AÇIK VE NET

Geçen akşam İçişleri Bakanı Sayın Soylu’nun konuk olduğu programın ilk 45-50 dakikalık bölümü geçmişin hikayesi ile geçti. Bu giriş bölümü son günlerde kamuoyunu meşgul eden konularla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir içeriğe sahipti.

Programda bulunan gazeteciler ya da moderatör, ‘sayın bakan siz bunları bir başka programda geniş bir şekilde anlatabilirsiniz ama bizim bu akşam buraya gelmemizin nedeni size sormak istediğimiz sorular. Lütfen biz sorularımızı soralım, siz de bunlara net ve kısa cevaplar verin’ demiş olsalar belki program farklı bir şekilde sürebilirdi.

Bizim ülkemiz gibi ülkelerde yargı üzerine düşeni yapmadığı zaman bu tür programlar halkın gözünde bir nevi yargı merci şeklinde görülüyor. Ve orada gazetecilerin veya soru soranların ya da o programı yönetenlerin mutlaka daha aktif olması isteniyor. Aksi takdirde kamu vicdanı tatmin olmuyor.

Sorulara net ve açık cevaplar vermeyen sayın bakan, genel anlamıyla ortaya atılan iddiaları dış güçlerin saldırısı olarak niteledi.

Bu aslında 2011’den sonraki yıllarda iktidarın geliştirdiği bir siyaset tarzı oldu. Faiz, döviz ve enflasyon üçü birden yükseliyor mu, fakirleşiyor muyuz, dış politikada yalnızlaşmış mıyız?
Sebepleri dış güçlerin saldırısı…

Bu bazen “emperyal güçler, küresel güçler, üst akıl, Haçlı ittifakı” gibi kavramlarla da ifade ediliyor. Dış güçler saldırıyor söylemi milli duyguları kabartıyor. Fakat sorunları çözmüyor, hatta ağırlaştırıyor.

İç politika uğruna yedi düvele karşı meydan okuma tavrıyla siyaset yapmanın sonuçları ortada: ABD ve AB ile her zamankinden daha gergin bir döneme girdik. Orta Doğu ve Akdeniz’de dengeler aleyhimizde bozulmaya başladı.. Rusya bir hafta içinde Dışişleri Sözcüsü Zaharova ve ardından Dışişleri Bakanı Lavrov tarafından Türkiye’yi iki defa tehdit etti.

Mafya-siyaset ilişkilerinden tutun da ekonomiye ve dış ilişkilere kadar sorunlarımızı “dış güçler saldırıyor” diye kitlelere ‘satmak’ mümkün ama sonunda maliyetinin ağır olduğu açık ve net…

Geçen akşamki proğramda izlediği vatan-millet-sakarya performansı ile Sayın Soylu partilerinin grup toplantılarındaki açıklamaları ile Sayın Bahçeli’nin ve lideri Erdoğan’ın desteğini almayı başarmış görünüyor. İttifak ortakları olarak iktidarın bakanına sahip çıkan liderler söylenene değil söyleyene bakın stratejisini izleyerek iddialar için dış güçlerin iktidarı yıpratma çabalarının bir aracı olarak gördüklerini deklare ederek iddiaların sahibinin arkasında bir üst akıl olduğu görüşünde birleştikleri de açık ve net olarak görünüyor.

Aziz Nesin’e ait düşündürücü bir tespitle yazımızı sonlandıralım.“Eğer biri ‘doğru dürüst insan’ olduğunu iddia ederken sizi ‘şerefsizim, namussuzum, vb.’ gibi laflarla inandırmaya çalışıyorsa, bilin ki o dediği gibidir, sakın inanmayın.”

Başa dön tuşu