşıtı yarışan herkes bu iftiraların kurbanı oluyor. Ne yazık ki bu da, devletin tüm imkanlarını kullananların desteği ile yapılıyor. Seçim sonrası ise bu söylemler unutulup gidiliyor. Yapan yaptığı ile, eden ettiği ile, atan attığı ile kalıyor.

***
İmamoğlu kimdir?
İmamoğlu, tam 7 sene cephelerde savaşmış İstiklâl madalyalı Gazi Mevlüt İmamoğlu’nun torunudur. Onun siyasi kimliği kişiliğinin önüne hiç bir zaman geçmemiştir. Ülkücü Oktay Karadeniz de “Ahde Vefa” başlıklı yazısında İmamoğlu için saraya yanaşmayan tüm ülkücülere çağrı yapmıştır. “Ahde vefa imandandır” diye başlayan yazısında İmamoğlu için şu ifadelere yer vermiştir:

Çağrım yalnızca ülkücülere!..
“Ahde vefa imandandır. Ülkücüler kardeştir. 1980 öncesi Çukurova Üniversitesi’nde öne çıkan ülkücü isim rahmetli Ali Müdafa İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun amcasıdır. 1980 cuntasının işkencelerine dayanamayıp hasta olup rahmete kavuşmuştur. Babası Hasan İmamoğlu’da rahmetli başbuğun yoldaşıdır. Ülkücüler gereğini yapacaktır.” diyerek yazısını tamamlayan Oktay Karadeniz alttaki dizelerle yazısındaki son noktayı da koyuyor.

“Surda bir gedik açtık, mukaddes mi, mukaddes. Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es…”

Vel hasılı;
Gördüğüm, hisettiğim kadarıyla;
İmamoğlu bir kere dahi efendiliğini, üslubunu bozmayan her türlü iftiraya rağmen somut olarak hiç bir soruşturma geçirmemiş, hak yememiş, başkanlık yaptığı Beylikdüzü Belediyesi’nde de bu duruşunu hep muhafaza etmiş kişilerden birisidir. Beylikdüzü sınırları içerisinde kişisel olarak hem milli değerlere, hem de manevi değerlere önem vermiş, sahip çıkmıştır. Yıllardır Beylikdüzü’nde aile ve devlet terbiyesi anlayışı ile başarılı işlere imza atmıştır. Belediyedeki başkanlığı süresince kimsenin hakkını yememiş, hakkında şaibe çıkmamış, soruşturmaya tabii olmamış, uydurulabilecek iftiralara dahi malzeme olacak hâl ve hareketler içerisinde olmamıştır. Mütevazı ve sakin yapısını hep muhafaza etmiş şuur ve bilinçle incitmeden konuşan, saygılı, edepli, sakin ve sabırlı duruşunu korumuş, kendisini temiz olarak yetiştirmiş dürüst siyasetçilerden biridir. Tersi bir durum olsaydı şayet Beylikdüzü belediyesi üzerinden çarşaf çarşaf hedef haline gelir, yandaş medyanın iftira kampanyasına daha çok dahil edilirdi. İmamoğlu’na sahip çıkmak kul hakkına sahip çıkmaktır. Mesele hak meselesidir.

***
Bir kasede 4 parça limon!
Bir zarfta 4 parça pusula!..
Bu akşam iftar sonrası bir AKP’liyi ikna etmek ve kendisinden İmamoğlu’na oy istemek için yanına gittim. Yaşanan hukuksuzluğu özetledim. Bir mekânda oturduk, karşılıklı çay içtik. O esnada ben bir parça limon istedim. Mekânda çalışan emekçi garson kardeşimiz küçük bir kasede 4 küçük parça limon getirmiş. Muhabbet tam devam ederken kaseyi önüme aldım. Tam da denk geldi örnek vermek adına. “ Kasedeki kesilmiş limon parçalarını görüyor musun?” dedim. “Evet görüyorum” dedi. “Kaç parça görüyorsun peki?” dedim. “4 parça” dedi. Bir kasede 4 parça limon. Bir parçasını çıkardım peçetenin üzerine koydum. “Şimdi bak” dedim. “Aynı kasede, aynı oranda eşit kesilmiş 4 parça limonun birini çıkardım. 3 tane kaldı” dedim. Şimdi YSK aynı zarfın içine konulan 4 pusuladan sadece birini iptal ediyor. O da İmamoğlu’nun kazandığı İBB seçimleri! oluyor. Peki aynı zarfta yer alan diğer üç seçimi niye iptal etmiyor? Sebebi, 39 İlçeden 25’ini AKP’li başkanlar kazandı da ondan. Baskıya boyun eğen YSK, kul hakkına girerek aldığı kararda aynı zarfın içinde yer alan İstanbul İlçe Belediye başkanlıkları seçimlerini iptal etmedi. Belediye meclis üyeleri seçimini iptal etmedi. İl Genel Meclisi üyeleri seçimini iptal etmedi. Muhtarlık seçimini iptal etmedi. Peki İBB seçimleri neye dayanarak iptal edildi? Zarfın içindeki 3 pusula temiz, 1’i mi şaibeli? Kaldı ki YSK’nın iptal gerekçesi, sandık kurullarında görev alanların kamuda memur olmamaları yönündeydi. Bu görevi veren YSK değil mi? Görevine gitmediği takdirde görev alanlara cezai işlem uygulanacağını belirten YSK değil mi? Aynı kurul görevlileri 16 Nisan referandumunda da görev aldı. 24 Haziran’daki Başkanlık sistemine geçiş seçiminde de görev aldı. Her partinin, özellikle de iktidar partisinin her okulda sandık başında tonlarca görevlisi vardı. Gözlemcisi, temsilcisi vardı. Göz önünde onların huzurunda çıktı sonuç. İnşaAllah #HerşeyÇokGüzelOlacak! Ne diyelim..

Uyarı!..
İftar sofraları israf sofraları olmamalı. İftar sofraları iftira sofraları olmamalı. Ramazan-ı şerif ayını yanlış anlayanlar var. Ramazan ayı sizin anladığınız gibi değil. Ramazan samimiyet ayıdır. Gösteriş ayı, şov ayı hiç değildir. Kul hakkı yemekte orucu bozar. Hakka, hukuka riayet edenlere, garipleri, fakirleri, yetimleri sevindirenlere ne mutlu.
Haftaya görüşmek dileğiyle..

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest