MASKELİ BALO! SEN SEÇME BİZ SEÇERİZ!

Tüm dünya da etkisin gösteren COVİD 19 yaşamları alt üst ederken alışılagelmiş tüm yaşamsal olguları da derinden etkilemeye başladı.
Okullarda belirsizlik hala sürüyor…
Uzaktan eğitimle süreci getirmek için çaba sürerken diğer yandan da yüz yüze eğitim nasıl olacak bunun çalışmaları da sürüyor..
Kurban Bayramı’nda yapamadığımız kısıtlamalar ülkenin dört bir yanında COVİD 19 patlamların yaşanmasına vesile olduğu artık hekesn dilindedir.
Türkiye’nin dört bir yanından yeni salgın haberleri ile korku iklimi her bölgeye her noktaya ulaşmaya devam ediyor.
Hükümetin her gün yaptığı açıklamalar artık iktidar yanlılarında inandırıcılığını yitirmeye, eleştirilmeye başlanmış durumda..
Yaz ayı başlangıcında AB ülkeleri Türkiye’ye seyahata izin vermediklerinde en ağır eleştiriler yapılıyordu. Gelinen süreçte bu ükelerin ne kadar haklı bir kaygı içine girdikleri daha net görülür oldu!
Maalesef ülkemizde bilim kurulunun almış olduğu tavsiye kararları kamuoyuyla net olarak paylaşılmazken her kanala çıkan ve farklı söylemlerle farklı kanalları izleyen bu nedenle birbirinden farklı düşünmeye iten bilimkurulu üyelerinin konuşmaları da artık ciddi oranda şüpheler içermeye başlamıştır.
Ülke adeta bir maskeli balo alanına dönerken; söylemler, her gün yapılan açıklamalar tatminden uzaktır.
Sağlık Bakanı fahrettin Koca’nın pandemi’nin başlangıcında gösterdiği üstün performans kamuoyunda çok ciddi bir destek görmüş siyasetin arasından sıyrılıp en güvenilen isimler arasına girmişti.,
Ama bu gün başarı ya da başarısızlık kriterlerinde neler değişti?
Kim neden konuştu?
Kimse bilmiyor.. her kafadan farklı bir ses, siyasetten farklı bir bakış geliyor..
Bir yanda toplumsal olaylara düğünlere derneklere kontrollü izin verilirken, devlet kontrolündeki milli bayramlara kısıtlamalar getirilirken diğer yanda sel felaketinin yaşandığı Gİresun – Dereli’de miting yapıp , çay dağıtmak toplumsal mücadeleyi zaafa uğratırken güvenilirliği de sorgulatır hale gelmiştir.
Yapılan açıklamalar ınandırıcı mı? Bakanın verdiği rakamları doğru buluyor musunuz? sorularında artık vatandaş kendi doğrularına yönelmeye kendi bölgesindeki vakalarla karşılaştırmaya ve yapılan açıklamaları bu pencereden değerlendirmeye başlamıştır…
Günlük yaklaşık 1550 civarında tespit edilen vaka sayısı 81 il 922 ilçe sayısı ile ne kadar örtüşmektedir. Hergün her ilçede her ilde 2 vaka tespit edilse günlük tespit edilen vaka sayısını geçerken halen sayının bu rakamlarda olması vatandaşı düşündürmeye devam ediyor. Ülke yasaklar ve de yüze takılan maskeleri konuşuyor.
Asıl sorun rakamlar doğru mu? COVİD 19 belediye başkanından, siyasetçisine, bürokratına kadar sirayet eden bu virüsle kışa gittiğimiz bu aylarda nasıl mücadele edeceğiz? İdari para cezaları ya da maske peşine düşerek korumaya çalıştığımız halk zaten bir maskeli balonun içindedir. Çünkü hastaneden eve, evden sokağa inen zihinlerinde hastalığı bitirmiş vücütlarında virüsle gezen insan sayısı ve yüzlerindeki maske yeni hastalar üretmeye COVİD’le tanıştırmaya devam ediyor. ÖNCE BİLİNÇ, ÖNCE İNSAN, ÖNCE TEDBİR diyerek çıkmalı insanımız. Sokaklar maskeli baloya katılıyormuşcasına gülerek gelen maskeden aldığı güvenle dolaşan bir başkasına maske ile temas eden bilinçsizce dolaşan insanla dolu..
Bu virüs şimdilik havada kalmıyor, temas yolu ile bulaşmıyor
Bilimsel olarak; COVID-19’a neden olan virüs, genellikle enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya nefes vermesi sonucu oluşan damlacıklar yoluyla bulaşıyor. Bu damlacıklar çok ağır olduğundan havada asılı kalamıyor. O nedenle hemen yere ya da yüzeylere düşüyor.
COVID-19 ile enfekte birinin yakınındayken virüsü solursanız veya virüsün bulaştığı bir yüzeye dokunduktan sonra gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza dokunulursa hastalığa enfekte olabilirsiniz.
İşte bu nedenle bu maskeli baloda asıl sorun maskenizi sürekli takıp çıkartmak, bu esnada yüzeylere temas etmek ve maskeyi takmak için ağzınıza burnunuza getirmek belki takmamaktan bile daha tehlikeli bir hal alabilir. Maske hapşırmalara yakın temasa güven sağlar: Ama bu maskeli balo da asıl eller her maskeyi çıkartıp taktığınızda virüsün gitmek istediği boğazı, gözü ve burna ellerinizle dolmuşluk yapmanız olacaktır. Takarken dikkat, çıkartırken dikkat! virüs yerde yüzeyde geziyor boğazda gezintiye gitmek için ellerde maske geziyor….
Bu maskeli dünya da korumak istediğin ağız – burun için takmak istediğin maskeyle, ellerde virüse köprü olmasın…

SEN SEÇME BİZ SEÇERİZ!

Türkiye de demokrasi sözde çoğulculuk çok seslilik bireye önem verme olarak algılanır..
Ama Türk tipi demokrasi de geçmişten gelen gelenek hiç bozulmaz…
Asıl olan iktidarlarını sürdürmek isteyen koltuktan kalkmamak için direnen yapıların kendi kontrollerinde hukuksal açıdan sorun olmadan ama demokratikte olmayan yöntemlerle kendilerini sağlama alma girişimleridir
Bu tepeden başlayıp yerele kadar inen hastalıklı bir yapıdır.
Bu gün siyasi partilerin mevcutta görev yapanların demokratik olarak kabul ettiği seçilemeyenlerin eleştiriye tabii tuttuğu, delegenin de güçten yana tavır alıp şekil değiştirdiği güç kimde ise oraya tutunduğu sözde seçilmiş, gerçekte ise hukuken(!?) atanmış bir yapının çoğunlukta kendini göstermesidir.
Bu konuya nerden geldik?
5 Eylül’de Boyabat’ta yapılan MHP ilçe kongresinde yaşanan hadiseler basına servis edilen açıklamalar ülkemizde halen siyasetin istenilen düzeyde olmadığının bir göstergesidir.
Boyabat ilçe kongresinden genel merkezin talimatları doğrultusunda tek aday liste ile kongreye gidilmesi talimatı alınmış ama delegeler alternatif liste ile mevcut adayın karşısına çıkmak isteselerde başarılı olamayarak aday olamadan salondan çıkmışlardır. Halbu ki kararı verecek olan delegenin oyuna bile sunulmayan biz seçeriz sen onaylarsın mantığı insan odaklı bir yapı olmadığı gibi demokratik bir tavırda değildir. Tek liste ile kongreye gitmeyi zorlamak asıl olması gereken demokrasi kültürümüze vurulan bir darbedir.
Önceleri CHP kongrelerinde yaşanan arbedeleri, kavgaları bizlere demokrasi dışı gibi algılatanlar aslında hak aramanın, demokratik tepki vermenin kötü bir şey olduğunu anlatmak için kullanırlarmış. Oysa gerçek! Kendisine değer veren, delegenin desteğini alan ve aday olmak içn mücadele eden, hakkını arayan ve bu nedenle tepki koyanlar asıl demokrasi mücadelesi veren kitleler olmalarıdır. Bu mücadeleede bazen sınırı geçenler, haddini bilmeyenler çoğunluğunu kararına saygı duymayanlarda olacaktır. Onlarda demokratik kültür içinde kaybolup gideceklerdir.
Yine bu günlerde AKP’de kongrelerini yaparken tek aday diyerek yollara düştü… Bu tek adaylıktaki mesele kontrol edilebilir ‘seni ben seçtim’ mantığımıdır? Bunu bir türlü anlayamadım. Delegenin seçmediği güven oyu vermediği bir aday delegeye, partiye değil kendisini o göreve taşıyanlara karşı sorumludur. Bunu yaparkende günler öncesinden ‘kimsecikler aday olmasın üyeler bizim kamuoyu araştırması yaptığımız düşünsün’ diyerek eski yeni ne varsa çağırıp sorarlar; “kim olsun”…
İsimler belirlenir; üye ve delegeler o isimlerde mutabık kalmış gibi süre uzatılır daha sonra kongreye seni istediler diyerek delegenin önüne atarlar. Seçilir ama seçeni değil seçtireni bilir! Oysa olması gereken taban olan ve o tabanı temsil eden delegelerin o parti üyelerinin özgür iradeleri ile kendi başkanlarını seçmeleri ondan hesap sorabilir olmalarıdır. Ama siyaset daha çok adına işbirliği dedikleri, delegenin seçme yeteneğine güven duymayarak, onun yanlış yapacağını düşünerekl ‘SEN SEÇME BİZ SEÇERİZ’ DİYEREK DELEGEYE’ aday bulan ve onaylattırma sistemine dönüşmüştür.
Görünüşte demokratiktir.
Yasal prosedürler yerine gelmiştir..
Divan teşekkül etmiş, YSK yerini almış hazirun gelmiş listeler hazırlanmış, demokratik konuşmalar yapılmış, sahte demokrasi nutukları atılmış, davadan bahsedilmiş, liderden öğütler sıralanmış sonuçu baştan belli olan delegeye rağmen delegeyle seçtirdikleri kişi koltuğuna oturtulmuştur. Demokrasi kazanmış(!?) birlik ve beraberlik hasıl olmuştur(!?)…. Oysa katledilen insan aklıdır! Katledilen demokrasidir! işletilmeyen tüzük ile güce, güçlüye, seçtiğine, seçenin boyun eğdiği, delegenin alternatifsiz kaldığı tek liste ile gittiği kadük ama hukuki seçimlerle demokrasimiz taçlandırılmış olur. Bu ülkede demokrasi siyasi partilerin birliğinde aranırken, hak aramanın, hukuk aramanın kavga olarak görülmesindeki ana etken boyun eğenlerin, kendi gücü yerine kendisine dayatılanı kabul edenlerin demokrasi anlayışında saklıdır.

DELEGE İSTEMESE DE PAŞA PAŞA KABUL EDERSE SORUN YOK, DEMOKRASİ ZATEN KAZANMIŞTIR! DEMOKRASİNİZ(!) HAYIRLI OLSUN BEYLER!

MUSTAFA EKER

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest