Devrimlerin kıymetini bilin! Yoksa Taliban kapınız da…

Türkiye geçtiğimiz haftalarda bir yanda yangınlar diğer yanda sellerle boğuşurken diğer tarafta başka bir dram olan Suriyeli göçmenlerden sonra şimdi de Afgan göçmen dalgası ile boğuşuyor.
ABD’nin zamansız beklenmedik bir şekilde Afganistan’dan askerlerini çekmesi ile 300 bin kişilik düzenli Afgan ordusu hiç savaşmadan 80 bin kişilik düzensiz eğitimsiz Taliban güçleri karşısında ülkeyi Taliban’a teslim etti.
ABD askerlerinin çekilmeye başlaması, Taliban güçlerinin başkent Kabil’e gireceğinin anlaşılması üzerine hayatlarından endişe eden, can korkusu yaşayan, özgürlük isteyen binlerce Afgan’da Türkiye’ye doğru yollara düştü.


Bu yola düşüşte dikkat çeken husus ise ABD güçlerinin ağır silahlar ile Yunanistan’ın Dedeağaç bölgesinde konuşlanmaya başlaması, aynı dönemde Akdeniz ve Ege de yangınların başlaması Afgan göçünün Türkiye’ye doğru hareketlenmesi tesadüf mü? yoksa bilinçli bir oyunun parçası mı? zaman gösterecek…


Neden mi?
Çünkü Afganistan da radikal ve aynı zamanda acımasız sunni bir grup devletleştirilirken yanı başında İran’ın şii inancı ile güçlü bir devlet yapısı olması ve de ABD’nin hedefindeki devlet olması önemlidir. BOP projesinde 25 ülkenin sınırları değişecek diyen ABD eski Dışişleri bakanı Condelezza Rice’in saydığı ülkelerde rejim değişmiş kargaşa çıkmış kaos hakim olmuştur. Bu projede 2 tane de güçlü devlet vardır. Bu devletlerden birisi İran diğeri de Türkiye’dir.


Afganistan’a sınır olan İran ilerleyen dönemde Taliban güçleri ile çatışmaya başlar ve İran’a yönelik eylemlere girişirse Taliban’ı devletleştirmekteki asıl amacın İran’ın üzerine salmak olduğu daha net görüşecektir. İran’ın gücünün zayıflatılması bölgede yeni bir sorun oluşturulması ile arkasından hedef haline getirilmesi muhtemel olan ve dört tarafı çevrilen Türkiye olmayacağının hiç bir garantisi yoktur. Bu göç dalgası ile gelen yanlarında eş, çocuk kadın ve kız bulunmayan Afganlı göçmenler eşlerini sevdiklerini nasıl olup ta Taliban’ın insafına bırakarak Türkiye’ye doğru yollara düşmüşlerdir. Bu yaşları genç elleri silah tutabilen ve ABD’nin korumaya çalıştığı bu genç gruplar yanlarında sınır olan İran Tacikistan ve diğer ülkeler yerine km. lerce uzaktaki Türkiye’yi neden seçmişlerdir?


Bu soru cevap aranan önemli bir sorudur…
Bu gün ülkemizde nüfusumuzun %10’una tekabül eden göçmen sayısı Türkiye için oldukça riskli bir hal almıştır.


Türkiye BOP projesinde son sıralara bırakılan ama sınırları değiştirilmek istenen, azınlıkları kaşınan etnik yapısı ile oynanmak istenen ülkelerden biridir. Hedef Türkiye olduğunda bu göçmen yapısı bize bir sorun oluşturacak mı? Bunu da zaman gösterecek…


Ama Türkiye de bir kesim var ki; bu gün büyük önder’in kıymetini ve onun ileri görüşlülüğünü daha iyi anlaması ilke ve inkılaplarına sahip çıkma noktasında her zamankinden daha fazla mücadele etmesi gerektiği hususu ortaya daha net çıkmaktadır.
Özellikle radikal islamcı kesimin, islamın emri diyerek çok eşlilik, kadının eve hapsedilmesi, eğitimden uzak tutulması, çalışma hayatında yer verilmemesi, sokakta kara çarşaf giydirilmesi, burka benzeri giysilere mecbur edilmesi, kadının eşya misali ganimet olarak algılanıp kız çocuklarına oyun çağında hayattan koparılmasına yol açan uygulamalar bu gün Türkiye’nin de boğuştuğu ya da yaşam şekline dönüşmüş bir coğrafyanın insanları olabilirdik.


Özellikle kadınlar; bu gün Afganistan’a ve orada yaşanan dramlara, intihar eden kadınlara, evlere girip Taliban grubunun savaşlılarımızın ganimetidir diyerek kız çocuklarının cariye yapılmasına insanların yoksullukla mücadele ederken diğer yandan sevdikleri için kan kusup ölüme razı oldukları düzensiz bir devlet yapısını görerek, ülkemizde kendi haklarına ve bu hakkı veren Mustafa Kemal ATATÜRK’ e, silah arkadaşlarına ne kadar şükretse azdır.


Bu gün orta Asya’dan, Orta doğu’ya, Afrika’dan batı dünyasına kadar herkesin ilgi odağı aynı zamanda sığınacağı tek liman olma özelliği kazandıysak bu milletimizin misafirperverliği olduğu kadar Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının oluşturduğu demokratik düzen ve devletimize olan güvenin eseridir. 2. Dünya savaşında Yahudilerin sığındığı ülke olan Türkiye bu günde Ortadoğu’dan kaçan Müslümanın da, Afganistan’dan gelen göçmenin de, Çin’den çıkan Türkmeninde sığındığı ve gelmek istediği ülkedir. İşte bu ülke de halen Afganistan’a benzemek isteyen Şeriat isteriz diyerek Mustafa Kemal’e sövmeye kalkanlar varsa onları bir kaşık suda boğacak düne kadar savunduklarını terk etmiş artık özgür okuyorum, düşünüyorum mesleğim var, sokaklarda özgür dolaşıyorum, erkek – kadın ayrımı yapmayan yasalarım var, mesleğimi seçebiliyorum, giyim tarzıma kimse müdahale etmiyor, üniversitelerim de mahrem uygulaması yok, eşimle gezebiliyor, dolaşabiliyor, araba kullanıyor, seyahat edebiliyor, kızıma sarılabiliyor onun haklarını yasalar önünde koruyabiliyorum diyerek onun devrimlerine daha sıkı sarılması gerektiğini anlamış olmalıdır. Çünkü 1 musibet Bin nasihatten iyidir.. Afganistan ‘da Taliban musibeti insanlık sınavına tabii tutmaktadır. Bu sınavda ülkeler olduğu kadar kendisine haklar verilenlerde bu gün onların nelerle mücadele ederek bu günleri gelindiğinin görülmesi açısından da önemlidir. Bu çağda Taliban kafası yaşanırken 1923’lerde yaşanan kafayı anlamak ve ona rağmen bu devrimlerin yapılmış olduğuna şükredecek kadar zeka sahibi olmak zor olmasa gerek…


Velhasıl Bu gün kız çocuğu babası olup kızına doyasıya sarılan baba, kızını okutan kendim çektim kızım çekmesin diyen anne, eşinden ayrılmış ama çalışıp hayatını kazanan bacım, deniz kenarında sefa süren haşemalı teyzem, sokak sokak gezip evlere girip şeriat isteriz diyen kara çarşaflı din uleması vatanının kıymetini, sana verilen değerin güvencenin nasıl kazanıldığını, insan gibi yargılanıp erkekle eşit olduğunu unutmadan mücadeleni sürdür. Yoksa gün gelir gezdiğin sokaklarda birine cariye olur, kızına analık etmekten yoksun kalırsın. Devletinin, yasalarının ve senin güvencenin tek sahibi Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye cumhuriyeti ve onun devrimleridir. Vicdanın insanlığını, aklın ise dinin emrinde, insana hizmet için kullandığın sürece sana yol gösterecektir.

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu