ÜLKE TOPYEKÜN UYANIRSA DÜZELİR!

Ayak bastığımız her şey paralı. Pazardan, manavdan, kasaptan aldığımız her şey pahalı. Köprüler, otoyollar, hastaneler ücretli ve pahalı. Bu ülkede paran, pulun, makamın yoksa koskocaman bir “HİÇ”siniz. Geçim hiç bir zaman hafiflemedi. Her sene “Zor şartlar hafifleyecek, biz gelirsek şaha kalkacaksınız” denildi. Şaha kalktık ama uçuruma sürüklenmeye doğru…

Yazmak suç..
Konuşmak suç..
Yönetilenler kutsallaştırıldılar.
Gariban geçim dünyasında boğuşuyor.
Ülke bu hale kendi kendine gelmedi. İçinde yaşadığımız süreç halkın tercihi ve gerçekleri görememe yapısıyla geldi. Bu bedeli ödemek, bu ateşin içine kendi elleriyle girmek ancak bu kadar net anlatılabilirdi..

Bilmem hatırlar mısınız..
Geçtiğimiz yıllarda SGK’ya yönelik gelen artışların resmi gazetede yayımlanmasını vatandaşa bir muhabir soruyordu: “SGK giderleri zamlandı, karar resmi gazetede yayımlandı. Ne düşünüyorsunuz? diye. Vatandaşın verdiği cevap şu oluyor: “İnanma o gazetelere inanma. Onların hepsi yalan söylüyor.” Aslında çok bir şey yazmaya lüzum yok. Bu durumda kime ne anlatılabilir ki? Toplumda bu şekilde milyonlarca sorgulamayan, resmi gazete nedir bilmeyen, bilemeyen insan kitlesi var. Hatta ülkeyi “CEHAPE”NİN(!) yönettiğini sanan milyonlar var….

Bu hafta geçmiş senelerde yazdığım köşe yazımı hatırlatarak bitirmek istiyorum. Köşe yazımda şu satırlara ifade vermiştim: “Kilise açarlar, muhalif olana “Hristiyan” derler. PKK ile pazarlık yaparlar, muhalif olana “Terör ortağı” derler. İsrail’e hizmet ederler, muhalif olana “Yahudi dostu” derler. ABD müttefikimiz derler, muhalif olanı “ABD dostu” gibi anlatırlar. “AB’ye girdik!” diye havai fişeklerle kutlama yaparlar, muhalif olana “AB’nin uşağı” derler. Öcalan’ı besleyip büyütürler, devleti ayağına gönderirler, muhalif olanı suçlarlar. Çözüm süreci yaparlar, muhalif olanı suçlarlar. Elektriğe, suya, benzine, gıdaya zam yaparlar, muhalif olanı suçlarlar. Asgari ücretle geçinilmiyor denilir, muhalif olanı suçlarlar. Ergenekon, Balyoz, Ümraniye gibi kumpas davalarının “Savcısıyız” derler, muhalif olanı suçlarlar. Orduyu çökertip, devletin kozmik odalarını aratıp ABD’ye teslim ederler, muhalif olanı suçlarlar. Dinlerarası diyalogçu papaz eli öpen Fetö’ye “Hocam” derler, eteklerine sarılıp referans olurlar, kızlarını verip damat alırlar, muhalif olanı suçlarlar. Dinlerarası diyalog yaparlar, muhalif olanı suçlarlar. Tecavüz vakaları, çocuk istismarı, cinayetler artar, muhalif olanı suçlarlar. Devlet ve özel hastaneleri ticarethaneye çevirirler, muhalif olanı suçlarlar. Terör arttı, şehitler arttı, ülke de her pislik giderek artıyor, halen daha muhalif olanı suçlamaya devam ediyorlar. Geriye giden hiç bir suç yok, aksine artıyor muhalif olanı suçluyorlar. Cezaevleri tıka basa doldu, taştı, her yer suçlu. Adalet yok, terazi yok, yeni cezaevleri yapılıyor. Kütüphanelere giden yok. Gençler sokaklarda, ilim, bilim yok. Gösteriş, şatafat hep. Tarumar ediliyor ülke git, gide. 18- 19 yıldır herkes suçlu, herkes terörist, herkes hain, herkes günahkâr, bir tek bu ülkeyi bir başına 18 – 19 yıldır yönetenler masum, tertemiz, hatasız ve günahsız. İstişaresiz yapılan hiç bir şeyden hayır gelmez. Tek adam rejiminde durum ortada.

Bugünleri dünden gördük, yazdık. Ama hiç birşey değişmedi. Gerçeği gören hak verdi. Göremeyen sövdü, saydı. Adli makamlar bu konular da basıyor cezayı. Hak, hukuk, adalet, Allah korkusu demeden..

Bindirdiler bir alamete..
Gidiyoruz büyük bir felakete..

Ali Osman ÖNDER

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest