GRAMI DEĞERLİ KILAN TERAZİDEKİ AĞIRLIĞIDIR

İslam aleminin bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan Ayı içerisindeyiz. Bu ay yardımlaşma ve dayanışmanın öne çıktığı yoksulun gözlendiği yetimin elinden tutulduğu ruh dünyamızı hesaba çekip ‘komşu açken kendisi tok yatmayanların Ramazan hikmeti ile kendisine muhasebe ettiği 11 ayın sultanı Ramazandayız…
Türk milletinin ise yüzyıllara damga vuran Orta Asya’dan başlayıp günümüze kadar ulaşan baharın müjdecisi Hıdırellez’ le toprağın bereketini, insanımızın emeğini komşusu ile paylaştığı, bölüştüğü 6 Mayıs Hıdırellez günü idi.
Anadolu coğrafyası başta olmak üzere Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’da da önemli bir yeri bulunan Hızır günü dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür.
Hıdırellez günü, Türkiye’de 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanmaktadır.
Bu yıl Hıdırellez, Ramazanla da buluştu.. Yardımlaşmanın ve dayanışmanın öne çıkması gereken bu günlerde COVİD 19 tüm dünyayı evine hapsetmiş, geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığı, geçmişimiz olan büyüklerimizin de hayır dualarını daha uzun müddet alabilmek adına yasaklar gelmiştir. Bu süreçte işinden olan, işyerini kapatan, çok sayıda esnafta aynı kaderi yaşamıştır.
Bu yıl Ramazan’ın bereketi, Hızır’ın duasını almak isteyenler için yardımlaşmalarımızı daha aktif, daha duyarlı yapmak zorunda olduğumuz bir süreci yaşıyoruz.
………………………………………………..
Özellikle bu süreçte üretici olarak umudunu toprağa bağlayan çiftçilerimizi de oldukça zor bir süreç beklemekte olduğu görülmektedir.
Özellikle kış ayında yeterli kar yağışının olmaması, Nisan ayı yağmurlarının gelmemesi, umutları Mayıs ayına bıraksa da büyük bir kuraklık ve su kıtlığının habercisi niteliğindedir. Barajlardaki su miktarının yeterli olmaması halinde iç Anadolu ve bizim gibi çeltik ekimi yapan ve bu nedenle suya büyük ihtiyaç duyan yerlerde üreticiyi oldukça zor günler bekliyor.
Durağan’da geçtiğimiz haftalarda gazetemizin gündeme getirdiği ‘su akıyor, üreticiyi bakıyor’ haberimizde duyurduğumuz göletteki su yetersizliği maalesef alarm seviyesine çıkmıştır. Zamanında alınmayan önlemler, yapılmayan kamulaştırma ve de bölgedeki üreticinin uyarılarına tıkanan kulaklar, Durağan’ı ekonomik yönden oldukça etkileyecektir.
Özellikle çeltik üreticisinin ve köylünün sivil platformları olan Durağan Toprak Su ve Ziraat Odası başkanlarının durumu görerek yetkili birimlere yaptıkları çağrılar karşılık bulmaz, gerekli önlemler alınmazsa bu sezon bir çok çeltik üreticisi için zor geçecek….
İkiz göletlerde dip seviyelerine inen su miktarı, yüksek bedellerle kiralanan İkiz Göletleri ve doğal güzelliği yok ederken ekilmeyen araziler, ekilse de su yetersizliği nedeni ile kuruyan tarlalar üreticiyi perişan edecektir.
COVİD 19 nedeniyle yükselen tarım girdileri, artan maliyetler ve umudunu çeltik sezonuna bağlayan, çeltik üreticisi için hasat sezonuna istenilen verim elde edilemezse Durağandaki esnaf ve köylü içinde ciddi ekonomik açmazlar oluşacaktır.
Gübre ve ilaç satan bayiler ödeme için üreticinin kapısını çalacak, 1 yıl önce borçlandığı ve çeltik çıkımına öderim dediği esnaf alacağı için kapısına gelecek ama çeltik para etmez ya da istenilen verim elde edilemezse hem esnaf perişan olacak hem de üretici!..
Yıllarca ben dahil Durağan’daki siyasetçiler olarak çok şey söyledik, çok konuştuk..
En önemlisi de gidenden, göçenden bahsettik…
Durağan ekonomisinin tükendiğinden dem vurduk..
Çözüm mü?
Birileri kazandı birileri de hep onlara çalıştı..
Aslında çalışanda kaybetti, kazandığını zanneden grupta..
Bu ilçede gelecek adına vizyonu olmayanlar, sadece günü kurtarma derdinde olanlar, çocuklarının kaygısını gütmeyenler, istediğinde elinden tutup komşu ilçede, büyükşehirde okutma lüksünü elinde bulunduranlar bu ilçede yöneticileri seçen konumunda olduklarında kaybeden hep
Durağan ve Durağanlı oldu…
Çünkü; onlar için gelen kaynak kurumadıkça, Durağan ve Durağanlıların sorunlarını görmediler..
Bu ilçede tarlada izi olan ama harmanda yüzü olmayan çeltik üreticisi 2007 yılından bu tarafa yapılmayan ya da yapılsa da randuman almayan(kanalı ve yolu olmayan)toplulaştırma nedeni ile sürekli mağdur oldu..
Peki mağdur oldu da ne oldu?
Kahvede meydanda konuştu ama oy vermekten kendisini o hale getirenlerden, hesap sormaktan hep uzak oldu…
Oysa demokrasilerde gelmeyen hizmetin hesabı sandıkta sorulur.. Verilmeyen hizmetin hesabı sandığın işidir.! Durağan Sinop’un 2. Büyük ilçesinden 5. büyük(!?) ilçesine terfi etti ama bizim siyasetçimiz ve bizler de düşünce de bir türlü sınıf atlayamadık!.
Genelde hep şu düşünceye mahkum edildik..
Hizmeti iktidar yapar!!!???
Oysa hizmet denge işidir.
Bir ilçede siyasette denge yoksa o ilçede hizmette olmaz, hizmette gelmez!
Çünkü siyaset oy hesabıdır ve kaybetme riski olan her nokta siyasetçi için değerlidir. Durağan sağ iktidarlar için kaybetme riski olmayan sol içinse ne yaparsa yapsın oy alınamayan yer olarak öne çıkmıştır.
Durağanda siyasetin kazananı hep iktidar kaybedeni ise Durağan olmuştur.
Bu günde büyük binalar yapılmakta, araç gereç alınmakta, gençler için hizmetler sunulmakta ama asıl bu ilçeyi, ayakta tutan üretici ve esnaf için çivi çakılmamaktadır.!!!
Sözde AKP nin kalesiyiz.. Kaleler korunaklıdır.. İçeriye düşman sızmaması için yoğun çaba gösterilir.. Hatta dalkavuklar sürekli biçimde muhalefeti eleştirerek Ankara dakilere sesini duyurmaya çalışır..
İyi de kardeşim, birazda dönüp ilçeye baksanız keyfiniz gıcır işiniz gücünüz yerinde. Yerinde ama sizi siz eden değerler olan köylü, çeltik üreticisi, esnaf ve gençlik ya çöküyor ya da ilçeyi terk ediyor.
Bak bu sene Hızır’ı göremedik, yağmur dualarını yapamadık, Ramazan’ı yaşayamadık şayet uyarılara kulak verilmezse hasadı da güz rüzgarlarına kurban etmek üzereyiz…
İkiz göletler ve Gökırmak’ can suyu istiyor… Durağan’ın kale bekçileri, sözcüleri haydi görelim gücünüzü..
Yoksa tencere de pişecek pilav Çin’den Yemen’den gelir sen yine meydanda nutuk atarsın ama genç gider, esnaf gider, köylü biter sanada boş meydanlarda nara atmak kalır haberin olsun…
Bize gelince! bize yazmak söylemek düşüyor.. İster siyasetçi ol ister Durağan’da esnaf.. Kendinizi değerli kılmak istiyorsanız, farkı yakalamak istiyorsanız, her kesimin uğradığı her kesimin derdinize çare olmasını bekliyorsanız terazi misali 1 okkanın her şeyi değiştirebileceğini bilecek kadar kendinizi değerli kılın..
Çok oy vermek çok hizmet getirmiyor. Aksine yetişen ve düşünen değerlerinizi, okuyan çocuklarınızı geleceğinizi değersiz kılıyor. Çünkü; kim gelirse gelsin onlar o oyu alıyor sana da arkasından laf edip dedikodu yapmak düşüyor.. Gramı değerli kılan terazideki ağırlıktır. Sen gram ol amma teraziyi değiştirecek gücün olsun…

Saygılarımla..

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest