SİYASET YÖNETİME, DEVLET MİLLETE TALİPTİR…

Bu ülke de siyaset liyakatin önünde yönetici de siyasetçinin önünde el pençe divan durdukça ayakta durmayacaktır.
Siyaset; devlet makamlarını yönetme yönlendirme sanatı değildir.
Devlet; tüm siyasi erklere eşit mesafede olan onlarla iletişimini sürdüren partiler üstü bir mekanizma ve bireylerin kendini güvende hissettiği, demokrasinin ise her anlamda sahiplenildiği kanun ve anayasal sorumlukların yerine getirildiği mekanizmanın bizzatihi kendisidir.
Oysa son dönemlerde ülkemizde başlayan bir tartışma da “militan vali ve kaymakam” sözleri oldukça ses getirmişti..
Bu tartışmalar aslında durduk yere yapılan ya da laf ola beri, gele serzenişleri değildir.
Anayasa referandumu öncesi vali ve kaymakamlar cumhurbaşkanı nezdinde devleti temsil ederlerdi.
Referandum sonrası ise cumhurbaşkanının partili cumhurbaşkanı olması vali ve kaymakamları da siyasetin kucağına itmiş hatta onlarla birlikte siyasi arenada boy göstermeye başlamış olmaları hatta oy isteyecek siyasi çalışmalarına destek olacak kadar devleti ayağa düşürmüş olmalarındandır..
Devlet tüm siyasi partilerin koruması gereken yapı, bireylerinde partiler üstü müracaat edebileceği, haklarını koruyabileceği, tercihlerinden dolayı idari cerzalara maruz kalmayacağı , hizmetin siyaset ötesi değerlendirildiği kurumsal kimliktir.
Ortadoğu da ve geri kalmış ülkelerde iktidardakiler ya da güçten yana tavır alanlar sanmışlardır ki ‘bu devir böyle gider’..
Oysa yanıldıkları zamanla ortaya çıksa da asıl kaybedilen ise devlete olan güven bitmiş, yöneticilere, adalete olan saygı yerini ‘kimin adamısın?’ sorusuna bırakmıştır.
Bu film aslında 12 Eylül öncesinde ülkemizde de de görülen ama ders almadığımız atananların FETÖ’nün hizmet adı ile devleti ele geçirmesi gibi yöremize hizmet ediyoruz adı ile siyasallaştığı dönemleri yaşamaktayız..
Geçmişte bir savcının ya da hakimin bulunduğu yörede siyasetçi ile yanyana gezdiği, yemek yediği görülmezdi..
Bir kaymakamın köy gezilerine tek taraflı olarak iktidar partisi ilçe başkanı ile çıktığı bilinmezdi.. Ama son dönemlerde gerek valiler düzeyinde gerekse kaymakamlar düzeyinde devlet siyasallaşmış, devletin hizmetlerine siyaset; makam koruma, iktidar partisi adına oy devşirme uğruna devlet ayağa düşmüştür..
Bu durum aslında gelecek adına kaygı vericidir..
Üstelik paylaşılan pozlar hukuk tanımamazlık olduğu kadar ili ya da ilçeyi ziyaret eden genel müdürlerin, daire müdürlerinin bundan böyle valilik makamına ya da kaymakamlık binasına gitmesine gerek yoktur!!!!!!????.
İktidardaki partinin ilçe binasına il binasına gitmesi hatta kaymakamın oraya çağrılması yapılacakları oradan planlaması kendi anlayışları adına daha doğru bir davranış olacaktır!!!!
Sosyal medyadan boy boy verilen fotoğraflar ‘benimle işiniz varsa iktidar partisini görün ayarı’ konuşulmaya başlanmışsa yapılan hizmette tartışılmaya devam edecektir…
Niyetinizin iyi ya da gelecek için olması da bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü insanlar sizi gördükleri ile yargılar, işlerinin olup olmamasını da ona bağlarlar..
Geçmişte Durağan’da yaşanan ve 16 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası göz altına alınanların listesi ilçe binasında yapılarak kaymakamlığa teslim edildi iddiasından hala ders alınmamış..
Siyaset ters döndüğünde, rüzgar poyraz estiğinde kımıldayan yapraklara değil sizi bir anda satıp yolda bırakanlara şaşmayı! Çünkü; bu gün size rüzgar verenler yarın gemi su aldığında ilk terk edecek olanlardır…
Şimdilik bu konularla ilgili daha ağır sözler ya da paylaşımlar yapma niyetinde değilim.. Ama bilin isterim ki; kime kul köle olursanız olun ama devleti ve bireyleri kimseye köle etmeyin..
Bu devlet; sadece iktidardakilerin değil!
Ayrı da düşünse, farklı da söylese demokrasiyi özümsemiş, tek bayrak, tek devlet ve anayasal haklarım diyen tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sığındığı tek limandır…
Bu limana poyraz sokmayın..
Bu limana iktidar ve muhalefet ayrımını devlet olarak atmayın…
Devlet işleyişinde siyaset olmaz.. Devletin işlerinde siyasetçi kol gezmez.. Bu gün sizinle gidenler, sizi yarın ayağına çağırır.
Siyaset size bu gün makam verir ama yarın kişilik ve kimlik bırakmaz…
Maalesef görünen o ki; devlet sosyal medyada iktidara nabız yokluyor..
İşte oda vatandaşı söyletiyor vesselam…
İşte bu durum; devleti de sorgulatır hale getirir..
Elbette ki siyaset; atamaların ya da yönetim zaafiyetinin hesabını verir. Ama bu belirleyicilik tek partililik anlayışına da teslim edilmemelidir. Devleti yönetenler veya o makamı temsil edenler, devlet hizmetinde siyasetin aracı olmayıp devlete ve o devletin sahibi millete hizmet ederler..Siyasetçi ise demokrasi gereği seçimden seçime atamaların hesabını verir…
Atanan siyasete talip olursa millete değil sadece siyasetçiye hesap verir…
Unutmayalım ki; siyaset yönetime taliptir, devlet ise milletin tümün.. Talibiniz miilet olsun siyaset gelir geçer vesselam… Recep Yazıcıoğlu gibi millete hizmet yolunda olanları millet anar, siyasete kurban olanları sadece gezdikleri, yiyip içtikleri rüzgar bitene kadar savunur… Doğru yaptığınız bile siyasetin gölgesinde yanlış olur, hizmetiniz kaybolur, adınız unutulur…

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu