SOSYAL MEDYA GERÇEĞİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin olarak, “Bir bebek (Kızı Esra ile damadı Berat Albayrak’ın yeni doğan bebekleri) üzerinden ailesine ve onların temsil ettiğini düşündükleri değerlere saldıran bu alçakların peşini bırakmayacağız. Yalanın, iftiranın, kişilik haklarına saldırının, itibar suikastlarının alıp başını gittiği bu mecraların bir düzene sokulması şarttır. Bu millete, ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz” şeklinde görüşlerini belirtmesiyle sosyal medya kısıtlaması tartışması gündeme taşınmıştı. Önceki günde bu konu ile ilgili 9 maddelik yasa teklifi TBMM’ye sunuldu.

İlk olarak, 2006 yılında Facebook’la birlikte gündemimize giren Sosyal medya; bilgisayar veya akıllı telefon kullanan kişilerin, internet üzerinden oluşturabilecekleri her türlü yazılı, sesli ve görüntülü iletişimi ve paylaşımı sağlayan internet siteleri olarak bilinmektedir.

Son verilere göre Türkiye’de 52 milyon, tüm dünyada ise 3,4 milyar aktif sosyal medya kullanıcısı var. Sosyal medya, bilgi paylaşımı, arkadaşlık, iyi vakit geçirme, eğlence gibi amaçlarla kullanılsa da pazarlama, tanıtım, dolandırıcılık gibi yöntemler için de kullanılıyor.

Tüm bu veriler gösteriyor ki; artık sosyal medyayı reddetmek mümkün değildir. Bu durum, iletişimin yeni bir şekli olarak karşımızdadır. Bunu tehlikesiz bir hale getirmek gerekir. Ancak, tehlikeli yönlerini fark edersek bunu başarabiliriz.

Peki, bu tehlikeler neler?

Sosyal medya her türlü bilgi paylaşımına açık bir platform olduğu gibi yalan yanlış birçok bilginin de paylaşılabildiği bir platform. Sahte, uydurma bilgiler, insanları yanlış yönlendirip hata yapmalarına neden olabiliyor.

Sahte hesapların arkasına sığınan bazı kötü niyetli kişiler, diğer insanlara kolayca hakaret edebiliyor. Bu da birçok sosyal soruna neden olabiliyor. İnsanların arasındaki bağa, toplumun birlik ve beraberlik duygusuna zarar verebiliyor.

Dolandırıcılar, sahte hesaplar, sahte internet siteleri ile “Hediye kazandınız, Devlet aidatlarınızı geri ödüyor” gibi yazılarla insanların dikkatini çekip kurdukları sistem ile banka şifreleri, adres gibi kişisel bilgilere kolayca erişip, insanları mağdur olmasına sebep olabiliyorlar.

Ayrıca sosyal medyanın aşırı kullanımı, özellikle genç yaştaki insanların gerçek sosyal hayattan kopmalarına, gittikçe daha mutsuz ve öz güvensiz olmalarına neden olabiliyor.

Bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım, yani faydalarına…

Sosyal medyada yer alan her türlü bilgi paylaşımı ile hemen her gün ihtiyacımız olan veya olmayan her türlü bilgiye anında ulaşabiliyoruz.

Sosyal medya paylaşımları ile arkadaşlarımızın sevinçlerine ortak olabiliyor, onların hayatlarındaki değişikliklere ortak olabiliyor, iletişimimizi kuvvetlendiriyoruz.

Sosyal medya sayesinde acil durumları kısa sürede birçok kişiye ulaştırabiliyoruz. Mesela bir hastanın kan ihtiyacı olduğunda bunu duyurabiliyor, bir vefat haberini kısa sürede birçok kişiye ulaştırabiliyoruz.
Sosyal medyada yer alan olumlu, pozitif paylaşımlar da insanlara güç verebiliyor. Mesela bir kanser hastasının kanseri nasıl yendiğini paylaşması, aynı hastalığa sahip kişilere umut desteği olabiliyor.

Sosyal medya konusunda yapılacak yasal düzenlemeler nasıl sonuçlanacak ileriki günler gösterecek. Ancak, Sosyal medyanın olumlu ve olumsuz yönlerinden etkilenmek tamamen kullanıcının elindedir. Sosyal medya bilinçli kullanıldığı zaman elbette fayda sağlayacaktır. Fakat bilinçsizce, gerçek hayatın yerine konduğu zaman faydadan çok zarar getirmesi kesindir.

 

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest