FİLİSTİN UMUT ARIYOR,BİZ 19 MAYISLARDA UMUDU YAŞATALIM…

Tam kapanma döneminin ardından gelen Ramazan Bayramı dolayısı ile siz değerli okurlarımızdan 2 haftadır uzağız…
Gazetemiz bu süreçte çıkmadı…
Bir bayram yaşadık ama sevdiklerimizden kopuk..
Büyüklerimizin ellerinden öpemedik.. Çocuklara sarılamadık. İnsanın insandan kaçtığı pandemi sürecinde vakalar düşsün, toplum rahatlasın diyerek dualar ettik..
Dünyanın gelişmiş ülkeleri aşılanma sürecini hızlandırarak yasakları tamamen kaldırmaya ve maskeleri indirmeye hazırlanırken biz hala tartışılan ama kimsenin net olarak açıklayamadığı ‘NE MENEM BİR YASAK’ döngüsü içinde kıvranmaya devam ediyoruz.
17 Mayıs’ta tekrar açıldık.. tam kapanmadan kısmi kapanmaya geçtik…
AVM’ler açık, lokantalar paket serviste, kahvehaneler kapalı saat 21.00’dan sabah saat 05.00’a kadar yasak..
Yasakla ilgili pek fazla bir söze gerek yok.. Vatandaşımız zaten konuşuyor, bu yasaklardan bir şey anlamıyor…
Anlayan olursa da anlatmakta zorlanıyor!
Tam kapandık pir açıldık…
Bu süreçte ise neler oldu neler!
Ramazan Bayramı’na sayılı saatler ya da günler kala İsrail’in her yıl yaptığı gibi bu yılda Mescid-i Aksa üzerinden Filistin’e başlattığı katliamla sarsıldık…
Yürekler yandı! İsrail; Müslüman ülkesi olan Filistin’e çoluk çocuk demeden bombalar yağdırdı…
Dünya yine üç maymunu oynadı..
Yine katliamlara kör, sağır ve dilsiz oldu…
Bizde ise iç siyasete yönelik hamaset nutukları diplomatik girişimler derken süreci idare etmekle götürdük..
Diplomasının ilk kuralı büyükelçilikler üzerinden olur..
Ama gel gelelim; bizde sözler havada uçuştu, telefon görüşmeleri, iktidara övgü sözleri, medya üzerinden yürütülen algı operasyonları ile Filistin’de yaşanan katliamı izlemekle yetindik…
Ticareti durdurmadık!
Mavi vatan Akdeniz üzerinden gövde gösterisi yapamadık…
Ama biz aslında Filistin’deki katliama yıllar önce yazdığım gibi Suriye’de emperyalizmin yani ABD’nin BOP projesi ile girdiği, Arap baharı adını verdikleri dönemde başladı.
Bir dönem ABD Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Condoleezza Rice’ın 2003 yılında Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğu günlerde yazdığı bir makalede; “Ortadoğu’da Türkiye de dahil 22 ülkenin sınırları değişecek” şeklinde bir ifade ile gelinen ve yaşanan süreçte Ortadoğu’da değişen dengelerdir. Evet Suriye’de Esad’ın çökmesi, iç meselelere yoğunlaşması, İran’ın desteğinin Suriye üzerinden Hizbullah, Hamas gibi İsrail karşısındaki unsurlara sağlanan desteğin düşmesi ile Filistin daha açık hedef haline gelmiş tamamen savunmasız kalmıştır. Ortadoğu’da değişen dengelerde Türkiye ne kadar sorumludur? Bu analizde bu gün daha doğru yapılabilmelidir..
Filistin’de yaşanan süreç üzerinden ülkemize gelecek olursak…
102 yıl önce Samsun’da başlayan bağımsızlık ateşi Türkiye’yi sadece özgürlüğünü değil anlayışını da değiştirmiş, Ortadoğu bataklığından kurtararak bölgenin lider ülkesi konumuna taşımıştır. Ama 1919’da umudu zafere dönüştürenler, kendi yaşadıklarını gelecek nesiller yaşamasın , umutlarını yitirmesinler diyerek bir dizi dünyanın gıpta ile baktığı dev projelere, devrimlere imza atmışlardır. O devrimlerle; yıkılmış bir imparatorluktan Anadolu’da yeni bir devletin temellerini atmışlardır.
Mustafa kemal Atatürk’ün; “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” Dediği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı da idrak etmiş olduk. 19 Mayıs zafere uzanan adım, bağımsızlığa giden meşalenin yandığı gündür. Türk milleti için en önemli milli bayramlarımızdan biridir. Son dönemlerde özellikle 2012 yılından bu tarafa her yıl daha da azalan bu yıl pandemi dolayısı ile neredeyse hiç hissedilmeyen bir anma ve kutlama programları ile19 Mayıs’ları idrak etmeye başladık. Oysa geçmişte belki abartılı idi(bu gün; daha az sayıda, gencin katıldığı gençlerin eğitim ve öğretimini etkilemeyecek düzeyde gösteriler düzenlenebilirdi) ailelerinde, çocuklarında aylar öncesinden hazırlıklarına başladıkları bir 19 Mayıs’dan sadece törene indirgenmiş bir etkinliğe gelinmiş olması beni düşündürmektedir.
Beni düşündüren sadece etkinliğin düşük olması değil!!!İlde coşku dorukta olup gösteriler, etkinlikler, geçiş töreni, konvoylar yapılırken ilçelerde sönük geçmesi düşündürücüdür.
5 Mayıs 2012 tarihli 28283 sayılı resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararının ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ’nin 6. Maddesi’ne istinaden devlet protokolü de artık tamamen katılmaz olmuş!!!!!.. . Ne diyelim!!!???… Milli bayramlarımızın heyecanı tek tek sönüyor! Bu Nedenle; geçmiş unutuluyor, sorgulanıyor ve hatta yargılanmaya başlıyor! Atatürk’ün Samsun’a ayak basışının 102. yılı kutlamaları kapsamında program geldiğinde listede tüm partiler, kamu kurumları var idi. Lakin Atatürk anıtına çelenk koyma törenlerine gelindiğinde simgesel hale gelmesi nedeniyle kaymakam gelmiyor, belediye başkanı izne çıkıyor, savcı bey görülmüyor, iktidar partisinin ilçe başkanı ya da temsilcisi bulunmuyorsa işte o bayramın artık Milli bayramlarımızdan çıkartılmasına ramak kalmıştır!? Ama bu millet geçmişte olduğu gibi yeniden o bayramlara sarılacak, Filistin gibi olmamasını sağlayanların devrimlerine dört elle sarılarak, gençlik; yakılan bağımsızlık ateşini söndürmemek üzere MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün yaktığı ‘fikri hür, vicdani hür nesiller ‘ 19 Mayıs ruhu ile dinlenmemek üzere yola çıktıklarını asla unutmayacaklardır…
“Her şeye rağmen kesinlikle bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve gerçek aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdür” (Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ü Özleyiş, I, Kasım 1998, s. 5,6) Mustafa Kemal ATATÜRK…

 

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu