CORONA MASKESİZKEN VURUYOR, SİYASET MASKE İLE…

Bir yanda corona diğer yanda AKP kongreleri tartışılırken 10 Şubat’ta başlayan ve yürekleri dağlayan ‘pençe Kaplan’ ‘ harekâtında ilk önce operasyona giden 3 askerimizin şehit haberi ile sarsıldık. Daha sonra Türkiye de gündem yaratan ve PKK terör örgütünün elinde olduğunu öğrendiğimiz yaklaşık 5-6 yıl önce kaçırılan asker – polis olan 13 şehidimizin haberi ile yıkıldık…
Önce televizyonlar Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açıklamasına yer vererek; “ yoğun çatışmaları müteakip kontrol altına alınan mağarada yapılan aramalarda alıkonulan 13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşılmıştır. Yapılan ilk incelemede masum ve silahsız vatandaşlarımızdan birinin omuzundan, diğer 12 vatandaşımızın başlarından vurularak şehit edildikleri tespit edilmiştir.”
Cümleleri ile duyurulduğunda şehit edilenlerin yörede teröre destek vermeyen ailelerden olduğunu düşünmüştüm. Haber o kadar sıradan veriliyordu ki ‘sivil vatandaş’ cümleleri ile veriliyordu!!!.
Oysa onlar asker ve polis olarak alıkonulan, kaçırılan, çözüm süreci ve sonrasında terör örgütünün alıkoyduğu isimlerdi. Vatandaşlar olarak bizlerin ise yeni haberimizin olduğu güvenlik güçlerimizin, istihbaratımızın değerli mensupları idi. Yaklaşık 6 yıldır kanlı terör örgütünün elinde olan bu yiğitler ve aileleri her gün gözyaşı dökerken Türkiye bundan bi haber eğleniyor, gülüyor siyaset yapmaya devam ediyordu…
10.12.2015 yılında 393 sayılı yazılı soru önergesi MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman da Efkan Ala’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları soruyordu;
PKK terör örgütü, 1984 yılında başlattığı terör eylemlerine 1990 yılından itibaren kamu görevlileri ve vatandaşlarımızı kaçırmak suretiyle, farklı bir boyut eklemiştir. Kaçırılan çok sayıda kamu görevlisi ve vatandaşımız hala örgüt tarafından alıkonmakta olup, akıbetleri bilinmemektedir.
Buna göre;
1. 2002-2015 tarihleri arasında Türkiye genelinde PKK terör örgütü tarafından kaçırılan kaç kamu görevlimiz vardır?
2. Kaçırılan kamu görevlilerimizin kaçı serbest bırakılmıştır? Serbest bırakılmayan kaç kamu görevlimiz PKK’nın elindedir ya da kurtarılamayan kaç kamu görevlimiz vardır?
3. 15 civarında polis, asker ve kamu görevlisinin PKK’nın elinde olduğunu iddiaları doğru mudur?

Bu önergeye cevap gelmedi dönüş olmadı…
Bu kez 20 Aralık 2015 tarihinde CHP İstanbul milletvekili Mahmut Tanal “PKK terör örgütünün elinde rehin tutulduğu iddia edilen asker ve polislere ilişkin” soru önergesi verdi. Bu kez de dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’ndan yanıt gelmedi.
Ve 2 Aralık 2016’ tarihinde ise CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu. Bu kez de Binali Yıldırım’dan yanıt gelmedi.
Daha sonra MHP İstanbul milletvekili Atila Kaya, “Bölücü terör örgütleri tarafından kaçırılan ya da rehin alınan bulunup bulunmadığına ilişkin” soru önergesi verdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu soru önergesini yanıtlamadı. Atila Kaya, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın da yanıtlaması istemiyle de “TSK bünyesinde terör örgütleri tarafından kaçırılan ve rehin alınanlar var mıdır?” diye soru önergesi verdi. Yıldırım yanıt vermedi.
30 Aralık 2016: CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, “PKK terör örgütü tarafından kaçırılan güvenlik görevlilerine ilişkin” soru önergesi verdi. Süleyman Soylu’dan yanıt gelmedi.
6 Temmuz 2017: CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, “Teröristlerce kaçırılan asker ve polislerin kurtarılması için Hükümetin yaptığı çalışmalar nelerdir” diye soru önergesi sundu. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım yanıt vermedi.
25 Eylül 2017: CHP’li vekil Murat Bakan bu kez dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin yanıtlaması için “Terör örgütleri tarafından kaçırılan polis ve askerlere ilişkin” soru önergesi verdi. Canikli de yanıtlamadı. Aynı soru önergesine Süleyman Soylu da yanıt vermedi.
2 Aralık 2017: CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’a kaçırılan askerleri sordu. Fakat Yıldırım yine yanıt vermedi.
13 Şubat 2018: CHP’li Murat Bakan, konuyu yeniden gündeme getirdi, soru önergesi verdi. Binali Yıldırım’dan yanıt gelmedi. Murat Bakan, Ekim 2018’de ise bir kez daha kaçırılan askerleri Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a sordu, yanıt bir sene sonra geldi. Murat Bakan, Akar’ın şu yanıtı verdiğini açıkladı: “Terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir.” dedi.
Özellikle CHP İzmir milletvekili Murat Bakan’ın sormuş olduğu bir kaç daha soru önergesi var ama ben farklı partilerinkine yer verdim ki; olayın bilindiğini göstermek istedim.
Arkadaş biz neler kaçırmışız… Askerimiz, polisimiz kanlı terör örgütünün elinde ama biz ise onların farkında bile olmamışız. Sadece bir avuç milletvekili TBMM’de bu soruları sormuş ama iktidar temsilcileri cevaplama gereği bile duymamış..
Oysa; İsrail 1 askeri için Hamas ile masaya oturdu, ABD 2 askeri için dünyayı ayağa kaldırdı.. Biz ise cevap verme gereği bile duymadan yılları geçirmişiz.. TBMM’ de son Gara operasyonu ile ilgili yapılan toplantıda ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan öğreniyoruz ki; AKP’li milletvekili HDP milletvekiline söylüyor, sağlığının iyi olduğunu öğrenen bir içişleri bakanına sahibiz çok şükür. Irak’a operasyon, Libya’ya asker, Ay’a tümen göndersen ne yazar!!!!..13 vatan evladı bu memleket uğrunda canından oldu. Biz devlet olarak onları koruyamadık ellerinde olduğunu bildiğimiz halde toplumsal tepkiden korkarak siyasetimizi, kutuplaştırma, milliyetçilik ve muhafazakâr söylemlere dayandırarak, hamaset nutukları atarak 2023 hedefine kitleyerek siyaset yapmaya devam etmişiz….
Devlet teröristle masaya oturmaz! Ama Oslo’da Dolmabahçe de görüşür..
Devlet terörist başı ile görüşmez! Ama Diyarbakır’da mektubunu okutur, demeç aldırır, kardeşini TRT’de seçimlerde nereye oy verilmesi hususunda konuşmasını ister…
Seçmen tabanı mı? şehit olan ailesinden değildir?.. Hamaset kongrelerde sözcüklerde istenildiği gibi kullanılır….
Oysa ateş düştüğü yeri yakarmış… Bu ateş yürekleri yakıyor! Biz ise siyaset uğruna kim ne kadar vatansever, kim ne kadar hain onu tartışıyoruz…
Sizce askerinin terör örgütünün elinde olduğunu bilip de sessiz kalan mı? Yoksa onun için mücadele edip durumunu soran mı? Tercih sizin..
Her can kıymetlidir ama vatan için hedef olanlar sokakta boy gösterenlerden daha önemli ve daha azizdir. Şehitlik meslekleri gereği diyerek şehitlik rütbesini giydirenler unutmayın ki; askerlik ve polislik tercih değil ekmek kapısına dönüşmüştür.. O nedenle uzman çavuş olurken uzun süreli sözleşmeler imzalanmakta, ödeyemeyecekleri bedellerin altına imzalar atılmaktadır. Garibin çocuğu asker, polis olurken parası olanların bedelli ile sefa sürdüğü memlekete döndü bu ülke…
Bu vatan yasta ülke şehitlerine ağlıyor, siyaset ise hala kongrelerde sözcüklerde ayrıştırmaya, ötekileştirmeye devam ediyor. Biz ise izliyoruz..
Bu günlerde; Corona maskesiz vuruyor, siyaset ise yüzüne taktığı maske ile vuruyor..
Milletimizin başı sağolsun…

 

Başa dön tuşu