KÖŞE YAZILARIM YİNE SİZİNLE!

Kısa bir aradan sonra Şehir Gazetesi’nin bana ayırmış olduğu bu köşeden haftalık yazılarımla yine birlikteyiz. Her ne kadar köşe yazılarıma bir süredir ara vermiş olsam da yazılarımı, gündeme ve hayata dair fikir ve düşüncelerimi sosyal medya hesaplarımdan hemen hemen her gün ifade ederek okuyucularıma anlık olarak paylaştım. Günlerce, aylarca, yıllarca sizlere ülkenin gidişatından, gelinen süreçten ve ileriye yönelik olabilecek, doğabilecek, yaşanabilecek olumlu, olumsuz tahmin, analiz, teşhis ve tespitlerimi çekinmeden olduğu gibi aktardım. Baskıcı gücün elindeki balyozu muhalif kesimin tepesinde susturmak amacıyla kullandığı artık kamuoyunda açıkça bilinmektedir. Bu korku ve baskı doğru ve gerçeklerin konuşulmadığı bir yaşam düzeni sağlamaya yönelikten ibarettir. Yazmak, ülkede bir suç unsuru, kalem tutmak ise suç aleti olarak görülüyor. Gazetecilerin, yazarların, yazanların, haykıranların, konuşanların, sesini duyurmak isteyenlerin, “Adalet, adalet” diye bağıranların, “Huzur ve güven istiyoruz” diyenlerin cezaevlerine gönderildiği, tehditlere, davalara, sözlü veya fiziki şiddete maruz kaldığı, hakkını ve hukukunu aramayadığı bir dönem toplumun her alanında yaşanıyor, derinden acı bir şekilde hissediliyor.

Şehir Gazetesi’nde her hafta yazdığım yazılarıma son verdiğim süreçte henüz ülkemizde Corona virüsü vakası gündem de değildi. Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan bu ölümcül virüsün arkasından nasıl bir dünya olacak? “Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” sözünün altında yatan gerçekler nedir? Yeni dünya geçisi dedikleri yeni yaşam biçimi her ülkenin geçmişini hafızalardan silmeye yönelik biyolojik bir suikast silahı olarak görmekteyim. Corona virüsüyle alakalı ülkemizde açıklanan yaka sayılarındaki endişelerimizi, görüşlerimizi yine şahsi sosyal medya hesaplarımda ifade ederek yazmıştım. Nitekim; Virüs ortamından bile çıkar elde edilmek suretiyle ekranlarda suni gündemler oluşturuluyor, gerçek gündemin konuşulmaması isteniyor.

Her geçen gün büyüyen işsizlik rakamlarına virüsün işinden ettiği binlerce işsizler ordusu da katıldı. Geçim sıkıntısı sebebiyle her gün farklı illerde intihar vakaları yaşanıyor. Vatandaşların çığlığı, sesi, duyulamıyor. Kiralar, faturalar, vergiler ödenemiyor. Aylardır esnafın dükkânı kapalı. Çiftçiler perişan. Ne ürünü para ediyor, ne de sahip çıkılıyor. İsraf ve beton ekonomisinin var ettiği enkazın daha da büyüyeceği ekonomik göstergelerle ortaya çıkıyor.

Haftaya yazılamayan bir başka köşe yazımızda görüşmek üzere. Sizleri cenab-ı Allah’a emanet ediyorum..

      Ali Osman ÖNDER

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest