ŞEHİTLERİMİZİ KORUYAMADIK!

Evet biz şehitlerimizi koruyamadık. Sahip çıkamadık. Onları ailelerine, sevdiklerine kavuşturamadık. Onları toprağa sardık acıyla, göz yaşıyla. Peki bunun hesabını kim verecek? Bunun sorumlusu kim olacak? Vatanımızın, kanla sulanan Türkiye Cumhuriyeti topraklarında kaçırılan 13 yiğidimiz.. Kimsenin ruhu bile duymadı, duyurulmadı. Toplumdan bu olayın 6 sene boyunca medyada gizlendiği ortaya çıktı. Gündem bile olmadı, basında sorgulayan hiç olmadı. Yiğitlerimizin anneleri, babaları, eşleri, çocukları, yakınlarının 6 yıl boyunca çalmadıkları kapı, gitmedikleri makam kalmamış. Defalarca soru önergesi verilmiş, basın açıklamaları yapılmış, meclis kürsülerinden bu acılar dile getirilmiş. Ancak sorumluluk sahibi olanların hiç bir girişimde bulunmadığı, harekete geçmediği, önemsemediği yönünde iddialar var. 13 şehidimiz arasında Mit personelimiz, askerimiz, polisimiz ve sivil vatandaşlarımızın da olduğu 13 evladımız terörün elinde yıllarca rehin tutulduğu biliniyordu. 6 yıl boyunca terör örgütü alçak, kaphe PKK’nın rehin tuttuğu 13 vatan evladının yaşadığını Türk milleti ta ki şehit oldukları gün öğrendi. “Çarşamba günü müjde açıklayacağız” sözleriyle toplum heyecanla bekletilirken şehitlerimizin ertesi günlerde şehadet haberleri geldi. Hain, alçak terör örgütünün şehit ettiği yiğitlerimizin şehadet haberi bile “13 Sivil” olarak açıklandı. Neden buna gerek duyuldu? “Neden 13 sivil vatandaşımız şehit oldu!” şeklinde acı bir olayı Malatya Valisi duyurdu? Neden basit bir ifadeyle şehitlerimizin üzeri örtüldü? Kadir Topbaş’ın cenazesiyle aynı saate denk gelmesi, Kadir Topbaş’ın cenazesinin tüm kanallarda canlı verilip şehitlerimizin gölgelenmesi gibi algılara sebep olundu? Sorulacak o kadar soru var ki? Soru sormanın cezaya, davaya, hak aramanın ise hayale dönüştürüldüğü bir dönemde ateş sadece düştüğü yeri yakıp geçiyor. İBB eski başkanı Kadir Topbaş’ın cenazesi kadar konuşulmayan aziz şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına sabırlar temenni ediyorum. Ruhları şad olsun. Türk milletinin başı sağolsun.

BU SORUNUN CEVABI VAR MI?
Devletin tepesi Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı daha bir çok bakan, kişi ve yüzlercesi yüzlerdeki maskeyle (!) Kadir Topbaş’ın Fatih Camii’deki cenazesine katıldı. Geçtiğimiz günler de korku verilerek uyarıyla hatırlatılan yasakları bir kez daha hatırlayalım: “Kalabalıklardan uzak durun, cenazelere 30 kişiden fazla katılmayın, 1.derece yakını olmayan cenazeye katılmasın, çift maske takın. 1.5 metreden daha fazla yaklaşmayın. İç içe ortamlarda bulunmayın. Safta sık durmayın. Camilerde sosyal mesafeyi koruyun. 15 Şubat’ta köy okullarında sosyal mesafeli eğitim düşünüyoruz.” Sorum şu: “Cenazeye katılan onlarca 65 yaş üstü vatandaş vardı. Sosyal mesafe zaten yoktu. Her şey burada en normal bir şekilde oluyor da, Fahrettin Koca niçin bu kurallara kendisi uymadı, uyduramadı? Kendisinin yanı, etrafı sıkış sıkışdı. Bir çok kişi akrabasının cenazesine 1.derece yakını olmadığı için gidemedi. Topbaş’ın arabaları, komşuları yakınları nasıl geldi? Vatandaşın cenazesine niye 30 kişilik sınır uygulanıyor da burada aynı kural uygulanmıyor? Düğünler yasak, nişan, söz yasak. Bir masaya iki müşteri almak yasak. Okullar, kurslar, toplu yerler yasak. Nişan yapan 20 kişiye, cenazeye giden onlarca kişiye sosyal mesafe cezası kesilmişti. Ayrıca Kadir Topbaş”ın Corona’dan değil, organ yetmezliğinden öldüğünü oğlu açıkladı. TV kanallarının tümü ise, “Corona” diye yazdı. Amaç daha çok korku vermek mi? Nedir gaye?

CORONA GRİP VİRÜSÜ LİSTESİNDE!
Sağlık Bakanlığı’nın her sene haftalık olarak yayımladığı “Mevsimsel Grip İnfluenza” raporunda “Coronavirüs” yer alıyor. “Mevsimsel Grip İnfluenza raporu” 1 Mart 2020’den sonra yayımlanmamış. O tarihe kadar her hafta 1 Mart 2020’ye kadar aralıksız yayımlanmış. 11 Mart’ta ilk Corona vakası açıklanmaya başlayınca tüm grip hastalarına da Corona denilmiş. Türkiye’de ve dünyada corona henüz konuşulmazken yıllardır Bakanlığın, “Grip, İnflueanza” raporunda “Coronavirüs” 10 çeşit mevsimsel grip virüsü listesinde yer alıyor. Coronavirüs bakanlığın resmi sayfasında diğer virüslere nazaran en tehlikesiz olanı gözüküyor. En ağırı İnflueanza. Çoğu insanın yaşadığı durum bu. 1 Mart 2020’den beri neden “Grip raporu” yayımlanmadığının cevabı da 11 Mart’ta ilk corona vakasının açıklanmasıdır. 11 aydır gripten neden bahsedemiyorlar? Şimdi daha iyi anlamalıyız. Gripsel virüsün adı Corona oldu. Yanlış tedavi ve 18 ilaçla birlikte her bünyeye uygulanan ilaçlar, hastane sürecinde kronik ya da kalp hastası olanların çoğunda yan etkisi görüldü. Bunlara bağlı olarak ölümlere sebep olundu. İlaçları kullanıp atlatan, belli bir yaş grubu yani, 20 -50 yaş arası bile o ilâçların halen daha yan etkisini ağrı, ateş, halsizlik, çarpıntı, titreme, ritm bozukluğu olarak zamanla bunu görüyor. Burada paylaştıklarımın belgesi Sağlık Bakanlığına bağlı resmi sitede yer alıyor. https://grip.gov.tr/tr/haftalik-influenza-raporu

ALİ OSMAN ÖNDER
Başa dön tuşu