27 MAYIS

27 Mayıs, Türk siyasî hayatına iki önemli hadiseyle geçmiştir. Biri, DP iktidarının bir askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılması, diğeri ise Türk siyasi tarihine kara leke olarak geçecek bir şahadet hadisesidir.

Demokrat Parti iktidarına karşı, 27 Mayıs 1960’da Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk askerî darbe gerçekleşmiştir. Türkiye tarihine utanç vesikası olarak geçen ihtilal sonrası Anayasa ve TBMM feshedilerek, siyasi faaliyetler bir süreliğine askıya alınmıştır.

O dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik gerekçelerini bahane ederek gerçekleştirilen darbenin Demokrat Parti iktidarını tasfiye etmek dışında çok net ve belirgin bir amacı da yoktur. Zaten ülkenin içinde bulunduğu problemleri çözebilmek adına bir eylem planı da ortaya koyamamıştır.

Darbe sonrası oluşturulan 27 maddeden oluşan “1 Numaralı Geçici Kanun” ile darbeyi gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi yaptıklarını ve yapacaklarını anayasal temele oturtmuş ve tutukluların yargılanması için “Yüksek adalet Divanı” oluşturmuştur.

Tarihimize “Yassıada Duruşmaları” olarak geçen mahkeme süreci sonunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın da aralarında bulunduğu 15 sanık idam cezasına çarptırılmıştır. Her ne kadar adında yüksek adalet vurgusu olsa da isnat edilen suçlamalar ve yapılan yargılama kamuoyu nezdinde her zaman tartışma konusu olmuştur.

2013 yılında Yassıada’nın adı darbenin acı hatıralarını ve darbe anlayışını yok etmesi adına Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirildi. Yeniden düzenlenen ada artık kongre ve kültür merkezi olarak sosyal ve siyasi hayatımızda yer almaya başlayacak.
Bu vesile ile başta Adnan Menderes olmak üzere demokrasi şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

27 Mayıs 1980’de dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ın şehit edilmesi demokrasi tarihimize sürülen diğer kara lekedir. Gün Sazak 1977 yılında bakanlık görevine getirilir ve hükümetin düşürülmesine kadar 5,5 ay görev yapar. 5,5 aylık görev süresi boyunca gümrüklerde dönen rüşvet ve yolsuzluk çarkına öyle bir darbe vurur ki kendisine zıt fikirde olan Abdi İpekçi’nin bile desteğini alır.

Gün Sazak, bu ülkenin yetiştirdiği büyük değerlerden biriydi. Milletvekili olmamasına rağmen bakanlık için göreve çağrılınca bütün işlerini terk ederek vazifeye koşmuş, en zor dönemde üzerine aldığı vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmiştir. Gün Sazak’ın görev yaptığı dönemde ülkeyi içten ve dıştan soymaya çalışanlar, onun dürüst görev anlayışı karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Çünkü Gün Sazak, adeta yolgeçen hanına dönen gümrüklere ve sınır kapılarına çok sıkı bir disiplin getirmiş ve kaçakçılığın belini bükmüştü.

İcraatlarıyla devlet yanlısı muhaliflerinin bile desteğini alan Gün Sazak, Türkiye’deki kaçakçı ve soyguncularında düşmanlığını kazanmıştır. Kendisine yapılan uyarı ve tehditlere rağmen O, doğru bildiği, inandığı prensiplerinden taviz vermemiştir. Türkiye’nin kan gölüne çevrildiği o günlerde kaçakçı patronlarının kiraladığı pusula bekleyen komünist katiller tarafından 27 Mayıs1980 tarihinde eşi ile gittiği bir ziyaretten dönüp arabadan eşyalarını indirirken çapraz ateşe alınarak şehit edilmiştir.

“Fazilet odur ki düşmanlar bile takdir ede” diye bir atasözümüz vardır. Bu söze mazhar olduğunu tarihe not ettirmiş Gün Sazak’ı bir kez daha rahmetle anıyorum.

Şanlı tarihimizde başka 27 Mayıs’ların yer bulmaması temennisiyle…

          ERDEMİN PENCERESİ

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest