ESNAF BAKACAK, AGALAR COŞACAK, VATANDAŞ KOŞACAK… YASAK KİME YASAK?

Pandemi süresince asıl zorluğu çeken kesim esnaf olmuştur. Gerek memur gerekse devlete sırtını dayamış kesimler alışık olduğu düzende sadece eve hapsolurken sosyal yaşamdan kopmuştur. Bir yanda dükkanının açmak zorunda olan esnaf, bir bölümü yasaklı olan esnaf ve her gün artan,açsa da açmasa da üst üste gelen vergi ve geçim telaşı, alışık olduğu düzenin bozulması esnafı perişan etmiştir. Oysa vergi kaydı bulunmayan, günlük alıp, günlük geçinen eş, dost akraba ve devletten aldığı ile yaşamını idame ettirenler pandemi de sadece sağlık ve sevdiklerine yanarken, kara kara düşünen ise esnaf olmuştur.
Destekler ;borçlanma paketleri, yardımlar gıda paketleri sokaklar ise dert kervanı misali esnaf yol gözlemiş, müşteri beklemiş boş sokaklarda kapısını çalan postacı – muhasebeci elemanı olmuştur.
Postacı icra, kredi kartı ödemeleri ya da çekilen kredi ödemelerinin gününü hatırlatan tebligatları getirirken, muhasebeci de devlet için kapısını çalmıştır.
Kısacası açtığı gün dert, kapattığı gün dert olan esnaf; pandeminin ağır sonuçlarını bu günlerde daha fazla hissetmeye, yaşamaya başlamıştır.
Geçtiğimiz günlerde bir kahveci dostum ziyaretime geldi. Hayırdır kahve kapalı bu gün niye indin aşağı böyle dediğimde
muhasebeye gideceğim vergi var açmadığımız kahvehanenin vergisini ödeyeceğiz..
Gerçi açtığımız dönemde günlük zarar yazmışız. Tüpçü aradı 5 tüp borç etmişiz. İnan onu kazanamadık! üstelik cepten yedik. Biz oyun kahvesiyiz. Oyuncu yoksa kahve sırtımıza yük…

Diyerek muhasebecinin yolunu tuttuğunda evdeki işsiz kızına , umutsuz oğluna bu ilçede yaşamanın derdine dert katmanın kederini yaşıyordu.
Üniversite bitirmişsin, yaşadığın yer seni hapsediyor. Metropol boğuyor ama çaresizce artık yatağı yorganı sarmanın zamanı geliyor dedirten ve her gün göçüp giden insanlara rağmen bu ilçede yanlış teşhis, yanlış tedavi yöntemleri uygulanmaya devam ediyor.,
Umutsuzluk artıyor!!!…
Bir hafta içerisinde ilçe merkezinden 6 hane Çorlu’ya giderken, ailesini getirmek için yer bakmaya, iş bakmaya kalkıp gidenlerin sayısı ise oldukça fazladır.
Pandemi döneminde yani 2020 yılında yaklaşık 2000 insanının göç ettiği nüfusun 17 binlere indiği ilçede; siyaset üstü hizmet için gelenlerin siyasete gark olduğu dönemler yaşanıyor. Herkes rant kazanının bir kulpundan tutmuş, devletten daha fazla götürme derdinde, gelecek hesapları yapıyor
Oysa şimdi hesap değil, bina değil, esnafa kazanç, geleceğe umut eşitlik ve adalet dağıtmanın bunu göstermenin zamanıdır.
Pandemi döneminde pandemi yasakları gariban vatandaşa işlerken, bürokrasi yanındaki ekibi ile dağda, bayırda geziyor mesafe hak getire, vatandaş söylenerek bize dert yanıyor… Adalet ve eşitlik dediğinizde öncelik yönetene ve yönetmeye talip olan kesimleredir. Zannetmeyin ki; görülmüyor, konuşulmuyor.. Bir araya gelmek için arka arkaya çekilen arabalar, 15- 20 kişinin kaynayan semaverlerin etrafında gülüştüğü, şantiye alanı tüm çevre halkının tepkisini çekiyor…
Üstelik sayenizde bizler de; ‘satılık basın, korkak basın, yazmayan basın damgasını yiyoruz!!! Görüntüler mi? evlere şenlik! Kiminin whatsappında kiminin facebookunda üstelik bir çoğu bizim sokaktan, üst kesiminki de dağdan bayırdan görüntüler… …
İnanın bu görüntüler, resimler, videolar cumhurbaşkanına gitse acaba size ne der çok merak ediyorum!!!
Ama kendisi koca salonlarda kongreler yapan, mesafe kurallarını Karadeniz’de kendi kongrelerinde yok sayıp Karadeniz’e PİK yaptıran, lebalep salonları dolduran görüntülere şahitlik etmiş olmasından dolayı her halde sizlere de alkış tutacaktır!!!!????…
Esnaf mı? Onlar virüslü!!!!??? Vatandaş uğrarsa, lokantalar çalışırsa, kahvehaneler açılırsa alimallah keyfe keder yöneticilere virüs bulaşır da toplantı yapamaz, dağ bayır gezemez şantiye de semaver içemezler.. . O nedenle asıl olan esnafın kapatması, yönetenlerin gezmesi, adamı olanın semaver kaynatması gülüşüp etrafa ‘yasak agam yasak’ narası atması bizde moda oldu beyim.. Siz siz olun gülerken ağlattıklarınızın ahına tutulmayın..
ESNAF BAKACAK, AGALAR COŞACAK, VATANDAŞ KOŞACAK… YASAK KİME YASAK? onun cevabını arıyoruz hep beraber…
Zeki ALASYA – Metin AKPINAR’ın yani Devekuşu Kabare eseri’nin yasaklar sahnesi geldi aklıma .. izlemenizi tavsiye ederim. Günümüzü kısmen tarif eden gülerken, düşündüren tiyatroları çok özledik…
İşte o dizeler;

Gel çık işin içinden, nasıl sıraya koysak
Öyle çok yasak var ki, hangi birini saysak

Her taraf yasak dolu, süratli gitmek yasak
Orda sigara içmek, şurda çöp dökmek yasak

İşemek yasak bazen, çimlere basmak yasak
Ön cephede balkona çamaşır asmak yasak

Sen çamaşır asarken, aşağıdan bakmak yasak
“böyle yasak olur mu?”, hariçten gazel yasak

Kimi parasız diye, kimi rahatsız diye
İmrendiği şeyleri, yiyemez tatmak yasak

Hayvanlara gaddarca davranmak kesin yasak
Dayak yiyen kadına “çıkmasın sesin, yasak”

Haksız kazanç sağlamak, dolap çevirmek yasak
Üç kağıtçı deyyusa hakaret etmek yasak

Trafik ve siyaset kuralsız olmaz yasak
Sağdan gidersen alkış, sola sapılmaz yasak

Düşünmek yasak bazen, bazen konuşmak yasak
Bazen bir yazı yazmak, kitap okumak yasak

İyi güzel de dostlar, “insanız biz” diyorsak
Haykırırız korkusuz, “olmaz bu kadar yasak”

Gel çık işin içinden, nasıl sıraya koysak
Öyle çok yasak var ki, hangi birini saysak

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu