DAĞ YIKILIRSA, ÖNCE FARELER KAÇAR!

Derinleşen ekonomik krizi gizlemek, bu gidişatı önceden bilenleri susturmak, bu enkazı geçiştirmek için öfke, kin, nefret dolu dizgin gidiyor. Yandaşlar derenin akıntısına değinmiyorlar. Yıllardır, sabah akşam, 7/24 “Eyyy cehapee, eyyy Kemal, eyy Kılıçdaroğlu” diyerek yatıp kalkıyor. Her ne kadar alkışlansalar da bu alkış dağın kendisini görene kadar olacaktır.

“9 kişinin yaşamını yitirdiği, parası ödenmiş fakat sinyalizasyonu kaza gününe kadar takılmamış, erken açmak için aceleye getirilmiş Yüksek Hızlı Tren kazasına mı?” değineyim yoksa, “Su içinde yüzen düşük kotta yapılan yeni Havalimanı denilen şeye mi?

“FETÖ’yle yatıp kalkmış, sayıştay raporlarına göre ülkeyi tarumar etmiş, devletin imkanlarını yandaşları zengin etmek için kullanmış, daha da kirlenmek için yarışa giren adaylara mı?” değineyim yoksa, “5 yıl boyunca çalışıyor gibi gözüktüğü Ankara Büyükşehir belediyesi’nden maaş alıp 4 yıl izin kullandığı ileri sürülen ve saraya danışman olarak atandığı bilgisi basına yansıyan Bakan’ın torpilli eşine mi?

Nereden tutarsanız tutun tutarsızlık. Nereden bakarsanız bakın baştan aşağı bataklık. Hangi birini yazalım ki?

Aşağıda okuyacağınız satırları 24 Haziran seçimlerinin yapıldığı akşam yazmıştım. Bu ve buna benzer yazılarımızla bugünlerde olan bitenlerin dünden analizini ve tespitlerini de öngörülerimizi sıralayarak yapmıştık. Nitekim, şu ya da bu hususta “Yanıldık!” diyebileceğim hiç bir konu, hiç bir cümle şu ana kadar olmadı. Algılarla, kurgularla, güzel söylenen süslü, püslü yalanlarla toplum üzerinde “Manipülasyon” yaparak istenilen şekle getirmek gerçekten Türk siyasetinin en kirli, en çirkef yüzü olmuştur. Özellikle ve en çokta AKP’nin doğuşuyla birlikte ülke olarak bu kirliliğe beraberce şahit olduk. Vakit buldukça eski hükümetlerin liderlerini dinliyor, izliyor, birlikte çıktıkları programlarını, meydanlardaki söylemlerini, birinin diğerine olan üslubunu ve nihayetinde çoğunlukta görgü kuralları içerisinde yarıştıklarını gördüm. Yanlışların, hataların düzeltmesi için yıllardır bir mücadele belli bir kesim tarafından veriliyor. Bu hataları, altında kalacağımız ağır bedelleri onarmak yerine savunmak, sahip çıkmak, “yanlış yapıyorsunuz!” diyeni tehdit etmek, terörle uzaktan yakından alakası olmayan yurtseverlere “Terörist!” damgası vurmak AKP döneminde adeta klasik moda halini aldı. “Ya bizdensin, ya da hainsin!” nidalarıyla üzeri örtülen pislikler hadsafhada. Satın alınmış gazete manşetleriyle, hikayeden üretilmiş, sadece algı pompalamaktan ibaret olarak düşündüğüm, gördüğüm mağduriyetler yıllardır her seçim öncesinde ülkenin gerçek gündemini örtbas etmek için ısıtıp ısıtıp Türk milletinin önüne konulmaktadırlar.

İktidar kaos ortamından, kutuplaşmadan, ayrışmadan, kavgadan, kargaşadan hoşlanmakta, bu uç başlıklara sığınarak devamını sağlamak istemektedir. Açık açık tehditler, korkutmalar bunun en basit birer delilleridir. Sürekli ve ısrarla aynı konular, aynı kamuflajların içinde bürünerek toplum üzerinde halen kabak tadı vermedi mi? onu da açıkçası merak etmiyor da değilim. Her seçim öncesi alkışlayıp her seçim sonrası ağlamak nasıl bir pskilojik vakadır onu da çözemedim, bilemedim gitti.

**
24 haziran gecesi sosyal medya hesabımda şu yazıyı yazmıştım;

“Erdoğan kazandı, millet kaybetti!”
“Kendi elinizle kendinizi ateşe atmayın buyurmuştu” yüce yaradan. Ne yazık ki o gün işte bugün.

“İçim çok rahat. Çok güzel mücadele verdim. Yine çekinmeden herkesin, “Sus yazma” dediği, her türlü iftiralarla, algılarla kılıfa soktuğu dönemde yine gerçekleri yazdık. Tarihler, arşivler bu paylaşımlarımı ileride kanıt olarak sizlere gösterecek lakin iş işten geçmiş olacak. Bu sonucun kurgulanmış bir sonuç olduğunu, bu sistemin kurgulanmış Türkiye’yi ve Türk Milletini tamamen bitirme projesi olduğunu zamanla anlayacak, görecek ve yine biz haklı çıkacağız. AKP hükümeti ve koltuktaki tek adam rejimi kendisinin var ettiği ekonomi ve tüketim enkazını Türk milletine ödetecektir. Dolar düşmeyecek, düşse de değişen bir şey olmayacak. Her gün zamlarla hayata devam edeceksiniz. Tüm olumsuzluklar, işsizlik, ahlaksızlık kat kat üzerine koyup artmaya devam edecek. Medya ambargosuna, tüm engellemelere rağmen devletin tüm olanaklarının tek bir adama çalıştığı bir ortamda adil ve eşit şartlarda olmayan seçimler asla meşru değildir. Size göre, sizler kazanmış olsanız da bu kendinizi kandırmaktan ibarettir ancak. Adalet denilen terazide bu kul hakları bir gün önünüze mutlaka gelecektir. Bunlara ilaveten, ağlayıp sızlayan halkımızın ağlama sızlama şikayeti asla olamaz, olmamalıdır. Zaten Başbakan, zaten Cumhurbaşkanı olanlar, zırhlı araçlardan şov yapanlar sizlere ve sizlerin yüzünden hepimize mutlaka bedelini ödetecektir. Sadece internet paylaşımlarıyla sesini duyurmaya çalışan, halktan gizlenen yiğit, mertçe çıkıp meydan meydan konuşan Meral Akşener gayet iyi bir sonuç almıştır. 6 aylık partisi de meclise girmiştir. Hiç bir kanalda yer almadı, devletten hazine yardımı almadı. Bu seçimin galibi saraya boyun eğmeyen Muharrem İnce, Meral Akşener ve Temel karamollaoğlu olmuştur. Yeni sistem bir bölünme sistemidir. HDP’nin bölgesinde AKP ve HDP haricinde hiç bir parti milletvekili çıkaramadı. Hani diyorlardı ya, “Siz HDP ile berabersiniz” diye. Kim kiminle ortaya çıkan sonuçta belli. İki parti dışında kimse yok. Her seçim HDP üzerinden algılarla milleti aldattılar. Oysa HDP denilen siyasi çöplüğü var edende kendileri. Hayat öpücüğü verende kendileri. Hazine yardımı yapanda kendileri. Bu seçimi tek adam kazandı ama millet kaybetti. Çok yazık oldu.”

**
Şimdi sırada yerel seçim var. Aynı teranelerle, aynı hikayelerle, aynı algılarla 31 Mart’ta. Bu belki de Türkiye’de son seçim. Bundan sonrası iç açıcı değil..

Başa dön tuşu