ENKAZ BIRAKTINIZ!

Geçtiğimiz haftayı acı haberlerle atlattık.

Önce depremler..
Arkasından Van’da düşen çığ..
Akabinde şehitler…
Seller, şiddetli fırtınalar..
Uçak kazası, yangınlar, heyelanlar..
Sonrasında büyük toplu kazalar..
Belalar, afetler derken bir çok vatandaşımızı, şehit askerlerimizi, canla başla mücadele eden görevli personellerimizi yitirdik.

Toplum olarak kendimizi sorgulamamız, tedbirleri göz önünde bulundurmamız, bazı ince şeyleri daha çok düşünmemiz gerekiyor. Doğayla intikam halinde olmak, topraktan hırsını alamamak, adaletsizliği tesis ve entegre edip adiliyet duygusundan uzak bir yapının hakim olduğu ülkemizden acılar eksik olmuyor. Her gün acıyla yatıp kalkar olduk. Her gün “Adalet” diye bağıran milyonlar olduk. Huzur eksik içimizde.
Elazığ depreminin üzerinden günler geçmesine rağmen yaralar henüz sarılabilmiş değil. Acıları yüreğimize gömmek kolay değil. Her olaydan bir ders çıkarmak gerek. Elazığ depremi üzerinden toplanan nakdi yardımlar yerine ulaştı mı? Gönderilen malzemeler, toplanan milyonlar depremzedelere sıcak bir yuva olabildi mi? Olabildiyse ne mutlu. Ya olamadıysa?.. Sorgulanması gerekenler sorgulanamazken bazı müptezeller ortaya çıkıyor depremzede vatandaşlarımız üzerinden zerre kadar bir kuruşlarının dahi nasip olmadığı ilim tahsil edilen binalara göz koyuyor. O binalarda haram kuruşlar yok. Soyulan, çalınan haksız aktarımlar yok!..
Haydi başka kapıda havlayın!..

Çanakkale’de yoklukta savaşan bu millet, ülkesinde keyif çatana dur diyebilmeli!..

Suriye’den peş peşe şehit haberleri geliyor. İdlib’te verdiğimiz şehitler hepimizin yüreğini yaktı. Ancak ateş en çokta düştüğü yeri yakıp kavuruyor. Suriye bataklığında Türk askeri canıyla, kanıyla mücadele ederken suriyelilerin akın akın Türkiye’ye giriş yapması ise vicdanları daha da acıtmaktadır.

Türkiye’de yaş ortalamasına bakıldığında binlerce, belki de milyonlarca vücudu sapasağlam genç suriyeli var. Bugüne kadar Türk askerinin suriye topraklarında vermiş olduğu mücadelede bir suriyelinin yüreğinin sızladığını gören oldu mu? Ya da her gün Suriye’de şehit düşen Türk askerlerinin şehit cenazesine gelen bir Suriyeli gören oldu mu? “Bizim için şehit oluyorlar” deyip ağlayan, göz yaşı döken, dua eden ve teşekkür eden bir suriyeli oldu mu? Türk askeri Suriye’de şehit düştüğü vakit milyonlarca suriyeli’den şehitler için bir açıklama veya tepki gördünüz mü? STK, dernek ya da oluşumlarından birisi de çıkıp, “Türk askeri Suriye’de şehit oluyor, bizim eli ayağı sağlam, silah tutabilecek kadar iri, diri olan gençlerimiz burada aylak aylak beleşten geçiniyor” deyip vicdan muhasebesi yaptıklarını ya da yapıyor dediklerini duydunuz mu? Bir kez olsun milyonlarcası bir araya gelip kenetlenerek, “Cepheye biz de gideceğiz” diyen, en azından moral olsun diye Türk askerine topluca dua eden oldu mu? Onları gururla karşılayan oldu mu? “Bizi de askere alın, bize de silah verin. Artık kendi vatanımızı biz de savunacağız, yüreğimiz yanıyor” diyeni var mı? Tüm bunları geçtim. Cumada dahi hiç bir safta göremeyeceğiniz, göremediğiniz ve görmediğim aynı zaman da kasıtlı olarak getirildiği sık sık ifade edilen ve bir BOP projesinin yığıntısı olduğu söylenen bir toplu oluşuma “Ensar – Muhacir”in yakıştırması da yapılmaktadır. İşin uzmanları ise bu tehlikeli gelişi bağıra bağıra, “Bu bir işgal projesidir. Misafirlik değildir. İş çığrığından çıktı. Bu bir BOP tuzağıdır.” diye avaz avaz anlatıyor.

Gelin tövbe edin büyük enkaz bıraktınız!

Bakan siz.
Başbakan siz..
Milletvekili siz..
Amir, müdür siz..
Savcı siz..
Hakim siz..
Polis, jandarma, bekçi siz..
Tek adam, tek seslilik siz..
Tüm yetkileri kendinize bağlayan,
“Ülkeyi ben yönetiyorum” diyen sizsiniz. “Başkanlık gelirse her şey daha iyi olacak” diyen sizsiniz. “Ülkede olan bitenden sorumlu biziz” diyen sizsiniz. “Dağda koyunun ayağına diken batsa bundan biz sorumluyuz” diye twit atan, seslenen sizsiniz. “Bizden izinsiz yaprak kımıldamaz” diyen sizsiniz. “Yetki biz de” diyen de sizsiniz. Pardon da suçlu niye hep biziz? Suçlu niye yetkisi olmayanlar? Siz hariç niye herkes suçlu? Yarın, öbür gün sizler de öleceksiniz, sizler de musalla taşına gideceksiniz her fani gibi. Ölüm gerçeği size de var. O saltanatlar içinizdeki canın o bedenlerinizden ruhunu teslim ettiği gün her şeyiniz dünya içinde kalacak. Yaptıklarınızla sizler de baş başa kalacaksınız. Gelin tövbe edin. Kendi kendinize çıkın “Günahkârız” deyin!. Çok şeyimizi kaybettik sayeniz de. Gelin bunu yapın bari. Kendiniz için yapın. Torunlarınız, çocuklarınız için yapın. Yoksa işiniz çok ama çok zor. Allah’a hesap büyük. Güzel ülkemize kıydınız, değerlerimizi yıktınız..

FETÖ’nün siyasi bacağı!

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları devam ediyor. Yersiz bir tartışma. Çünkü bununla ilgili defalarca mecliste verilen tüm araştırma önergeleri AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Aydınlatılması istenmedi. Açığa çıkması istenmedi. Olayı çözmek basit. Aslında çok tartışmaya da gerek yok. Aile ve akrabalık bağı FETÖ’yle kimin yolu birleşiyorsa ayak, bacak parmak, göz, gövde, kulak ortaya çıkar. Örneğin; Hakan Şükür FETÖ kaçağı. Nerede? ABD’de. Nikâhını kim kıymıştı? Hangi partide milletvekili yapıldı? TRT’de kadrolu spor yorumcusu olarak kim kendisine uzun yıllar rant sağladı. FETÖ referandumlarda kime oy istedi? Türkçe Olimpiyatlarını kim hortlattı? Mantar gibi dersanelere kim izin verdi? Oraya kimler milletin çoluğunu çocuğu yönlendirip zehirlemeye ön ayak oldu? FETÖ’nün elini öpmek için kimler ta ABD’ye gidip sıraya girdi. Kapıda sıra bekledi. Velhasılı; Kimi kız vermiş, kimi gelin almış, kimi damat olmuş, kimi bacanak, kimi enişte, kimi kayınpeder, kimi kayınvalide, kimi kayınço. Hepsinin yolları köşe dükkanda birleşiyor. Kırmaya, dökmeye gerek yok. Ergenekon kumpasında “Biz bu davanın savcısıyız!” diyenler her kimse siyasi ayağı da, bacağı da odur. Başka söze gerek var mı? Çözmek zor değil ki..

Ali Osman ÖNDER

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest