DURAĞAN TÜKENİRKEN!!!???…

Son 5 yıldır Durağan TÜİK’in nüfus istatistiklerinde ciddi bir düşüş yaşamıyor aksine 2019 yerel seçimlerine girerken hem ilçe merkezi hem de köyler yoğun bir nüfus artışı yaşıyordu. 2020 yılı verileri açıklandığında ise Durağan yine Sinop’un göçte rekor kıran ilçesi oldu.
Sinop genel olarak göç veren bir il olurken Türkiye ortalamasında -%8.2 lik göçle Türkiye de en fazla göç veren iller arasında 12. Sırada yer aldı. Sinop’un ilçeleri bakımından bakıldığında ise Durağan -%103.8’ lik göç oranı ile rekor kırdı. 2019 yılı verileri ile 2020 yılı verileri kıyaslandığında ortaya çıkan bu durum köy ve ilçe merkezi olarak ele alındığında 2019 yılında ilçemizde yaşayan ama 2020 yılında ilçemizden göç eden 1954 kişi demektir. Üstelik gurbete giden bu göç dünyayı saran pandemi döneminde yaşanmıştır. Oysa tam tersi olması gerekirdi.. Büyükşehirlerden ilçeye gelerek salgından kurtulmak yaylalarda, köylerde yaşamak isteyenler olmalıydı!….
Bu durum 2019 yerel seçimleri öncesinde köy muhtarlıkları için gelen seçmenlerin ikamet ettikleri yerlere dönüşü olarak algılanabilir. O nedenle gazete olarak biz rakamları 2014 yılından aldık ki; bu gün geldiğimiz tablo da 5 yıllık süreçte 20 binlerden 17 binlere inen bir Durağan’ın irdelenmesini neler olduğunun sorgulanmasını istedik..
Meslek yüksek okulu ve değişik sebeplerle yapılan çalışmalarda ilçe merkezi 9 binleri görse de bu gün için 7 binlere tekrar inmiş olması, gelecekte ilçemizin karşılaşacağı insan sirkülasyonunun daha da azalmasının esnafımızda sıkıntılar yaşatacağı görülmelidir.
İlçeye yapılan yatırımlar beton binalar plansız yapılaşma ve artan maliyetler buna karşılık sağlanamayan ekonomik girdiler, üstelik bir çok kamu kurumunun ilçeden değil komşu il ve ilçelerden alışveriş yapması, esnafın belini büken en önemli uygulamalardan biridir. Üstelik bir çok kamu kurumunun yöneticisinin, çalışanının zorunlu misafirmiş gibi durması, kurumlar bir an önce kapansın da gidelim dercesine; yatıya komşuya, kahvaltıya simitle ilçeye, akşama ise dolmuş saatine ilçe merkezine bile çıkmadan gidiyorsa, sorun gidenlerde değil değişmeyen zihniyetlerdedir…
Öncelik olarak; ilçe planlı yatırım yapmalı ve zihinsel dönüşümde temeller atmalıdır.
Açılan her fabrika ilçe de sirkülasyon anlamına gelmez.. Her istihdam paranın Durağan’da kalacağının garantisi olmaz…. İlçede sosyal yardımlaşma fonu ile geçimini sürdüren ama aynı zamanda Çorlu ve büyük kentlere çoluğunun çocuğunun geleceği için yatırım yapan orta yaş grubu üstü anne ve babalar vardır. Bu insanlar bu ilçeden umudu kesmiş ama doğdukları topraklarda ölmek için vakit geçirirken elindeki kıt kanat kaynakları da çocuklarına yollamakta onların gelmemek üzere o kentlerde yerleşmelerini olanak sağlamak istemektedirler..
Planlı yatırımdan kastım, yapılan beton bloklarının değil ilçede esnafa umut olacak, kaynak olacak, ilçeye gelen kaynakların eşit ve adil dağılımını sağlayacak projeler olmasıdır. İlçedeki insanımızın en büyük geçim kaynağı devlet eliyle fon ve istihdam alanı olarak ta İŞKUR gelmektedir. İŞKUR’da sabit isimler, siyasi dengeler oy avcılığı ile yapılan alımlar ilçe adına karanlık bir tablo çizmektedir. Fon ise birkaç beyaz eşya firmasına, birkaç markete ufak hesaplar ama esnaf için büyük kaynaklar sunduğunu zannetse de sadece eleştirilerin merkezine yerleşmekten kendini uzaklaştıramamaktadır. Çünkü; adil olmayan tüm esnafa ve esnaf kitlelerine yayılmayan dedikodusu ise yalan yanlış ilçenin en üst başına kadar yayılan bir hal almaktadır. İlçeyi yönetenler, siyasette söz sahibi olanlar; kimi Samsun, kimi Sinop, kimi İstanbul’da yerler alırken bu ilçede gelecek adına söz söylemeye hala devam etmektedirler.
Bu ilçede açık cezaevi açılırken yazdığım bir yazı da dolmuşçuluk yapmaya hazır olun demiştim… Bu gün ilçeye büyük bir kazanımmış gibi sunulan açık cezaevinin kapalı cezaevi kadar getirisinin olmayacağını belirtmiş bir çok arkadaşıma da bu konuyu dillendirmiştim. Bu gün gelinen noktadaysa açık cezaevinin kapatılması yerine başka projelerin hayata geçirilmesi konuşulmaktadır. Kaybolan yıllar, giden insanlar geri gelmeyecektir. İlçenin sosyal yaşam alanlarına, insan sirkülasyonu sağlayacak ciddi projelere ihtiyacı vardır. Öncelik esnaf olmalı, esnafa yeni kaynaklar sunulmalı, yeni imkanlar yaratılmalıdır. Projeler kamu kurumları değil kamu kurumlarına insan sirkülasyonu sağlayacak, dışarıdan kaynak getirecek, esnafı besleyecek, umut aşılayacak yapılar olmalıdır. Hiç bir memur, hiç bir doktor, hiç bir öğretmen ya da vatandaş bina güzel diyerek, görüntüsü beni cezbetti diyerek binada kalmaz, yaşayamaz uzun müddet ömrünü orada sürdürmez. Gezmek ister, eğlenmek ister, gördüklerini yaşamak, başkaları gibi gülmek, sevmek, sevilmek hayatın tadını çıkarmak ister..
Oysa ilçemizde gençler ara sokaklarda, ev hanımları balkonlarda, esnaf ve bir grup insan da sokakta gezmektedir.. Nüfusun yarısı zaten açık cezaevi gibi sokağa inmeden, esnafını görmeden hafta sonları komşu il ya da ilçelerde alışveriş merkezlerinde gezinirken bu ilçe son kurşunu esnafını da sanayicisini de kaybetmek üzeredir! Çünkü kafalar binalarda, çözüm(!?) sözlerde akıl ise hala menfaatte, kibirde, gösterişte karşılıklı ilişkilerle sen ben al takke ver külah muhabbeti hayat sürmektedir. Sivil toplum örgütü yoktur(!?), Sivil toplum örgütlerini aktif hale getirmek, yenisini kurmak, var olanı yaşatmak, konuşmasını sağlamak, eleştirel bakışı hakim kılmak akıllara gelmemektedir.
İlçe tükeniyor, Sinop göçüyor, Durağan’ı yaşatan köyler boşalıyor ama hala insan sirkülasyonu için ne yapılabilir? kimse düşünmüyor. Unutmayın; esnaf sadece hizmet değil var olan ekonomik kaynak aynı zamanda değişimi sağlayacak güçtür. Hayalleri olmayanların hayali bir ev, bir araba uzakta bir yaşam siyasilerin tercihi olabilir. Ama bu ilçede yaşayanların tek derdi bu ilçede sonuna kadar kalmak, mücadele etmek sabrın tükendiği yerde göç etmek gerçeği ile karşı karşıyadır. Durağan da her esnaf borç batağında, yükü ağır, mücadele ettiği rekabet ettikleri internet dünyası, komşu ilçeler var iken birde sizin kazanma hırslarınız ve zihinleriniz olmamalıdır. Betonla doldurduğunuz yerler değil(!) insanların gelip geçtiği, yaşarken nefes aldığı, hayat bulduğu, evdekilerin sokağa çıkıp gezdiği, yeni yaşam merkezleri Durağan’ı geleceğe taşır.
Hanımefendiler, genç kızlarımız, Beyler, beyefendiler; sevgili esnaf kardeşim; bu ilçede yıllardır aynı şeyi konuşup, aynı metotla çözüm yolu aramaktan bıkmadınız mı? Aynı yolu deneyerek farklı bir sonuç elde etmek bilime de insan aklına da uygun değildir. Bireylerin kazandığı, betonların yükseldiği kentlerde toplum kazanmaz, yeni köleler yaratır.. Farklı ama etkili olan bulunduğun yerin değerlerini gün ışığına çıkartıp, kirletmeden geleceğe taşımak her kesimin ulaşabileceği güzellikleri toplumla buluşturmak, yaşanılabilir sosyal bir kent oluşturmakla ancak bu ilçeyi tekrar ayakları üzerine dikebiliriz. Aksi takdirde giden gider, kalan sağlar bizimdir diyenler kalır, onlarda günün birinde göç eder ama sen göremezsin…
Durağan çökerken bir kaç aklın düşündüğü ve sadece toplumu istihdama kilitleyerek yarattıkları bu cehennemde, cenneti yaşatmaları mümkün değildir. Asıl olan zihinlerin değişmesi, toplumun kendi ile esnafı ile barışmasıdır…

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu