ÇANAKKALE ZAFERLERİ, BÜYÜK BİR MANEVİ GÜCÜN ESERİDİR.

105 yıl önce Çanakkale’de başlayan Milli Mücadele ruhu Anadolu’da umut ışığı olacak Türk halkını peşinden sürükleyecek bir liderin doğuşuna zemin hazırlıyordu..
Öyle bir lider ki; yüzbinler onun emrini hiç sorgulamadan vatan bayrak millet uğruna cepheye giderken bir alay top yekün kıyama kalkmış düşman üstüne yürüyordu…
Bizim gözümüzden bu olaya başka simgeler yükleyebiliriz. Ama Anadolu’yu işgal etmek Karadenize açılıp savaşı erken bitirmek isteyenlerin gözünden okumak daha doğru olacaktır.
İşte tarihe geçen o sözlerden biir kaçı;
“Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.” Churcill

“Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”
General Tawshend

105 yıl önce şehadete yürüyen yiğitler, Anadolu coğrafyasına umut olarak bıraktıkları liderle çocuklarının geleceğine, Türk dünyasına ve İslam coğrafyasında emperyalizmin yenilmesine öncülük edecek bir liderin doğuşuna şehadetleri ile vesile oluyordu. 1. Dünya savaşından yenik çıkarken ilahi adalet Çanakkale’de Türk milletinin umut olarak sarılacağı bir lideri yine Anadolu’ya yollarken arkasında bir Çanakkale destanı ile uğurluyordu..
Çanakkale Mustafa Kemal’in doğuşu ve vatan yolunda şehadet şerbeti içenlerin muzaffer bir komutanı işaret ettiği uğrunda ölünecek bir lideri tarihe not düşürdükleri destansı hikayenin başlangıç noktasıdır. Çanakkale yedi düveli yenebileceğimizin ilk işaretleri teknolojinin sarsılmaz bir imanla, itaatle kendinden sonrasını düşünen yiğitlerin siperleri mezar, süngüleri mezar taşı kabul ettiği topyekün bir kıyamın başlangıcıdır…
Çanakkale destanı dünya da tarihleri değiştiren bir gerçek olduğu kadar gelecekte de değiştirmesine vesile kılacak adımların başlangıcıdır. ‘HOŞ GELDİN ATATÜRK’ isimli eseri ile Atatürk’e farklı bir yönü ile ele alan Prof. Dr. Haydar Baş’ın şu cümleleri dikkat çekicidir; “Çanakkale savaşında yaşanan olağanüstü haller, tüm güçlüklere karşı kazanılan zafer dikkate alındığında; ehl-i Beyt soyundan gelen bir liderin iman gücüyle verdiği mücadele fark edilir. Denilebilir ki bu savaş, O’nu Allah’a daha da yakınlaştırmıştır”….
……………….”O’ na dinsiz iddiasında bulunanlar, her taaruzdan önce askerlerine bizzat kendisinin “Allah bizimle beraberdir ve bizi görmektedir. Haydi hücum Allah Allah!” Emrini, neyle izah ederler…..

…….. Çanakkale zaferleri, büyük bir manevi gücün eseridir.(HOŞGELDİN ATATÜRK Prof. Dr. Haydar BAŞ)”
Mustafa Kemal’in en büyük özellliğ cephe de siperde ordusu ile başbaşa olması korkusuzca düşmana yürümesidir.
….
Mustafa Kemal;
Şöyle seslenir askerlerine:
“…Askerler, anamız bizi bu gün için doğurdu. Düşman zayıf ve korkaktır. Tek bir tüfek patlamadan yalnız süngünüzü kullanacaksınız. En ileride ben yürüyeceğim, acele etmeyin kırbacımı kaldırdığım zaman ilerleyeceksiniz. Beni, takip ediniz” demiş ve yüzünü düşmana çevirmişti.
Mustafa Kemal ilerlemiş kırbacını kaldırmıştı.
Bir an geçmemişti ki Türk bahadırları en önde giden kumandanlarını geride bırakmışlardı. Düşmana öyle bir sladırıyorlardı ki bu manzarayı görseydiniz gururla karışık coşkunuz sizi hem ağlatır hem de güldürürdü.
(….)Mehmeytçiklerimiz mübarek vatanlarını kurtarmak için Türk hamaset volkanının lavları olmuşlar, düşmanının üzerine yığılıyorlardı.(91 Gürer, 2007, S.81)
…..
Herkesin farklı bir Atatürk’ü göreceği HOŞGELDİN ATATÜRK kitabının incelemesini okumasını tavsiye ederim.. 105 yıl önce ilahi adalet bu gün de kendisini farklı kılan bir tesbiti o kitapta bulacaksınız;
“Mustafa Kemal, tek bir müslüman ülkeye karşı savaşmamış, Hristiyan Batı’ya karşı Müslüman Türk’ü yüceltmek için mücadele vermiştir… “ Bu tespit belki de en can alıcı tespiti olarak önce çıkacaktır…
Çanakkale geçilmedi. 1. Dünya savaşında yenildik ama Anadolu yiğitleri orda yanan ateşle yeni bir devletin ışıklarını yakmıştır. O ateş bu günlere uzanan tarihi şan ve gururla dolu bir vatanı bizlere miras bırakmıştır. Başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkladaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.. Ruhları şad olsun…
………………………………………..
ALLAH’IN SOPASI YOK Kİ!
Tüm dünyayı kasıp kavuran COVİD 19 (Coronavirüs) salgını ile baş etmeye çalışıyor. En gelişmiş ülkelerden ekonomik olarak zayıf ülkelere kadar bir çok ülkede alarm seviyesini en üst düzeye çıkartan salgın binlerce insana ulaşmış ölüm sayıları dikkat çeken boyutlara ulaşmış durumda.. Ama her hastalık gibi bilimsel verilerle, uygulanabilecek akılcı tedbirlerle aşılması mümkün olan bu salgında dünya yeniden bilimsel çalışmalara kitlenmiş durumda..
İşte bu noktada Türkiye de uzun yıllardır özlemini duyduğumuz bir devlet adamı profili..
Akılcı ve de toplumsal birlikteliğin, birlikte mücadelenin önemini hatırlatan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu süreci çok iyi yürütmektedir. Gerçektende siyaset üstü, insanımızı kucaklayan bu işin şakaya gelir yanı olmadığını şeffaf ve bir o kadar da toplumu paniğe sevk etmeden yürüten yapısı ile her kesimin takdirini kazanmıştır.
Ama bir gerçek var ki; demek ki gerektiğinde ibadethanelerde, toplumsal merkezlerde toplum sağlığı açısından yasaklanabiliyor, zor dediğimiz süreçler yaşanabiliyormuş.
Oysa geçmişte 2. Dünya savaşı gibi dünyanın en kanlı savaşında savaştan yeni çıkmış yoklukla boğuşmuş onca savaş trecrübesine ile savaştan korkan bir lidere atılan onca iftira sonrası yaşanan bu gün ki durum ’Allah’ın sopası yok ki’ dedirtmiştir.1939-45 yıları arasında Artvinde Rus manyağı, Edirne Hitler delisi savaşı her an ensende hissederken ülkeyi savaşa sokmadan askerine erzak hazırlarken, kutsal emanetleri saklamak için yer ararken belirli camiileri erzak deposu kutsal emanetleri Niğde de bir camiiye koyup kimsenin haberi olmadan bunları yürütürken vicdansızca saldıranlara belki de bu virüs iftiralarına(!) bir cevap olur.. Demek ki, gerektiğinde akıl ve bilim ibadethaneyi, hastaneyi, toplumsal yaşam alanlarını da insana yasak kılabilir. O günün şartlarında unu buğdayı bırakın değerli eşyaları saklayacak mekan olmayınca en güvenilir yer olan camiileri askerimize erzak , milletimizin değerlerine ev sahipliği yapmasını iftiralarla anlatanlara, kışkırtanlara yaşadığımız süreç tarihi bir cevaptır. Bunun tek iyi yanı doğru uygulanan bir yöntemde hükümette CHP’nin olmaması kendini muhazakar tanımlayan bir partinin iktidarında cuma namazı dahil camiilere, cuma namazı dahil cemaatle ibadet yasağının gelmesidir. Şayet iktidarda CHP veya merkez sağdan bir parti olsaydı alim Allah bunlar o iktidarı şeytan yapar da taşlamak için ne hadisler, ne ayetler bulurda, iki güzel okunan arapça ile sokakta gezdirmezlerdi… Amma bize kaybettiren; bilimi, dışlamamız siyaseti kendi çıkarlarımıza alet etmemiz gerçeği ise görmemizdir. Her gerçek zaman ister .. Allah’ın sopası yoktur onun sopası görmek istemeyen gözlere görünür biçimde ilahi adaletini göstermesidir. Toplum için risk almayalım gerekeni yapalım. Kurallara uyalım.. Denildiği gibi KORONO VİRÜSÜ alınan tedbirlerden güçlü değildir. İnatla, hırsla, bilimdışı uygulamalarla ancak sevdiklerinize ve kendinize zarar verebilirsiniz… Yapılan müdaheleler uygulamalar ve sağlık Bakanının bu çabasını boşa çıkarmayın. Hükümetin başarı ile yürüttüğü bu mücadeleye hep birlikte destek olalım… Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest