BAŞKA ÜLKEDE YAŞAYAMAM

Bazen mizah sayfalarında ya da sosyal platformlarda “başka bir ülke de yaşayamam” sloganıyla paylaşılan ilginç durumlar vardır. Bize mahsus, nerdeyse sadece bizde görülebilecek durumlar…

Türkiye olarak işte bunlardan biri ve hatta en önemlisi diyebileceğimiz bir manzara ile başladık haftaya. Hangi manzaradan bahsettiğimi anladınız belki ama anlamayanlar azcık daha meraklansın… Bu manzara için epeyce kafa yordum, sosyal yönü, ekonomik yönü ve hatta politik yönü var mı diye farklı açılardan bakmaya çalıştım manzaraya. Ancak ne akla ne de mantığa uygun en küçük bir gerekçe bulamadım.

Pazartesi günü kapılarını açan AVM’ler önündeki kuyruktan bahsediyorum. Açılış saati öncesi içeri girebilmek için sıra bekleyenlerden birinin aceleniz neydi tarzındaki soruya verdiği cevap tam da yukarda bahsettiğim gibi bize mahsus: AVM’leri özledik, özlem gidermek için sıra bekliyoruz…

Değerli okurlar, Corona belasının başımıza ne işler açtığı herkesçe malum. En başta sağlığımızı kaybediyoruz. İster karantina amaçlı evimizde olalım, ister hastalık illetiyle hastane de, ikisi de hareketli yaşama alışmış, gündelik koşuşturmaları rutine dönüşmüş insanlar için nerdeyse aynı derece sağlık için tehdit demek. Bu sürecin hayatımızda birkaç yıla etki etmesine izin vermemek istiyorsak tedbirli davranmaya devam etmek zorundayız.

Medyaya yansıdığına göre tedbirleri hafifletelim derken hepten kaldırma gibi bir eğilim içerisindeyiz toplum olarak. Gerek dünya kamuoyunda gerekse ülkemizde ikinci dalga uyarısı pek azımsanmayacak kadar dile getiriliyor. Tam denizi geçtik derken geriden gelen dalgaya teknemizi kaptırıp boğulmayalım.

Bu ciddi uyarıyı dikkatlerinize sunduktan sonra, dönelim yazının başındaki slogana. Hem ramazan mahmurluğuna hem de corona günlerinin karamsarlığına iyi gelecek birkaç “başka ülke de yaşayamam” sloganlı haberi de sizin için derledim. Okurken ister tebessüm edin, isterseniz bu kadar da olmaz diye düşünün. Bunların gerçek olup olmadığını sorgulamanıza gerek yok. Hepsi de ulusal basında yer almış gerçek haberler…

Elazığlı Aydın K. Boğazına kaçan sinekten kurtulmak için tarım ilacı içme yolunu seçti. Ancak zehirlenme nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Boğaza kaçan sineğin akıbeti belirsiz.

İmam secde de bıçaklandı başlıklı bir haberi başka bir ülkede okusanız kesin mezhep savaşlarına yorarsınız ancak durum hiç de öyle değil. Olay ülkemizde ve imamı bıçaklayan kişi imamın arkasında saf tutan cemaatten biri. Gerekçe ise imam namazı yanlış kıldırdı…

Buyurun okeye… Nevşehir’de okey oynayanların masasına inek düştü. Nasıl olur demeyin biz de olur. Olayın en ilginç tarafı ise ineğin düştüğü masada yaralan tek kişi yancı, yani yan tarafta oyun seyredip çayını içen seyirci…

Ulusal bir kanalımızda haber altı manşet. “olaylı kavga, 1 kişi öldü, 2 kişi hayatını kaybetti”… Ölene rahmet dileyip, hayatını kaybedenler için kayıp başvurusu mu yapacağız…

Sizlere bir soru… “Hayvanları Koruma Derneği” kursaydınız, açılışında ne yapardınız? Çorumlular gibi kurban keser miydiniz? Cevabınız evet ise Allah kabul etsin demekten başka söze gerek yok…

Bir öğrenci düşünün. Öğretmeni her ödev verdiğinde aynı soruyu soruyor: öğretmenim deftere mi yapacağız ödevi? Her defasında aynı soruyu duyan öğretmen ya öğrencisine tabiri caizse gaz vermek ya da kızgınlığını ifade etmek adına “sen yap da istersen tuvalet kağıdına yap” deyiverir. Sonuç mu? Tahmin edersiniz artık, yurdum insanı işte…

Son örneği özellikle gerçekçi ve mesaj içerikli seçtim ki, yazının mesajı ile sonucu bağlayalım…

Değerli dostlar, bu Corona malumunuz Çin işi, yani bizim başka ülkede yaşayamam tarzı hafife almamızı pek anlamaz. Bu nedenle, ciddiye alın, evde kalın, sağlıkla kalın…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest