NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Ne Mutlu…
Şanlı tarihimizdeki kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Milletimizin, iman ve azmi ile metanet ve gücünün bir göstergesi olan Çanakkale Zaferi, vatanı, bayrağı, milleti, dini ve devleti için canını feda eden, şehitlerin destanıdır. Başlangıçta Çanakkale’nin kısa zamanda ele geçirileceğini düşünen ittifak kuvvetleri, zaman ilerledikçe hiç ummadık bir savunmayla karşılaştılar. Kahraman Türk askerinin, bütün yoksulluk ve yoksunluklara rağmen cansiperane şekilde savaşması ve Mustafa Kemal’in dehası ittifak devletlerini hiç ummadıkları bir bozguna uğrattı; Ruh maddeyi, toprak tabyalar çelik kaleleri yendi; Çanakkale geçilemedi.
19. asrın başlarında ki emellerinden hala vazgeçmemiş olan emperyalist güçler günümüzde iç ve dış mihrakları kullanarak, etnik köken ve mezhep ayrılıkları, dini duyguların istismarı ve terör belası ile cennet vatanımızı karmaşaya sürükleyip hayallerine ulaşma peşindeler. Ama asla başaramayacaklar. Çünkü bu millet için söz konusu vatansa gerisi hep teferruat kalmıştır…
Bu toprakları bize vatan kılan Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyorum…
Türküm…
“ Türk’üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.”
Resmi olarak henüz bir açıklama yapılmamış olsa da Danıştay Daireler Kurulu, 8. Daire’nin Öğrenci Andı’nı kaldıran Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliğini iptal eden kararını bozdu. Bu karara göre okullarda bundan sonra ‘Öğrenci Andı’ okunmayacak.
Açılım sürecinde gerçekleştirilen yönetmelik değişikliği ile okullarda Andımızın okunması kaldırılmıştı. And’ın yasaklanmasının sebebi ise “Türk’üm” diye başlaması ve Cumhuriyetimizin kurucusu “Atatürk” için and içilen sözleri olduğu iddia edilmişti. İddia sahipleri değişik etnik grupların “Türk’üm” sözünden rahatsız olduklarını dile getirse de Türk’üm sözü Anayasadaki “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” ifadesine göre “Türkiye vatandaşıyım” anlamına da gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında rahatsız olanların Türkiye vatandaşı olup olmadıkları da şüphe oluşturmaktadır.
Diyene…
İşin ilginç bir boyutu daha var…
2008’de de Andımızın kaldırılması için birileri tarafından dava açılmıştı. Ancak Danıştay 8. Daire “iptale gerek olmadığı” yönünde karar verirken MEB’in ise o dönemde Andımızın “iç hukuk normlarına ve anayasaya uygun olduğu” yönünde görüş belirtmişti. Ne hikmetse 2013’te aynı MEB “dayatmadır, çocuklar için uygun değildir, iptali hukuka uygundur’ görüşünü savunuyor. Burada, siyasi konjonktürün ortaya koyduğu bir etken olduğu muhakkak.
Açılım Sürecinin destekçisi ABD’de küçük öğrencilerin her sabah “ABD bayrağına ve vatanına bağlılık yemini” ediyor olmasını da dikkate aldığımızda mesele “olmak ya da olduğunu diyebilmek” değil, olanı ya da olduğunu diyebileni yok etmek olduğu aşikardır. Bu topraklar üstünde ebediyen yaşamak “Türküm” diyebilen ve bunu her zerre hücresinde hissedebilenlerin hakkıdır. Üstad Atsız ne diyordu? “Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü”
Öksüz Türklüğüne sahip çıkanlara selam olsun…

ERDEMİN PENCERESİ

Başa dön tuşu