TARHANA OSMAN

Kim mi bu?
Ülkemizde beslenme sorununa ilk parmak basan kişi. Yanlış tarım politikaları konusunda 50-60 yıl öncesinden bugünleri gören kişi. 1966’da CIA’nın “Türkiye’de Pasifize Edilecekler Listesi”ne aldığı kişi.
Kısaca hayatından bahsedelim: 1918 İzmir doğumlu. 1943’te Ankara Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi’nden okul birinciliğiyle mezun oldu. Mezun olduğu yıl, “veteriner teğmen” rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katıldı. Askeri Veteriner Akademisi’nde asistan olarak çalışmaya başladı. Ankara Üniversitesi’nde “biyokimya” dalında doktor unvanını aldı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından “Ordu beslenmesinde son gelişmeler ve ABD ordusunda beslenme çalışmaları” konusunda inceleme yapmak üzere ABD’ye gönderildi.

Dört yıl sonra yurda döndüğünde, 1953 yılında Askeri Biyoloji Enstitüsü kimyagerliğine atandı. Ankara Tıp Fakültesi Biyokimya Kürsüsü’nde gıda kontrolü ve hijyen doçenti oldu. Askerlikten ayrıldıktan sonra 1961 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev aldı, daha sonra Tarım Bakanlığı’na geçti. Bu arada sürekli beslenme konusunda konferanslar verdi, bilimsel yayınlar yaptı. İnsanın bir başka insan tarafından sömürülmesinin biyolojik yönlerini anlattı. 1966 yılında CIA tarafından “Türkiye’de Nötralize Listesi”ne alındı ve “istenmeyen adam” ilan edildi. 1953-1978 yılları arasında 65 kitabı yayınlandı. “Gıda Emperyalizmi”, “Sessiz Savaş” ve “Açlık Korkusu” en çok tanınan kitapları. 1994 yılında Ankara’da vefat etti.
Peki, O’nu önemli kılan ne, lakabı mı? Tabi ki hayır…
O 1950’li yıllarda Marshal yardımı adı altında ABD’den Türkiye’ye gönderilen “Süt tozu, margarin ve Buğday” karşıtlığı ile tanınan, ülkesini seven bir bilim insanıdır.
Yaşı 50 dolaylarında olanlar hatırlayacaktır, bir zamanlar özellikle ilkokullarda çocuklara süt tozundan yapılan içecekler bedava dağıtılırdı. Bu durumu; “Kendi öz kaynaklarımızı baltalıyorlar, hayvancılığımızı bitirmek istiyorlar, bizi başka ülkelerin eline bakar hale getirecekler” diyerek şiddetle eleştirmişti Tarhana Osman. Hatta süt tozunun içinde “kanser yapan” bir madde olabileceğini de ısrarla söylüyordu. Ama dinleyen pek yoktu.
1960’lı yıllarda ABD, dünya soya yağı üretiminde dünya birincisi idi. Bize soya yağı satabilmek için ülkemizde soya yağı ekimini yasaklattı. İthal soya yağı, artık “margarin” olarak evlerimizdeydi. ABD, güya “yardım” adı altında Türk tarımına ikinci darbeyi de indirmişti. Margarin o kadar ucuzdu ki, millet tereyağı ve zeytinyağını terk edip margarin yemeye başlamıştı. Hatta köylü, ürettiği tereyağını pazarda satıp, akşam eve margarin alıp götürüyordu. Tereyağı ve zeytinyağı üretmek, artık “kârlı iş” olmaktan çıkmıştı. Margarin, bizim geleneksel yağlarımıza ilk darbeyi vurmuştu. Ülkemizde kalp-damar hastalıklarının yaygınlaşması da bu yıllara rastlar.
O yıllarda televizyon yok. Gazeteler, bugünkü gibi en ücra köşelere kadar ulaşamıyor. Tek iletişim aracı, radyo. Tarhana Osman, radyo konuşmalarında halkı soya yağına karşı uyarıyor, zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları yemelerini söylüyor. Bu arada hemen hemen her radyo konuşmasında da halka “tarhana” yemelerini öğütlüyor. Ve böylece Tarhana Osman namı yürüyor.
Ülkemizde son dönemde tarım bitti, sağlığımız bozuldu tartışmaları aklıma asıl adı Osman Nuri Koçtürk olan bu bilim insanını aklıma getirince sizlerle paylaşmak istedim. Kısacası ülkemizdeki özellikle tarımsal üretim konusunda oynanan oyunların yeni olmadığını belli bir plan doğrultusunda hala devam ettiğini bilin istedim.
Tarhana Osman’ı hatırlayınca Canan Karatay hocanın kulaklarını da çınlatmadım değil…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest