YA KIYAMET KOPSAYDI!

Elazığ’da gerçekleşen 6.8 şiddetindeki deprem Türk milleti olarak hepimizi derinden üzdü. Geçmişte yaşanan acı hadiseleri yeniden hepimize yaşattı. Meydana gelen depremde, yaklaşık 41 vatandaşımız yaşamını yitirdi. 45 vatandaşımız da görevli ekiplerce özverili çalışmalar neticesinde enkaz altından sağ salim çıkarıldı. Yüzlerce yaralı vatandaşımızın da yaşanan deprem sonrası tedavileri çeşitli hastanelerde aralıksız sürüyor. Bu acı hadisede çıkarmamız gereken çok dersler var. Özellikle ülkenin devlet kademelerini, kurumlarını temsil eden, ülkeyi yöneten ve tüm yetkileri elinde bulunduran siyasi iktidarın daha çok ders çıkarması, çekidüzen vermesi ve daha çok düşünmesi şarttır. Süreç bundan sonra tedbire dayalı olmazsa felaketlerin boyutu hiç düşünülemez. İşte tam da bu noktada, “Tedbirini al, takdirini bekle!”, “Eşeğini sağlam kazığa bağla” gibi hepimizin yakinen bildiği ata sözlere kulak vermesi, uyarıları dikkate alması icap eder. Beton ekonomisinden, toprak ekonomisine geçilmezse hızla çöküşe doğru sürüklenmemize ramak kalabilir. Böyle bir an da dünyanın, dünya saltanatı ve saraylarının hiç bir hükmü olmadığını daha çok hissetmeli, dünyalık hırsıyla, kul ve yetim hakkıyla doymak bilmeyenler de iliklerine kadar bir gün ölüp her şeyini musalla taşında bırakacağını, hesap vereceğini hissetmelidirler. 18-20 yıllık dönemde bu gibi doğal afetler için toplanan deprem sigortası paralarının hazır bulundurulması gerektiği anda bu paraların yaşanan acı olaylar sonrasında daha çok sorgulanabilirliğini arttırmakta, şüpheleri gidermeyecek endişeleri göz önünde gündeme taşımaktadır. Merkez Bankası’nın olası zor günler için ayırdığı “Kefen parası” olarak tabir edilen paranın harcanması, söz konusu deprem paralarının harcanması, hatta 15 Temmuz sonrası “Şehit aileleri” adına toplanan paraların buhar olması gibi iddialar hadiseler sonrasında tekrar gündeme gelmekte ve tartışılmaktadır. Bizler Türk milleti olarak acılarımızı paylaşabiliyor, imece usulü birbirimize maddi ve manevi yardım ederek kenetlenebiliyoruz. Ancak ülke öyle bir hâl aldı ki, bu hadiselerden dahi çıkarını düşünenler olabiliyor. Özellikle nakdî yardımların depremzedelere ulaşıp ulaşmayacağı gibi soru işaretleri oluşabiliyor. Güven denilen olgu her gün duyulan yolsuzluklardan, kirli ve düzensiz işlerden anlamını yitirdi. Devleti temsil edenlerin de bu anlamda güvenirliliğini kaybettiği zaman zaman ifade ediliyor. Mesela, kendi kanalında muhabirlikten medya patronluğuna kadar yükselen daha doğrusu milletin dini, ahlâki ve örfi adetlerini bozmada görevlendirildiğini düşündüğüm Acun Ilıcalı’nın kendi kanalında depremzedeler için topladığı paralar sağlıklı bir şekilde yerine ulaşacak mı? Bunu kim, nasıl bilecek? Kaldı ki kendisinin de, “Umarım yerine ulaşır” şeklinde ağzından çıkardığı şüpheli bir ifade sosyal medyada da gündem oldu. Acun’un depremzedeler için canlı yayında para toplama kararının kendisine ait bir düşünce olmadığını, bu konu da görevlendirildiğini, bu işin tertip edilmesi açısından özellikle kendisinin seçildiğini düşünüyorum. Benim fikrim bu yönde. Dahasını düşünmek dahi istemiyorum. Allah bilir ne diyelim..
Dedik ya deprem bize ders olmalı diye.. Olaylardan: İbret almalı, ders almalı, tedbir almalı. Her acı insanlık için büyük mesajlar barındırır. Tedbir alınmamasına uyarıdır. İbret alınmamasına uyarıdır. Ders çıkarılmamasına uyarıdır. Vicdanları kirlenmişlere uyarıdır. Adalete uyarıdır. Doğayla oynayana uyarıdır. Malzemeden çalanlara uyarıdır. Zalimlere uyarıdır. Kul hakkı yiyenlere, haram yiyenlere, kutsal değerleri ezene geçene uyarıdır. Milli değerleri yok edene uyarıdır. Toprağı ranta çevirenlere uyarıdır. Geriye enkaz, acı, kan göz yaşı bırakır. Bu deprem de bilim adamlarına kulak asmayanlara, “Her şeyi biz biliriz” diyenlere uyarıdır. Haşa, “Dünyayı ben yarattım!” havasına girenlere uyarıdır. Kibirli olanlara uyarıdır. “Sizleri ben doyuruyorum” diyenlere, israf edenlere, yandaşını düşünenlere uyarıdır. İlmi müesseselere, Kur’an kurslarına baskı yapanlara uyarıdır. Sebepsiz hiç bir şey olmaz. Bir yere kalkıp gitmekte sebep, yemek yemekte sebep. Bela ve musibetlerde birer sebep. 20 yıldır milletten toplanan deprem paraları ortada yok deniliyor. AKP eski Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek, bakanlık görevini yürütürken toplanan deprem paralarının başka işlerde kullanıldığını açıkca beyan etmişti. Acımız elbette ortak ama ya muhalif belediyeler olmasaydı. En önde koşanlar onlardı. Ya onların 6 aylık tasarruf etme mücadelesi olmasaydı? Bunlar gözardı edilmemelidir. Elazığ depremi hepimizin yüreğini yaktı. Bu deprem çok geride kaldığımızın göstergesidir. Aynı dünyada yaşadığımız bir de Japonya var. Onlarda etten kemikten bir insan topluluğu. Ama işlerini sağlama alıyor, tedbir alıyor, çürük malzeme kullanmıyor. Onlara 6.8’lik deprem adeta sinek vızıltısı gibi geliyor. Umarım yanlış anlaşılmadık. Gerçekler hepimiz için. Acı bir deprem oldu ve hepimiz üzüldük. Deprem sonrası yaralarımızı bir şekilde sarıyoruz. Ya kıyamet kopsaydı? Ya mahşer günü gelseydi? Ya hesap vakti denilseydi? Tekrardan büyük geçmiş olsun Elazığ. Allah bir daha bu acıları bizlere, ülkemize yaşatmasın. (Amin)

Asıl kahraman Türk milletidir!
Arama kurtarma çalışması bitti.
Enkaz çalışmalarında yer alan askerinden polisine, AKUT’undan AFAD’ına, itfaiye personelinden, sağlık çalışanlarına kadar hepsini tebrik ederim. Askeri, polisi, AKUT’u, AFAD’ı, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve daha nice belediyeler Elazığ depreminin enkazında yoğun mücadele ettiler. Depremin ilk dakikalarında kendi imkânlarıyla oradaydılar. Maalesef medya ordusu bunları görmezden gelerek sadece bir suriyeli gencin enkazdan birini kurtardığı algısını yayıp “Süper kahramanımız” imajını verip durdular. Kepçelerin, iş makinelerinin çalıştığı, yüzlerce resmi ekibin, gönüllü kişilerin yer aldığı çalışmada herkesin eli, ayağı, toz, toprak, çizik, yara içinde o enkazın izlerini ellerinde taşırken, suriyeli genç dedikleri kişinin ellerinde bir çizik dahi yoktu. Ya da ben göremedim. Malum medya sahte kahraman üretmeyi bırakmayıp gerçek kahramanları görmezden geldi. Deprem üzerinden algı yapmayı da, siyasi rant elde etmeyi de ihmal etmedi. Kötü niyetlere “Cici çocuk” iliştirmeyi bırakmadılar. Bu milletin gerçek yiğitlerini paylaşın. 5 yaşındaki yavruyu kurtaran itfaiye erini paylaşın. Azize’ye telefonda, “Sen bir annesin sabret” diyen kadını paylaşın. Masalı bırakın. Depremden ders alın, ibret alın. Acılara acı katmayın, bölmeyin milleti. Sorgulayana, tedbiri tavsiye edenlere köpürmeyin. Biraz sorumluluk taşıdığınızın farkına varın artık.

İşte süper kahramanımız budur!

Elazığ depreminde, vatandaşların enkaz altından canlı olarak çıkarılması için fedakarca çalışan, açtıkları delikten sürünerek girip enkazın altındaki Ayşe Yıldız’ın sesini duyduktan sonra onu kurtarmak için 12 saat uğraşan, “Seni kurtarmadan buradan çıkmayacağım” diyen cesur Türk kadını Jandarma Astsubay Zehra YILDIZ’ı tebrik ederim.

Muhalif belediyeleri tebrik edin!

“Suriyeli enkazdan depremzede kurtardı” algısı oluşturuyorlar ve ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Utanın biraz. Adamın ellerinde bir tane çizik yok. Bırakın bu ayak oyunlarını. Asıl tebrik edilmesi gereken kahramanlar burada!

Depremin ilk dakikalarından itibaren tüm ekiplerini ve imkanlarını seferber ederek Elazığ’a gönderen ve seyyar yemekhane, sıcak ekmek için seyyar fırın gönderen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, enkaz altından saatlerce 7 depremzedeyi çıkaran belediye itfaiye ekibini Ankara’da karşılayarak tebrik etti.

   ALİ OSMAN ÖNDER

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest