SÖZLE DEĞİL, BİLİMSEL AŞILANIN!

Türkiye yeni bir döneme girdi…
Yaz ayının gelmesi ile birlikte salgında bulaşma hızının düşmesi, umarım bir fırsata dönüşür..
Aşılama hızı artar, vatandaşımızın tedbiri elden bırakmaması sayesinde sonbahara bu beladan kurtulmuş olarak gireriz..
Bu beladan kurtuluşun tek yolu AŞI’dır AŞI olmaktır..
Çevremizde, hatta bir çok noktada konuşulduğunda insanlarımızı şüpheye düşürecek, sorgulatacak eylemler davranışlar konuşmalar olsa da tek kurtuluş bilimsel çalışmalar, uyarılar ve de bu salgından kurtulmanın normal hayata dönmenin tok yolu AŞI’lanmaktır…
İşte bu nedenle özellikle yaz aylarında toplumsal bağışıklığın artması bulaş hızının düşmesi salgının etkisini sonbaharda ve kış mevsiminde daha da alt seviyelere inmesinin tek yolu yapılacak aşı çalışmalarının geniş toplum kesimlerine ulaşmış olmasıdır…
Salgının sürdüğü ve etkisini gösterdiği 2 eğitim öğretim dönemi geçirdik…
Bu süreçte can kayıplarımız sevdiklerimizi toprağa verdik..
Ama bir nesli, de eğitimden ve sosyal etkinliklerden uzak eve hapsederek uzaktan eğitim diyerek kaybettik…
Kaybedilen dönemler eğitimde çok ciddi olarak telafisi uzun yıllar olacak bir süreci de beraberinde getirdi. Esnaf, vatandaş ekonomik olarak çökerken geleceğimiz olan çocuklarımızda öğretmenlerinden okullarından uzak kaldılar ve biz bir jenerasyonu kaybettik. Umarım gelecek yıllarda bu beladan kurtulur ve kaybedilen dönemleri telafi edebiliriz…
Ama veliler olarak sakın ola çocuklarınızın ya da aileniz fertlerinden birine aşı sırasında geldiğinde duyduklarınıza size anlatılanlara inanarak ‘AŞI’lanmaktan AŞI vurdurmaktan geri durmayın, durdurmayın…
Çünkü; geçmişte de yaşanan bir çok salgından insanoğlu bilimsel olarak uygulanan aşı yöntemleri ile kurtulmuş ve insan ömrünün uzamasına bu aşılar vesile olmuştur. Sağlıklı yaşamın temeli geçmişin sözlerinde değil geleceğin bilimsel çalışmalarındadır. İnsanoğlu bu süreci de atlatacaktır. Aşılarla insanlığın kontrol altına alınmaya çalışıldığı sözleri yüce Allah’ın insana verdiği akıl ile çelişir. Onun kudretinin ve kendi ruhundan üflediği insanoğlu’nu çaresiz bırakır. Bu durum tabiatın ve yaratılışın gayesine aykırıdır. O nedenle sağlık üzerinden oynanan ve çeşitli söylentilerle insanımızı AŞI’dan uzak tutma söylemlerine sözlerine aldırmadan tüm dünyanın ulaşmaya çalıştığı AŞI’da sıra size ve sevdiklerinize geldiğinde mutlaka AŞI’lanın, AŞI’latın…
Pandemi sebebi ile uzun süredir açılamayan esnaf, yan yana gelemeyen insanımız, düğüne gidemeyen düğününü yapamayan hemşerim; tedbiri elden bırakma sevdiklerinden olma….
Dünya bu bela ile boğuşurken sende hafife alıp söylenenlere inanıp eline gelen AŞI fırsatını sakın ola öteleme.. Ötelediğin; candır canandır, canındır… Bizim gibi kırsal bölgelerde insanımızın dini duygularını, muhafazakar yapısını, anti Siyonist söylemlerini kullanarak dünyanın
başına açılan tüm belaları bir millete ya da bir akla indirgeyerek, senin aklınla dalağa geçilmesine müsaade etme!
Dünya 4’ten büyük diyenler 2 x 2’yi, 5 yapmaya çalışanlar elbette olacaktır. Ama bilim ve elindeki veriler her zaman 4 gösterecek ve 4 olmaya devam edecektir. Senin ya da benim 5 demem dünya gerçeğini değiştirmez ama onlar 4×4 le giderken sen at ile deveyle uğraşmaya, varacağın hedefe ok ile ulaşmaya, hasbihal ve nasihatle yol almaya devam edersin.. İşte o zaman aklın kiraya, çocukların köleliğe kendin gurbete giderken artık sana hayal bile satacak bir ülke bulamazsın…
İşte o nedenle Ortadoğu’dan bizi ayıran ve bu günleri getiren liderine laf edilirken onlarla seni ayıran tek çizgi bilim ve akıl gerçeği karşısında seni sözleri ile aşılayanlara değil bilimsel verilerle aşılayacak olan AŞI’dan kopma, korkma!…
Ayasofya da meczubun biri tüm hırsını, bugün üzerinde oturamayacağı içerisinde ibadet edemeyeceği camiileri özgür kılan, ezanları okutan Trakya’yı kurtaran lidere hakaret ederken bu ülkenin cumhurbaşkanı dinliyor ses çıkarmıyorsa cebindeki para, köyündeki arsa üstünde bulunduğun vatan altında yaşadığın bayrak sana lanet edecektir.
Çünkü; o lider uğruna yüzbinler Çanakkale’de, Sakarya da, Dumlupınar’da toprağın altına girmekten çekinmediler… Onun emri ile yüzbinler ölüme koştu!..
İşte o günlerde askerden kaçanlar, Mustafa Kemal Atatürk’e ölüm fermanı çıkartanlar, din adına fetvalar hazırlatanlar ve onun iblisleri; bu gün bu sözleri söyleme cesareti buluyorsa, cumhurun başı dinliyorsa unutmasınlar ki, demokrasi güzel şeydir ama tarih kendini kral sananların, vazgeçilmezim gitmem iktidarım bitmez diyenlerin, bilime ve gerçeğe karşı duranların mezarı ile doludur… Tarih sadece yazmaz; ibret alanlar için bazen aratır, bazen söyletir ama asla kendine ihanet ettirmez…..
Bir gün tarih bu günü yaşayanları da, yaşatanları da yazar ama nasıl yazar, bu ülkenin çocukları ne durumda olur bilinmez!…
Sözümü bu gün tarihi gerçekleri araştırmadan laf edenlere yine Atatürk’ün veciz bir sözü ile son vermek isterim; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” …
Allah; bizi ve toplumumuzu o şaşıran kullarından, dünyanın gıpta ile baktığı bir lidere ihanet eden kullarından eylemesin. Çünkü Allah’ın izni ve yardımı
olmasa idi o bunu başaramaz ve o karanlıktan bu milleti aydınlığa çıkartamaz, Ortadoğu bataklığından kurtaramazdı.. .. Saygılarımla…

03.06.2021 tarihli köşe yazısı

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu