BİR YANDAN SİYASET UĞRUNA ÇÖKEN DEVLET DİĞER YANDA VATAN UĞRUNA GİDEN CAN…

Bu gün bu köşe de farklı bir yazıyı kaleme alacaktım. Ama o konuyu da kısa bir değerlendirme yaparak 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeni ile kısa geçmek istiyorum..

Batı Karadeniz’de meydana gelen sel felaketi sonrası tüm Türkiye yardımlaşma ve dayanışma örneklerinin en güzelini sergiledi. Özellikle kendi ilimiz olması nedeni ile Ayancık ilçesine yapılan yardımlaşma ve dayanışma için ellerindeki tüm imkanları seferber eden ilçe kaymakamlarımıza belediye başkanlarımıza vatandaşlarımıza, siyasi parti temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına yürekten teşekkür ediyorum. Durağan’da bir sabaha hoparlörden duyulan ses Ayancık’ta yevmiyeli çalışmak üzere işçilerin gideceği anons edildi. Yevmiyeleri, kimine göre fondan kimine göre AFAD’dan verilecek olan bu işçiler her sabah minibüslerle ilçeye hareket ettiler. Üzerilerine giydirilen AKP DURAĞAN İlçe Başkanlığı yelekleri ve bunlarla verilen pozlar gerek Durağan kamuoyunda gerekse Ayancık ilçesinden bana gelen telefonlarda oldukça tepki çekti. İlçe başkanlığı veya AKP Durağan Kadın kolları başkanlığı umarım ve dilerim ki; AKP yeleği giydirdiklerinin parasını ceplerinden ödeyerek, haram yemediklerini, devletin parası ile siyaset yapmayacak kadar namuslu ve ahlak sahibi siyasetçiler olduğuna inanıyor ve bende buna inanmak istiyorum.
Yoksa tüm herkes gibi bende soruyorum; devlet size ayrı bir bütçe mi hazırladı? Kamuoyunda günlük 150 TL. Olan ödemelerin FON tarafından(yaptığım araştırmalarda fonun böyle bir ödemesinin söz konusu olmadığı ve işçileri kendilerinin tutmadığı belirtildi) ödenecek algısı var. Yoksa sadece sizinle gidenleri mi fonluyor? Ya da AFAD size özel talimat verip gelen arkadaşlar AKP yelekli olmazsa ödeme yapmayız talimatı mı verdi? Diğer ilçelerde böyle bir durum söz konusu değilken neden Durağan her yerde ayrık otu gibi siyaset fakiri düşüncelerin, gösterişin kurbanı ediliyor.
Jerome David Salinger adlı düşünür bunu şöyle ifade eder; “Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız, bir süre sonra, dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz. Ve sonunda da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız”…
Ve üstat Necip Fazıl KISAKÜREK şöyle tanımlar; “İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insanlardan korkulur”…

Belki de bunu düşünerek yelekle acı da siyasete gidenlere, milletin parası ile siyasi gösteriş edenlere en güzel söz ise şudur; “Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır, gösteriş ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürmek istediğimize. (Jane Austen)
Giden işçilerin yevmiyesi AKP Durağan ilçe başkanlığı ve Kadın Kolları başkanlığından verilecekse ve bununla ilgili bir açıklama yaparlarsa yine bu sayfada büyük puntolarla açıklayarak kamuoyunu bilgilendireceğiz. Yaptıkları bu destek ve katkı için canı gönülden teşekkür edeceğimizin bilinmesini isterim.
Yoksa kamuoyu konuşuyor, kamuoyu soruyor, gündeme getirmediğimiz için bizleri suçluyor. Kooperatif adına aldığınız trilyonluk hibe, fon üzerinden siyasi amaçlarla yapılan, yöneticilerinizin ev ev dağıttığı yardımlar kesmedi de, AFAD üzerinden oy pazarlama derdine mi düştünüz beyler!!!!…. Yapmayın, etmeyin! devleti siyasetinize, ilçemiz insanını da bu tür gösterişlerle felaketten oy avcılığına dönüştürmeye çalışan görgüsüz siyasetçi ve insanlar sınıfına sokup rezil etmeyin!!!!…
…………………………………………………….

99 yıl önce vatan uğruna ölüme koşanlar

99 yıl önce aziz vatan uğruna ölüme koşanların evlatları torunları olarak hazır bulduğumuz vatan üzerinde; kutuplaştıran, bölen siyaset ve de her şey den önemlisi kendini kaybetmiş ötekileştiren dil ile günümüzü yaşıyoruz. Aziz hatıralarına ihanet ediyoruz.
Onlar yoklukta vatan ve bayrak uğruna toprağa girerken, bizler onların aziz hatıralarının önüne kendi çıkarlarımızı, kendi siyasetimizi koyarak insanımızı böldük, ötekileştirdik, devleti siyasetin emrine tahsis ederek vatandaşın güvenilir limanını fırtınalara teslim ettik!!!
Bu gün dünya da saygın ve huzur dolu bir devletsek, 99 yıl önce vatan ve millet uğrunda ölüme koşan O yiğitlere borçluyuz.
Türk milletinin ani ve baskın harekatı 26 Ağustos’ta başlayan ve 30 Ağustos’ta sona eren Başkomutanlık meydan muharebesi, Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğan Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anadolu coğrafyasında yeniden hayat bulmasına, Türk milletinin bağımsız yeni bir devlete kavuşmasına sebep olmuştur,
Modern dünyanın gıpta ile baktığı yedi düvelin baş edemediği 200 bin Türk askerinin son bir hamle ile şaha kalktığı 30 Ağustos Zafer bayramı; bu gün istediğimiz ölçekte kutlayamasak da, değerini anlamada zorlansak da başka değerlerle kıyaslanabilir hale getirilmek istense de, Türk milleti, askeri ile büyük öndere hala saygı duyuyor, onun izinde ve yolunda ilerlemeye devam ediyor.

Bu anlamda Sinop’ta Milli Mücadeleye kattığı değerlerle de aslında önemli bir yer tutmaktadır. Durağan’ın Hacıoğlan köyünden giden Şişeklerın dedesi olarak bilinen Abdullah Efendı(Karabina) Sivas kongresine katıldığı belirtilen ve ilk Sinop milletvekillerinden biridir
Ama onu kimse tanımaz!
Hatta koca ilçede ne Boyabat’ta ne Durağan’da adının verildiği bir cadde, okul ya da simge bir anıtı yoktur..
O isimsiz bir kahramandır..
Durağanlı onu bilmez o Durağanlıdan bir şey beklemez!
TBMM kayıtlarında adı geçer bir çok konuda konuşması müteallası vardır.
Yusuf kemal tengirşenk Durağanlıdır. Ama Durağan’da sadece bir sokakta adı gezer…
Yeni nesil ve genç kuşaklar bilmez..
Bir okulda, bir salonda ya da okulumuzun her hangi bir köşesinde bak bu da ilk bakanlarımızdan 1. dönem vekillerimizden Atatürk’ün yol arkadaşlarından diyen olmaz!
Peki, 1. dönemde 2 Durağan’lının görev yaptığı tabi o zaman Boyabat’a bağlı bir kaza olması nedeni ile Boyabat yazılı vekillerimizden neden bahsediyorum?
30 Ağustos’a giden yolda, onlar bu zaferin kazanılmasında Atatürk’e duydukları büyük güvenle İstanbul payitahtına karşı gelmiş TBMM etrafında kenetlenmiş isimlerdir. Onlar Türk milletinin Anadolu’da yaşaması, dini bayramlarını huzur ve barış içinde kutlamaları, torunlarının geleceği adına mücadele eden isimlerdi. Bu gün Durağan’da bile hatırlanmayan bu yiğitler için ne söylesek, ne yazsak azdır!
“Birinci Dönem Büyük Millet Meclisi ya da kısaca Birinci Meclis, 23 Nisan 1920’de Ankara ‘da toplanmış, 1 Nisan 1923’te yeni seçim kararı alarak 15 Nisan 1923’te son oturumunu yapmıştır. Yeni Türk devletinin kurucu meclisi olarak kabul edilir.”
İşte o meclis Başkomutanlık ünvanını Mustafa Kemal’e veren meclistir. O meclis gazidir, gazinin hatırasıdır. Bu gün millet adına siyaset yapanların, yetki aldıkları ve yetkiyi kullandıkları adrestir. 30 Ağustos Milli irade ile düşmanın İzmir’de denize döküldüğü, Zaferler ayına Türk milletinin bir kez daha tarihe altın harflerle yazdırdığı gündür.
Bizler onların torunları olarak 30 Ağustos’u oyları ile şekillendiren 1. dönem vekillerine, silahı ile sipere koşan mehmetçiğe, mehmetçiğe sırtında bebesi ile erzak taşıyan şerife bacılara, ayağındaki tek çorabını askerine veren çoban Mehmete ve askerinin başında Kocatepe’de sabaha kadar uyumayan Türk milletinin bekası ve geleceği için şimşek çakan gözleri ile ufku gözleyen Mustafa Kemal’e Anadolu’nun Türk yurdu kalması uğruna canlarından geçen yiğitlere sonsuz teşekkürler ediyoruz.
Zaferler ayı Ağustos; 26 Ağustos 1071 Anadolu’nun Türk’le tanıştığı buluşma, 30 Ağustos 1922’de Türek’ün Anadolu’daki tescil Tarihidir. ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.. BAŞTA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI OLMAK ÜZERE VATAN UĞRUNA ŞEHİT OLAN TÜM YİĞİTLERİMİZİN MEKANLARI CENNET, OLSUN RUHLARI ŞAD OLSUN…

 

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu