DOĞAL FELAKETLER İMTİHANIMIZ , POLİTİKALAR İSE AKLIMIZIN ESERİDİR..

2020 ülkemiz açısından felaketlerle geldi felaketlerle devam ediyor…
Yıllara uğursuzluk yüklemek ya da onlar üzerinden yorumda bulunmak pek adedim değildir….
Bu nedenle suç 2020’nin ya da onunla başlayan bir süreç değildir. Bazı yıllar vardır izler bırakır 1999 depremi gibi.. İz bıraktığı dönemde herkes konuşur onunla ilgilenir(miş) gibi yapar ama süreci ‘miş’li, mış’lı’ cümlelerle tamamlar ‘acak ecekler’ le btirirerek bir başka döneme havale ederler…
O dönem belli bir kesim Ecevit iktidar oldu deprem oldu gibi sözlerle kamuoyunda bilinçaltına hitap eden söylemler geliştirmişti.. İşte o sözleri söyleyerek dini argümanlarla insanımızın kafasını karıştıranlar cahilliğinden faydalananlar acaba bu günde iktidarı suçlayabilmekte midir?
Oysa Deprem insanın biriken enerjisi ve patlaması gibidir. Biriken enerji öyle ya da böyle gün yüzüne çıkmayı ve kendini insanoğluna hatırlatacaktır. O dönemlerle ilgili olarak bilimadamları da bu yönde çalışmalar yapmakta ve gelecek olan deprem gerçeğinin altını çizmektedirler. O nedenle bu günlerde İstanbul depremi, Marmara depremi gün sayıyorsa yarın oluşacak felakette yılların ya da yönetenlerin doğaya olan etkisinden değil doğaya karşı yapabilecek bir şeyleri olmadığı gerçeğini bilmelerindendir.. Yapılacak tek şey doğanın kendini yenileyeceği, enerjisini boşaltacağı bu süreçte yönetenlerin tedbir alması, önlem alması, vatandaşını da buna göre yönlendirmesinden, denetlemesinden geçmektedir.
Bir başka felakette Suriye de düştüğümüz durumdur!!!
Yaptığımız dış politika ile ne A BD’ye ne de Rusya’ya dost olabildik… Müteffiklerimiz sözde bizle gerçekte karşımızda kim varsa onunla kuyumuzu kazmaktadır. Atatürk’ün, Amerikalı gazeteci Marcosson’a verdiği röportajda söylediği sözlerin bir bölümü bu günleri hatırlatmaktadır. İşte o sözler: “Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onların da hakkından gelecektir…”
6 ayda Şam’da Emevi camiinde namaz kılmak için çıktığımız yolda şimdi şehitlerimizi uğurluyor cenaze namazları kılıyoruz.. Bu üzücü durum Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek’e sorulduğunda gülerek verdiği “Şehit vermeden olmaz” cevabı ise sinirlerimizi yerinden oynatıyor!!!
Evet ülke savunmasında verilen şehitlerle, güvenlik için dünyanın neresine giderse gitsin görev yapan Mehmetçiğimizle birlikte atacaktır,Türk milletinin yüreği…
Siyasilerin yanlış kararlarının bedelini ödeyen Mehmetçik; Suriye de, Libya da kim için ne için mücadele ettiğine ise tarih tanıklık edecektir!!!??? Maalesef bozulan ekonomi, bir gün Rusya ile diğer gün ABD ile sürdürülen anlaşılamaz ilişkilerde kamuoyunun sorgulaması gereken bir ayrıntı olarak öne çıkmaktadır. Şehitlerimizin gelmesinde Rusya bilinçli bir taktik izlediği izlenmi doğmaktadır bende.. Rusya;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretine misilleme olarak gerçekleştirilen bu saldırıdan haberdardır.
Ama bizim ülkemizde tesadüfler gerçeklerin gölgesinde değerlendirilmekten yoksundur. Ülkeler arası politikalarda tesadüfler, Darwin teorisine benzemez.. Mesajlar bazen yazılı bazen kanunlarla bazende eylemsel olarak hissettirilir. Rusya Suriye de istediğini almış Esad’ı kontrol ederek Esad üzerinden ortadoğu’da yeni dengeler oluşturmakta Türkiye ise kendi çıkarlarını korumak için yoğun bir dış politika ile kendini sahada hissettirmeye çalışmaktadır. Başarabilir miyiz ? Bunu da yaşarsak göreceğiz!!!!
Evet bu gün Suriye bataklığından şehit haberleri gelirken Elazığ deprem, Van-Bahçesaray karayolunda çığ düşen minibüste olduğu değerlendirilen 2 kişiyi arama çalışmalarında yaşanan felaketle sarsıldık. Arama ekiplerinin üzerine düşen çığda 33 kişi hayatını kaybetti. Bir kişinin hayatı için insanımız, görevlilerimiz canını ortaya koyarken bilimsel gerçeklerden uzaklaşılması daha başka acı kayıpların yaşanmasına yol açabiliyor. Bunun son örneği de yaşanan bu çığ felaketi olmuştur… İnsan hayatı uğruna görev yapan ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet kederli ailelerine ve sevenlerine sabırlar versin.. .
Velhasıl doğanın gerçeği yönetenin insan olma erdemi ile imtihanıdır…
Ülke olarak ne olursa olsun dışarıdan ve içeriden gelen bütün tehditlere karşı Türkiye olarak tek bir bütün halinde omuz omuza verme zamanıdır.

CENNETTE YAŞIYORSAK, BERABER YAŞAYALIM
Bu yıl Durağan TÜİK verilerinde möerkez ilçe olarak ciddi bir nüfus artışı yaşadı. 31 Mart yerel seçimleri için akrabaları olan muhtar adaylarını desteklemeye gelen nüfus geri giderken ilçe merkezinde yaşanan artış ilçeye gelecek ödeneğin artmasına yol açacaktır. İşte o nedenle yaklaşık 3 aydır sürdürülen çalışmalar neticesinde gurbette ki Durağanlılardan Durağan içn önemli bir hizmet yapılmıştır. Bu şu değildir; ekonomi canlanacak, esnaf rahatlayacak memur elecek Durağanlının yüzü gülecek… Bunu hayal etmeyin(!) bu sadece belediyenin zorlanan mali yapısına katkı sunacak, yarım kalan yatırımlara ödenek sağlayacak, belediyedeki işçinin memurun maaş ödemesindeki zorluklara bir nebze de olsa katkı sunacak…
İller Bankasından belediyelere verilen kişi başı Milli gelirden alınan pay yükselerek gelir artışı sağlanmış olacak..
Çözüm mü?Değil! Amma geçici de olsa 1 yılı kurtaran önemli ve ciddi bir çalışma olarak değerlendirilebilir.
5779 sayılı kanunla düzenlenen Belediye paylarının tahsisine ilişkin esaslar
MADDE 5 – (1) 2 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen orana göre ayrılan belediye payının; yüzde 80’lik kısmı belediyelerin nüfusuna ve yüzde 20’lik kısmı gelişmişlik endeksine göre İller Bankası tarafından belediyelere dağıtılır….
Hükmü gereğince dağıtılacak… yönetmeliklerle değişik hesaplamalarla belediye gelirini korumanın derdine düşmüş..
Esnaf ve bize gelince seyredelim, bekleyelim ne de olsa işimiz duaya kaldığını belediye de görmüş olacak ki; her perşembe dua ile yetiniyor, esnaf şükrediyor, biz ağlanacak halimize gülmeye devam ediyoruz… Siz yine de; Durağan’ın düzelmesi için dualarınızı eksik etmeyin!!!… Bakın gurbetten gelen, Almanya’dan gelen ‘cennette yaşıyorsunuz’ diyor da konaklayıp kalanı, yatırım yapanı, yapıpta Hala devam edeni ben daha görmedim. Biz Cennette yaşıyorsak onlar ekmek derdi için cehenneme razı olmuşsa sahi bizim ekmek derdimiz mi yok! yoksa birileri cennet adı ile bize ekmeği zehir etmişte haberimiz mi yok???!
Saygılarımla..

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest