‘Es es’e giderken!?

Değerli okurlarım; bu gün yazacaklarım okuyanlar için kaygı verici, düşünenler içinse değerlendirilmesi gereken bir olgu, okumayanlar için önemsenecek bir durum değil, yandaş için düşünmeye değer bir olgu değil, muhalefet içinse gelen tehlikenin ayak sesleri olarak düşünülebilir!!!???…

Bu ülkede bir zamanlar Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’ın “Elbette kendi partililerimi alacağım. Sınavda MHP`lileri mi alacaktım?” Sözleri gündem olmuş yargıdaki siyasallaşma gözler önüne serilerek büyük tepki çekmişti.
Öbür yandan o dönem polis teşklatının ülkücü kökenli olması, yargının sosyal demokrat olduğu iddiaları konuşuluyordu.
Bunlar her dönem,her siyasi iktidarın değişiminde konuşulsa da meclis bunları alt edebilecek dengeleri yeniden oluşturabilme gücüne sahipti.
Lakin bu gün ne denetleyen ne de kontrol edilebilen bir güç var!

Bu gün bu ülkede geçtiğimiz hafta meclisten geçen ve bekçilere tanınan büyük yetkiler aslında kadrolaşmanın da geldiği son noktadır.
Profesyonel orduya doğru geçiş kontrollü ve siyasallaşmış bir silahlı güç oluştururken polis yetkisine neredeyse sahip bekçi ile de şehirlerde siyasallaşmış bir yapı adım adım gelmektedir.
Bunun sakıncası nedir?

Bilmem hatırlarmısınız Hitler dönemini anlatan filmlerde bir es es subayı ve polisleri görürsünüz. İşte o subay ve polislerin ortaya nasıl çıktıklarını araştırdığınızda durumdaki benzerlik adamı rahatsız eder niteliktedir.
Es es’ler Hitler’in kişisel muhafızlığını yapmak üzere kurulan birliklerdir.
…………………………………………………………………..
İlk kurulduğunda, polis görevi yapan silahlı parti militanlarından oluşuyordu. Toplama kampları kurulup, Heinrich Himmler tarafından bunların yönetiminden SS sorumlu tutulunca iki ana gruba ayrıldı. Bunların ilki, Waffen-SS (Silahlı SS) örgütüydü, bu örgüt artık askerî bir yapı almıştı. Ordudan geçmiş subaylar tarafından yönetiliyordu. 1942 yılından sonra askerlik yükümlüsü gençler de burada görev yapmaya başladığı için “parti muhafızı” vasfını kaybetti, normal birliklerden bir farkı kalmadı.
SS’e bağlı askerlerin en önemli özellikleri ‘Onurun Sadakatindir’ ilkesinden sapmaksızın Führer’e kesin boyun eğmeleri ve Bağlılıklarıydı.(kaynak vikipedi)

………………………………………………………….

İşte bu gün korkulan da budur…
Polis yetkisine sahip bekçilerin siyasi yapılanmadan gelen isimlerden oluşması, yargıda da siyasi polemiklerin oluşması bu korku iklimine zemin hazırlar niteliktedir.
Türkiye Cumhuriyeti devleti çok badireler atlatmış, her dönem büyük zorlukları siyasi oluşumların getirdiği tehdit ve tehlikeleri TBMM’nin yapısı, halkının sağduyusu ile aşmış bir toplumdur.
Bu gün zıtlaşan, kutuplaşan, birbirine sırtını dönen en ağır sözlerle toplumun her katmanını etkileyen siyasi polemikler maalesef tehlikeli bir yolun başlangıcıdır. İşte bu durumda devlet terbiyesi almış, devlet edep ve adabını bilen devlet kurumunun inceliklerini öğrenmiş kurumlara güven büyük önem arz eder.
Bekçilik artık AKP polis teşkilatındaki ayağı, silahlı gücüne dönüşmüş algısı muhalefette oluşmuştur!?
Mehmet Moğultay’ın yargıda yapamadığını AKP bekçilik müessesi ve yargıda kanuni düzenlemelerle, vatandaşın savunma hakkını, baroda yapılacak değişiklik sayesinde insanımızı,meslekleri gruplaştırmış, yerini belli etmiş avukatlar ordusu ile de hukuku ve kişileri tanımlayabilecektir.
İşte bu durum 1923’te de Hitler’i, korumak için kurulan SS lerin 1942 de devlet içine yerleşmesi ile silahlı güç olmasına kadar uzanan bir hikayeyi hatırlatıyor bana..
O nedenle toplumun her kesimine daha şeffaf bekçilik alımları gerçekleştirilmeli.Toplum bekçiyi konuşurken AKP ilçe teşkilatlarını, milletvekillerini ve referanslarını konuşmamalıdır.
Aksi takdirde tarih bir gün Hitlerin SS’ni yazdığı gibi bu gün birilerine arka bahçe olan bekçileri de yazabilir..
İktidar sahiplerinin toplumun konuştuğu teşkilatlardan gelen ve milletin gözüne batan bu durumu dikkatle incelenmesinde fayda var…
Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest