NEREDE OLDUĞUNUZA DEĞİL NASIL ÇIKTIĞINIZA BAKIN!

…………………….Sonradan görme insanlar maymun gibidir, maymun becerikliliği vardır onlarda. Yukarıda görür insan onları, tırmanırken çevikliklerine hayran kalınır ama doruğa ulaştıklarında, artık yalnızca ayıp yerleri gözükür………. (Vadideki Zambak – Balzac)

Bu söz Dünya klasiklerinde önemli bir yere sahip olan Balzac’ın Vadideki Zambak adlı eserinde yer alır.
Okurken dikkatimi, çekmişti. Notumu almış ama kullanmak istememiştim uzun zaman .

Bu gün parası ve gücü ile iktidar sarhoşu olanları görene kadar…

O zaman dedim ki; kendi kendime güç böyle bir şey olsa gerek…

Baktığında ayna da kendini, görmemek görenleri kaale almamak, uyarıları dikkate almayacak kadar akıldan yoksun kalmaktır güç sahibi olmak..

İşte o güce giderken maymun gibidir insan.
Hırsla çıkar merdivenleri….
Onun o enerjisi, hareketleri cezbeder izleyenleri..
Ama ne olursa yukarı çıktığında makam ve mevki sahibi olduğunda görürsün gerçek yüzlerini…

“Kendisini dev aynasında görenlerin, ruhlarında ebedi bir cüce yatar” der R. Necdet Kestelli..

Ve bir düşünürde şöyle tamamlar sözlerini; “Gerçekten büyük olmayan büyük adamlar, çevrelerini küçük adamlarla doldururlar (Reich)”

Fazla söze gerek yok…
Siyaset halka hizmetin yoludur. Demokrasi ise tercihlerin, siyasi ahlak ve hazım sorunu çekmeden göğüsleyebilmenin, vatandaşa inebilmenin, onun tercihlerine saygı duyabilmenin adıdır.
Oysa Reich’in dediği gibi siyasetçinin etrafını gerçekten büyük olmayan küçük adamlar sarar ise ortaya çıkan tablo Balzac’ın romanında yazdığı gibidir; sadece ayıp yerleri görünür…
Çünkü; o güç onu sarhoş etmiş, kendinden başkasını düşünemeyecek kadar bencilleştirmiş, insan olmaktan çıkmış, kendini mutlak güç zannetmeye başlamıştır.
Oysa demokrasi değişimdir. Değişim ise insan olana bir şey kaybettirmez. Kendinde olmayanı güç ile elde edenlerin, değişimle birlikte değiştiklerine tanık olursunuz.
İnsanın 5 vakit namaz kılması kendisinin Allah’a olan borcudur. Ahlaklı olduğunun göstergesi değil!!!…
Ama tüm inançların ortak bir sorumluluğu ve Allah’a olan bir borçları vardır ki; o da her şeyden önce insan kalabilmek ve nerede, hangi makamda olursa olsun insan olabilmek ,yerini ve haddini bilmektir.

Güç gelir geçer…
Hz. Ömer(r.a) bir sözü vardır; “Kişiliklerini koltuktan alanlar makamdan sonra kişiliksiz kalırlar”
Maalesef diyorum çünkü artık üniversite bitirsen de bazen hayat okulu dediğimiz yaşamın içinden gelip geçen cahil diye bildiğimiz o kadar olgun insanlarla karşılaşırsınız ki; içinizden sormak gelir: Hangi üniversite mezunusunuz?
Ve verdiği cevap o kadar kısadır ki; hayat…
Bazen de o kadar mütevazi, büyüdükçe küçülen insanlarla karşılaşırsınız… Altında son model bir araba yoktur. Makam sahibidir ama makamı gösterecek bir olguya rastlayamazsınız. Herkesin resim çektirmek için sıraya girdiği yerlerde onlar kendilerine olan saygıdan öte başkalarının düşüncelerine uşaklık etmezler, saygı gösterirler ama kendi fikrini savunurken diğer fikire de saygısızlık etmezler.. Kendilerine güvenleri tamdır. Çünkü kişiliklerini koltuktan değil yetişme tarzlarından ve bilgilerinden alırlar.

Ama siyasette bir yere gelen kendini dev aynasında gören yerini bilmeyen o kadar kişi vardır ki, hem bulundukları partiyi hem de bulundukları yöreyi rezil etmekte üstlerine yoktur. Onu alkışlama cesareti gösterenler ise aslında tavır sahibi olmayan dik duruş sergilemekten korkan, kişiliklerini çoğunluk psikolojisinden alan, eğriye eğri, doğruya doğru diyemeyecek kadar iktidar sahiplerine kısacası güce teslim olanlardır.

Ne diyor Hz. Mevlana; “NİCE İNSANLAR GÖRDÜM ÜZERİNDE ELBİSE YOK. NİCE ELBİSELER GÖRDÜM İÇİNDE İNSAN YOK…”

Durağan’a gelirsek; AKP ve öncesindeki iktidar partilerinin de oy deposu olmasına dikkat çekerek soruyorlar; bu ilçe diğer ilçelerden çok eski bir tarihe sahip olmasına rağmen sürekli göç veriyor. Yıllarca bir değişiklik göstermeyen ve hizmet alamamakta kendisi ile yarış eden, sonradan ilçe olan ilçelerin bile kalkınmışlıkta bu ilçeyi geçtiği istatistiklerde görülürken buna rağmen değişime direnmesinin altında yatan ana sebep nedir?
İşte herkesin farklı bir kalkınmışlık ya da sebep sonuç ilişkisine dayandırdığı bir cevabı olacaktır. Ama hepsinin ana temelinde değişmeyen tek cevap: Yönetim olacaktır.

İster bürokratik , ister siyasal… Yıllardır aynı insanlar yönetiyor. Ama değişen bir şey yok. Onlar her iktidar döneminde söz sahibi ama kendi zenginlikleri büyürken yöre halkı ve köyleri ilçeyi terk ediyor. Kendi servetlerine hem ilçe de hem ilçe halkının göç ettiği yerlerde servet katarken Durağan da ise bilgisiz siyaset, kendini devlet yerine koyan siyasi anlayış, yerini ve haddini bilmeyecek kadar ilçe adına konuşan zatı muhteremler ve hepsinden önemlisi tuzu kuru olup halkına tepeden bakan ben yaptım oldu diyen siyasetçiler…

Başa dönersek Reich’in dediği gibi Gerçekten büyük olmayan büyük adamlar, çevrelerini küçük adamlarla doldururlar. Biz sürekli iktidardan yana oy atan halka sahibiz. Fakat polemik yaratacak, insanlarımızı mağdur edecek, ilçenin adını kültür düzeyinde ve geri kalmışlıkta öne çıkartacak siyasette söz sahibi insanlar buluyoruz da, hizmet noktasında verdiği oyun karşılığını alacak Durağanlının hakkını savunacak, siyasette adam bulamıyoruz vesselam…

 

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu