YAŞLILIK TECRÜBEDİR

Geride bıraktığımız hafta (18-24 Mart) Yaşlılar Haftası idi. Yaratılış fıtratı gereği ömrü olan herkes bu dönemi yaşayacak. Bu dönemi yaşayacak olmanın gerçeğinden hareketle de hemen hemen herkeste bir yaşlanma korkusu vardır. Aslında korku yaşlanmak değil, yaşam enerjisini kaybetme korkusudur. Hiçbir işe yaramama korkusudur…
Ünlü Filozof Diyojen’e çevresindekiler, “İhtiyarladınız, artık bundan sonra bir kenara çekilip dinlenmeniz gerekir” dediklerinde, “Neden?” diye sorar ve şöyle devam eder:
“Eğer koşucu olsaydım koşunun sonuna doğru yavaşlamam mı gerekirdi, yoksa tam tersine bütün gücümle koşmak zorunda mı olurdum?”
Yaşlanma dönemine kadar edinilmiş bilgi ve birikimleri bir kenara bırakmak yerine Diyojen’in işaret ettiği gibi onları tüm gücünüzle kendiniz ve çevreniz için kullanırsanız hayatınız daha bir anlam kazanır. “Üç günlük Dünya hayatı” benzetmesini duymayan hatta kullanmayanımız nerdeyse yok gibidir. Bu ifade hem azımsama hem de kaygı içerir. Oysaki bize verilen ömür ne kadar olursa olsun memnun olmak gerekir. Bir ömür kısa da olsa iyi şeyler yapacak, şerefle yaşamaya yetecek kadar uzundur.
Yeter ki kendinizi yaşamdan emekli etmeyiniz…

Eğitim, Maddi Gelir ve Şiddet
Toplumumuzun kanayan yarası kadına şiddet… Gün geçmiyor ki bir kadının gözyaşı ve kanı akmasın. Kadına şiddet söz konusu olduğunda, ne gelir seviyesi ne de eğitim bir fark yaratmıyor. Ancak şiddete uğrayan bir kadın açısından gelir seviyesi ve eğitim çok fark ediyor. Ekonomik olarak ayakları üzerinde durabilen kadın, gidecek yer, yiyecek yemek buluyor, haklarını biliyor, avukat tutuyor ve bu sayede şiddete karşı çaresiz kalmıyor. Çalışmayan, haklarını bilmeyen, baba evine geri dönse belki töre gereği içeri alınmayacak kadının ise devletten başka sığınabileceği bir kapı yok…
Bu tespitten hareketle tüm kadınları şiddete karşı korumak için kadınların eğitimli ve gelir sahibi olması şart gibi görünüyor. Kadının gelir sahibi olması için illa bir iş yerinde çalışması da gerekmemeli. Sosyal devlet olmanın gereği olarak genel sağlık sigortası benzeri bir sistem ile çalışmayan evli kadınlar için oluşturulacak bir fon sayesinde bu sorun aşılabilir diye düşünüyorum.
Eğitim konusuna gelince… Kadına şiddete karşı top yekun bir seferberlik başlatıp tüm toplumu eğitmediğimiz sürece ne sözleşmelerle ne de kanunlarla bu işin üstesinden gelemeyiz… Yani asıl şart kadının değil erkeğin eğitimli olmasıdır…

Biraz Tebessüm
Osmanlı paşalarından biri konak yaptırmaya karar vermiş. İşi pek becerikli olan hanım sultana bırakmış. Konak bitmiş. Hanımefendi paşaya konağı gezdiriyor. Misafir odaları, yatak odaları, oturma odaları hepsi ikişer üçer tane:
– Bütün odaların ikişer üçer düşünülmesi çok iyi, demiş Paşa, fakat anlamadığım bir şey var, acaba hela neden bir tane?
Hanımefendi açıklamış:
– Aman paşam… Sen ona mı yapayım, buna mı yapayım derken altına yaparsın da ondan…

Ve Bir Tespit
Sevgi Allah tarafından insana verilen büyük bir nimettir. Kiminin elinde heba, kiminin elinde vefa olur…

 

Başa dön tuşu