TÖREN BİTMİŞTİR OĞUL!…

Değerli okurlar İdlib’de 27 Şubat’ta kahraman Mehmetçiğimize yapılan saldırı sonrası 33 askerimiz şehit olmuş 32 askerimizde yaralanmıştı. 27 Şubat’tan bu güne kadar ise artan şehit sayımız ve yeni yaralılarımız var. Başta büyük Türk milletine başsağlığı dilerken, ocaklarına ateş düşen yiğit Mehmetçiğin ailelerine ancak sabır diliyor taziyelermizi sunabiliyoruz. Ateş düştü yüreklere hiç bir söz kar etmez… Yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz.
Bu gün herkes bir şeyler söylüyor hamaset nutukları, klavye başında savrulan sözcükler, iktidar muhalefet mücadelesinde sarf edilen sözler ama hiç bir şey yaralara merhem olmuyor..
Sosyal medyada paylaşilan ve insanı duygulandıra resimli bir şehit babasın ait sözler var. Gerçek ya da hayal ürünü olabilir ama anlam yüklü düşünülmesi gereken sözcüklerle tasvir edilmiş. bakın o resim ve altındaki sözlerde ne diyor;
“SEN VE BEN KALDIK OĞUL ;BAK GİYİNDİM ASKER CEKETİNİ…
Nutuklar atan, siyah takım elbiseli adamlar, Mercedes’lere binip gitti.
Cenazende ön sırada protokolden dirsek yedim.
Kamerayı gören koluma girdi. Flaşlar, kameralar, muhabirler derken…
Herkes evine gitti herkes.Bir tek sen ve ben kaldık oğul…TÖREN BİTMİŞTİR OĞUL.

Törenlerin bittiği şehitlerin gelmediği bir ülke olmak bu coğrafyada oldukça zor…
Bu sıralara sadece eski yazılarımdan yazılar yayınlamak hatırlatmak istiyorum. Çünkü bize her türlü sözü söyleyenler geçmişte ne yazdığımızı ne olduğunu bilmelerini isterim. 3 Aralık 2015 tarihinde yazdığım yazıda Türkiye’ye biçilen rol modeli ve bu günlere nasııl geldiğimiz hatırlamaız açısından önemlidir. Herkes gördü ama birileri görmek istemedi. Bu gün Putin’le görüşülecek sonuç mu? bilinki; değişen bir şey olmayacak yine olan bize bizimn askermizie olacak Türkiye yalnızlığa itiliyor. Maalesef Kürdistan’a vize verilirken Türkiye daha derinlere çekilerek yıpratılıyor yalnızlaştırılıyor…
İşte o yazı;
“Türkiye BOP projesi ile girdiği bataklıkta çırpındıkça yeni sorunlarla karşılaşmaya devam ediyor..
Kimilerine göre kabadayıyız..
Kimilerine göre ayağına kurşun sıkan biriyiz..,
Tek gerçekse elinde 5 metrelik sopası ile dünyaya nizam veren Rusya’nın karşısına 1 metrelik sopamızla çıkmış Sancho Panza yani diğer namı adı ile Don Kişot gibiyiz…
Arkamızda NATO, ABD ve Bilumum devletler sıra sıra açıklamalar yapıyor..
Yanlış yaptın Rusya…Haddini Bil.
Hatta daha da ileri gidenler var; Türkiye’ye yan bakanın gözünü çıkartırız..
O bizim BOP eş başkanımız diyenler bile duyuluyor…
Göğsümüz kabarıyor…
Ama hiç kimse sormuyor! İyide AB ve ABD’nin sınırımıza NATO adı ile koyduğu patriotlar, Ruslar Suriye ye girince neden sınırdan çekildi?
Rusya nasıl oldu da birden Türkiye’nin güney komşusu oldu?
ABD ve Rusya hangi konularda anlaştı?
ABD Kuzey Irak petrolünün Akdeniz’e inmesi hususunda Suriye’nin kuzeyinde açmak istediği koridordan vazgeçti mi?
Velhasıl çok soru var ama cevap tek; Türkiye krize koşuyor!
Yel değirmenleri hala dönüyor bizim sopamız ise yel değirmenlerinin çarkına değmiyor bile..
Angajman kuralları çerçevesinde kimliği belirsiz uçakları düşürdük…
Eyvallah..
Helal olsun!!!
Bir de efeli konuşmalarımızın arkasından gidip Rus uçağı olduğunu bilseydik düşürmezdik sözü olmasaydı.. Ya da görüşme talebimiz hala devam ediyor demeçleri acizliğimizi ortaya koymasaydı..
Yani kısacası içerde başka dışarda başka konuşarak kendimizi daha fazla rencide etmeseydik de bu it dalaşında halka gaz verirken gazımızın kesildiğinde artık hem kuzey hem güneykomşumuz durumuna gelen Rusya ile ilişkiler bu kadar gerilmeseydi…
İnşaat sektörü önemli değil.. İhracat vız gelir tırıs gider. Doğal gaz kesilirse yeni seçenekleri masaya koyarız!!!..
Rusya böyle sert tepki vermeye devam ederse kendi kurallarımızı işletmeye başlayacağız!!!
İşte tam bu noktada sürekli biçimde tarihin tozlu sayfalarında kalan ve herkesin suçlamak için çaba sarf ettiği 2.Dünya savaşına girmeyerek Türkiye’yi büyük bir felaketten kurtaran ya da başka bir deyimle bu gün anne ve babalarınız sağ ve yanınızda olmasını, en azından hatırlamanızı sağlayan bir lidere ne kadar acımasızca eleştiriler yöneltilmişti. İşte o dönemde 1. Dünya savaşı sonrası yıkık bir Türkiye’yi tekrar savaşa sokmayan ama savaşa girecekmiş gibi de önlemler alan, vatandaşa ekstra vergiler yükleyen, buğday depolayan, camileri depoya çeviren Trakya’da Adolf Hitleri delisi ile Artvin sınırında Rus tankları ile burun buruna gelen İnönü’nün diplomasisine şimdi hak verme zamanı değil mi?
Evet dostlar büyük önder Atatürk diyor ki; “Yurtta barış cihanda barış”…
İnsan için geçerli olan önce iç huzur sonra dış huzur..
Ne içimizde huzur kaldı ne dışımızda…
Yurdumuzda silahlar patlıyor, terör kol geziyor, komşularımız artık terör ihraç ediyor, Rusya vuruyor, Türkiye büyüyor…
İnanmak size kalmış… Diplomasi dip yapmış vaziyette…
Don Kişot olmak kolay mı? Önce yel değirmenleri ile savaş edeceğinize inanacaksınız, sonra bir milleti buna inandıracaksınız!
Liderlik bu olsa gerek!!!
Ama unutulmamalı ki Enver Paşa da Mustafa Kemal’in tüm uyarılarına rağmen hayalle girdiği 1. Dünya savaşından yıkık çıkmış tarih ona karşı hiç hoş görülü olmamıştır. Şimdi tarih yazanlar yarın tarihin tozlu sayfalarında diplomasiyi unutmanın bedeli olarak, Don Kişot kadar şanslı kahramanlar olmayacaktır.
Herkes Atatürk gibi olmak ister ama onun kadar ileri görüşlü ve vizyon sahibi olamaz!. Hayal ile gerçeği karıştıranlar tarih sahnesinde ancak Don Kişot olmaya mahkumdur!
Maalesef tarih göstermiştir ki; barışı diplomasi, savaşı sivri dil başlatır! Eziyeti ise halk çeker..((3 Aralık 2015- Şehir Gazetesi- Sayı:463)
………………………..
4 yıl önce yazılan bu yazı bu güne ışık tutar mı bilmem..Amma şunu bilirim ki; bir ve beraber olmak zorundayız,ortak aklı işletmeli birlikte mücadele etmeliyıiz.. Ayrıştırarak suçlayarak toplumun bir kesimini dışlayarak sadece oyuna malzeme hazırlarız…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest