RAMAZAN ve MECLİS!

TBMM’nin açılışının 100. Yılı ve Ramazan ayının başlangıcı…
100 yıl sora aynı tarihte kesişen birlik ve dayanışmanın nelere kadir olacağını göstermesi bakımından sosyal anlamı ile oldukça etkili bir mesaj olarak nitelendirilebilir mi?
100 yıl önce bir ve beraber olan bir millet dualarla açtığı mecliste milletine güvenerek Mustafa Kemal’in arkasında kenetlenmiş Milli Mücadele ruhu ile emperyalizmin temsilcisi yedi düveli Anadolu topraklarından söküp atmıştır.
O meclis bir yanda savaşırken diğer yanda milletinin derdini kendine dert edinmiştir.
Ramazan ayı ise özelliği itibarı ile yoksulun çektiği dert ile dertlenmek, komşusu aç iken tok yatanların ruh dünyasına izler bırakma ayıdır. Fitrenin zekâtın öne çıktığı, hatırlandığı garip gurabanın zengin üstünde hakkı olduğunu hatırlatması adına önem arz eder..
Bu ayda İslam alemi farz olan orucunu tutar, insan olmanın paylaşmanın, dayanışmanın önemini daha iyi idrak eder…
Ve bizler öyle bir süreçten geçiyoruz ki; insanlık duaya, doğa ise insanın aklına muhtaç hale gelmiştir. Çünkü doğanın kanunu bozan insanoğlu attığı yanlış adımların hesabını veremez haldedir. Bu gün tüm insanlığı etkisi altına alan corona belasının asıl müsebbibi bizatihi insanoğludur. Hırsları, zevkleri, akıl almaz tüketim çılgınlığı ve en önemlisi de her dininin kendi dini adına insanları ötekileştirmesi yok sayması, üstünlük taslaması ve buna yönelik olarak şeyhlerin şıhların her dinde kendine yer bulup inanç sahibi insanları sömürmesidir.
Bu gün ülkemizde Ramazan ayına girerken bir muhasebe yapacağız. Yaptığımız muhasebe de yine suçlanacak birileri olacak ya da sevgiden uzak cümleler kuracağız.. Oysa muhasebenin özünde insan olsa, insan aklı olsa cennet için dünyayı cehenneme çevirmek isteyenlere fırsat verecek eylemlere, sözcüklere imkan tanınmasa, bu dünyanın insana cennet olabileceğini, gösteren emareler olan çocuklarımız için yeni bir başlangıç yeni bir umudu aşılayabilsek Ramazanın bereketini insanlığın üzerine serpmiş olacağız.
Bundan 100 yıl önce kurulan TBMM ve o lider geleceği o kadar güzel analiz etmiş k; insan aklına emanet etmiş demokrasiyi, değer versin demokrasisine çocuklarını sever gibi sevsin.. Kimseye kul, kimseye köle olmasın demiş… İslamın istişare mekanizmasını TBMM’ye taşımış, Cumhuriyeti kimsesizlerin kimsesi diyerek sosyal devletin temellerini atmış… Ramazan’ ayının dargınlıkları küskünlükleri gideren yapısını siyasi partilerin fikirleri ile hazmetmeyi öğrenin, karşınızdaki sevin tahammül edin diyen bir yapı oluşturmuş… ‘Ben seni yönetirim sen uyarsın’ diyerek değil ‘sen yönet, fakiri de zengini de sen gör sen insansın..’ demek adına yetki vermiş seç, seçil ama hazımsız olma gideceğini, değişeceğini bil! çocuklarını düşün! senden sonra gelen nesiller için ‘Türk öğün, çalış, güven’ diyebilen bir meclis oluşturmuş…
100 yıl önce; hırslarına yenik düşmeden milleti ile beraber bir savaştan çıkmış, millet okuduğunu anlasın, yorumlasın cahil kalmasın diyerek koşturan Mustafa Kemal bakın ne diyor; “Türk bunun(Kur’an’ın) arkasından koşuyor fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. Eve ben de bilirim ki insan dinsiz olmaz(Atatürk’ün Bütün Eserleri, 2012. C.25, s.298)
100 Yıl önce başlayan mücadele de bir asır geçmiş. Yine bir mübarek Ramazan ayının başlangıcında inancımızla, demokrasimiz taç giyiyor. Bu milletin asil evlatları, İslam aleminin yıldızı Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği olan çocuklarına islam’ın sevgi dilini demokrasinin tahammül etme rejimi olduğunu, seçenle seçilenin aynı kaderi paylaştığını asıl gayenin geleceğimiz olan cennet kokusu çocukların gelecekten ümitvar olması gerektiğini hatırlanmasıdır. 100 yıl önce başardılar! Onlar olmaz denileni yaptı, istişarenin tek adama değil millete ait olduğunu milletin kaderini yine milletin seçtiklerinin tayin edeceğini beyan ederek girdikleri savaştan galip çıktılar. Şimdi bizler; onların bizim için yaptıklarını bizler geleceğimiz olan çocuklarımız için yapmak, demokrasimize ve meclisimize sahip çıkmak zorundayız. Çünkü çocuklarımızın üzerine bir asır önce TBMM ile doğan umut bir asır sonra Ramazanın bereketi ile gelmesi ilahi bir adalet olmalı ki cennet kokusu taşıyan çocuklarımız adına bu Ramazanda kin ve nefreti bitirmeliyiz. Ortak aklı kullanmalı, onlar için çalışmalı, onlar için üretmeli ve şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmalıyız.. Paylaşmak, sevgi dilini aşılamak tüm siyasi hareketlerin onların dünyasına yeni bir açılım kazandırmak olduğunu bilmek adına kendimiz gibi düşünmeyen bireyleri hatırlamalı onlara yaptığımız haksızlıkların iftiraların aslında kendi çocuğumuza yaptığımız bir kötülük olduğunu öğrenmeliyiz. Ramazan geldi bereketi ile düşünürsen hikmetini, bulursun çocuğuna ve sana değer veren, egemenliği de sana emanet eden o lideri…
Bu arada tüm dünyayı saran COVİD19 vakası İlçemizin yetiştirdiği değerli işadamlarından SEV(Sinop Eğitim Vakfı) kurucu başkanı ve halen başkanlık görevini yürüten Mehmet COŞKUN’ hemşehrimize de bulaşmış olduğunu ve tedavi altına alındığını öğrendim. Kendisine ve tüm hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bir an önce sağlıklarına kavuşarak aramıza dönmesini cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest