KIYILARDA HALKA KIYMAYIN

Yaz tatilinin gelmesi ve tatilcilerin kıyılara akın etmesiyle birlikte vatandaşlar ile kıyı işletmeleri arasındaki tartışmalar nerdeyse her yıl gündeme düşer. İşletmeciler, fiyatların yüksekliğinin nedeninin yüksek maliyet olduğunu savunurken; vatandaşlar ise plajların işgal edilmesi konusunda Kıyı Kanunu hatırlatır.
Peki, nedir bu kıyı kanunu?
Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir. Yine bu kanunun 5. maddesinde; “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” hükümleri yer almaktadır.
Bu kanunun uygulanması amacıyla çıkarılan yönetmeliğin genel esaslar başlıklı 5. Maddesinde de istisnalar hariç olmak üzere “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz” ifadesine yer verilmiştir.
İlimizde bu Kanun ve yönetmeliğe ne kadar uyulduğu herkes tarafından eleştiri konusu olmaktadır. Sebebi ise kimi kıyıların işletmeciler tarafından kimi yerlerin ise kamu kurumları tarafından adeta özel mülk durumuna sokulup ya girişi ücretli hale getirilmiş durumda ya da tamamen halkın girişine kapatılmış durumda olmasıdır.
Birçok vatandaş girişin ücretli olmasına değil, ödedikleri ücretin karşılığı bir hizmet alamadığı hususunu dile getiriyor. Hiçbir hizmet vermeyen ama ücret konusunda hassas olan bu işletmelerin denetlenmemesinden yakınıyor.
Basının görevi geneli ilgilendiren hususları dile getirmek, gündeme taşımaktır. Bölgemizde en uzun sahile sahip ilimizde her yıl eleştiri konusu olan bu duruma yetkililerin kanun ve yönetmelik doğrultusunda gerekeni yapacaklarını umut ediyoruz. Ve evinden çıkıp denizine girmeyi alışkanlık haline getirmiş Sinopluya artık daha fazla kıymayın diyoruz…
Alışkanlıklar değişir mi?
Elbette değişir. Belki sahili kullanma anlamındaki alışkanlığımızı değiştirmemek için direnir çaba gösteririz ama bazı alışkanlıklarımız da zamana ve ortama uygun olarak kendiliğinden farklılaşır. Nasıl mı?
Yaşadığımız pandemi sürecini bir düşünüp gözden geçirin bakalım…
Dışarı çıkmadan, gezmeden duramam diyenler günlerce evde oturmak zorunda kaldı. Görmeden duramam dediğimiz sevdiklerimizin sesini uzaktan duymakla avuttuk günlerce kendimizi. Kaybettiğimiz yakınlarımızın cenazesine bile katılamadık. Katıldıysak bile acımızı mesafeli paylaşmak zorunda kaldık. Sevinçli anlarımızı bile doyasıya paylaşamadık eş dostla…
Diğer yandan günlük hayatın koşuşturması içinde hiç aklımızdan bile geçmeyen yeni şeylere ilgi duyanlarımız da olmuştur. Yeni hobiler hayatımızda yer bulurken alışkanlıklarımızın da yenilenmesine vesile olmuştur.
Sözün kısası alışmak, insana verilmiş büyük bir lütuftur aslında. İnsanoğlu yaşadığı hayata ve ortama göre her duruma alışabiliyor. Yeter ki sağlık olsun…

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest