BİR ÇADIRLARI BİLE YOK !…

Pandemi koşullarında neyin kime yasak olduğu, ne kadar? Süre ile yasak olacağı belli değilken asıl görev yapan güvenlik güçlerimize polisimize ne kadar zorluk yaşattığımızın da farkında değiliz…
Onlar aslında vatandaşına ceza yazmak ya da vatandaşı ile köşe kapmaca oynamak için sokaklarda değiller…
Hem güvenliğimizi sağlamak hem de sağlığımız için bu gün bir sağlık çalışanı kadar toplum sağlığı için sokaklarda devriye atıyorlar…
Bir de köylerde alınan karantina uygulamalarında görev yapan askerler var ki; görünce bir sağlık çalışanı kadar kendi sağlığından vazgeçmek zorunda kaldığımı hissediyorsun bu vatan evlatlarının..
Yağmur, kar, boran, güneş bir de bunlardan korunmak için aynı arabanın içine girmek zorunda olan görevli sayısı..
Geçtiğimiz günlerde karantina uygulanan bir köye gitmek zorunda kaldım. Köye yaklaştığımızda askerler köye giriş ve çıkışları kontrol etmek için görev başındaydı.
1 adet 4 x4 araçları 4 kişilik ekipleri ile vatandaşın sağlığı için nöbet tutuyorlardı…
Salgın daha da yayılmasın diye onlar nöbetteyken aynı araçta kalmak zorunda oldukları anları düşündüm!!!.. 2 kişinin yan yana gelmesinin yasak olduğu bir süreçte onlar aynı araçta 4 kişi ısınmak, yağmurdan korunmak, dinlenmek için o araca girmek zorunda kalabiliyordu.
O gün yağmur yağmış gecenin soğuğunu yemişlerdi ama görev başında olmak zorunda oldukları için yaktıkları ateşin başında kontrollerine devam eden bu yiğitlere görev verenler; acaba onları salgından korumak, yağmurdan soğuktan korumak için başka şeyler yapamazlar mı? İnsanın sorası geliyor..
Örneğin belediyeler her etkinliğe buldukları konteyner, çadır vb. bir ekipman temin edemezler mi? Ya da İçişleri Bakanlığı belirli sayıda ilçelerde illerde seyyar prefabrik konteynırlarla bu süreci götüremez mi?
Büyük devlet olmak; ver görevi nasıl yaparsan yap… Değildir! olmamalıdır da!…
Bizler karantina da evimiz de sıcak sobanın başında otururken aracın içerisinde ya da girişin başında hem ülkemizi hem sağlığımızı korumak adına yağmur demeden, çamur demeden görev yapan yiğitler var.. Onlar sizin, bizim evladımız ama kafalarını sokacak bir kuruluk, içini ısıtacak bir demlikleri bile yok…
Lebalep salonları doldurup vatandaşın üstüne güvenlik güçlerini ceza yazmak için göndermek marifet değil!!..
Köyündeki cenazeye jandarma geç geldiği için kaldırmak zorunda kalan muhtara fırça atıp makamdan kovmak belki gücünüze güç katar amma sözünüze söz katmaz…
Otobüslerle kongreye gidenlere, aynı otobüste şen şakrak video çekip atanlara, hafta sonu bir araya gelip semaver kaynatanlara da sözünüz olmalı.. Muhtar cenaze ortada kalmasın diye bir hata etmiş olabilir!!!! Ama seçilmiş bir muhtarı soruşturan devlet aynı zamanda kongreleri hınca hınç dolduran, yolcu otobüslerinin % 50 kapasite ile yolcu taşıdığı dönemde tam kapasite kongreye gidenlere de aynı hassasiyeti gösterecek kadar adil olmalıdır..
Bu gün karantinaya aldığınızda asker bekler komando bekler ama artık onlarda aşı beklemesin.. Öncelik meslekler arasına alınmalı.. Karantina bölgesinde görev yaparak gelen erzakları ev sahiplerine teslim ederek vatandaşımıza hizmet eden güvenlik güçlerine ve askerlerimize de bir an önce uygulanmalıdır.
Lebalep dolu kongre salonlarından bulaşmayan COVİD şimdilerde köylerde sokaklarda kol geziyor.. Bu gidile ya ülke olarak tam kapanacağız ya da karantina altına alınmadık köy kent kalmayacak gibi duruyor. Çözüm aşı da çözüm tüm ülkenin hızlıca aşılanmasında…

Velhasıl şimdilik yasak çok ama yasak kime yasak bilen yok..


Gece gündüz insanaımızın sağlığı ve güvenliği için görevdeolan, toplumsal olaylarda canını ortaya atarak suçluyu da, suçsuzu da kendi canı pahasına koruyan, bizler rahat uyku da yatarken sevdiklerinden uzak vatan nöbetinde karakol bekleyen, dağ başında görev yapan onurlu Geçmişi İle milletimişzin Gönlünde Taht kuran polislerimizin 176. Kuruluş yıl dönümünü en içten dileklerim kutluyorum…

 

 

 

Başa dön tuşu