ZOR GÜNLERİ AŞI İLE AŞACAĞIZ

Ülkemizde geçtiğimiz Cuma günü tam 597 bin kişi aşılandı. Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasına göre, geçtiğimiz hafta sonu da en az 450 bin kişi aşı randevusu almış. Yaz sonuna kadar toplumsal bağışıklık hedefine ulaşabilmek için her gün en az bu rakama ulaşmak ve yapabildiğimiz günlerde üzerine çıkmamız gerekiyor. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı, hem yaş gruplarını düşürüp hem de yeni meslekler tanımlayarak oldukça başarılı bir haftayı geride bıraktı. Ancak aşı karşıtları da boş durmuyorlar, özellikle sosyal medyada inanılmaz bir propaganda gücüne ulaştılar.

Aşı karşıtlarının pek bahsetmedikleri bir gerçeği sizinle paylaşmak istiyorum. Dünyada en bulaşıcı hastalık koronavirüs değil. Birinci sırada kızamık, hemen ardından da kabakulak geliyor. Bu iki hastalık içinde bağışıklık tek bir doz aşı ile sağlanıyor. Koronavirüs de iki ya da üç doz aşı olunması gerekliliği virüsün geçirdiği mutasyondan kaynaklanıyor. Gerçekleşen mutasyonlar hastalığın öldürücülüğünü artırmadı ancak bulaşıcılığını yaklaşık dört kat artırdı. Koronavirüs aşılarının yeni geliştirilmiş olması ve henüz resmi onay süreçlerinin tamamlanmamış olmasından dolayı diğer hastalıkların aşılarında olmayan yan etki ve ciddi olumsuzluk belirtileri ölüm dahil oldukça geniş tutulmuş durumda. Bunun sebebi de bilimsel süreç tamamlanmadığı için aşı firmalarının daha aşı koruyuculuk sağlamadan koronavirüs ya da başka sebeple ölebilecek hasta yakınlarının tazminat davası açmasının önünü kesmek istemeleridir.

Aşılar insan sağlığı için en önemli koruyucular. Bunlar da ince elenip sık dokunarak bir dizi testlerden geçirilerek kullanıma sunulduğunu bilmek gerek. Örneğin kamuoyunda en çok tartışılan Pfizer- Biontech aşısına ABD Gıda ve İlaç Dairesi 38 bin kişiye iki doz aşı yapıp, ardından iki ay takip ettikten sonra onay vermiştir.



Diğer yandan bilim insanları virüsün mutasyonlar geçirmesinin nedeni olarak varlığını devam ettirmek olduğunu belirtiyorlar. Bu değişim süreci sonunda virüsün insana karşı daha mı tehlikeli olacağı yoksa etkisini kaybedip grip gibi hayatın doğasında kendine yer mi edineceğini ise kimse kestiremiyor. Ancak aşı konusunda firmalarca yapılan açıklamaların ortak noktası ise aşılarının etkilerinin bir miktar azalmasının yanında, ölümcül tablo riskini ortadan kaldırıp, hayatta kalmayı sağladığıdır. Zaten amaç da hayatta kalmak değil midir?

Aşı olarak kendisinin ve çevresindeki insanların hayatına değer verenler için bence normalleşme sürecinde pozitif ayrımcılık yapmak gibi önlemlerin de artık hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu sayede hem aşı olanlara kendilerini özel hissetmelerine vesile olunur, hem de aşı karşıtlarına karşı da bir tepki gösterilmiş olur düşünüyorum.
Bakış Açısı

Yüzümüzde tebessüm oluşturacak bir olay ile yazımızı tamamlayalım. Olay Belçika’da meydana gelmiş.
Polis: İyi günler efendim. Trafik denetleme. Alkol aldınız mı?
Vatandaş: Evet efendim, aldım. Bugün benim kızım evlendi. Biz çok uzaklardan geldik. Bira sevmediğim için birkaç duble viski içtim.
Polis: Beni doğru anlamadınız sanırım. Ben trafik polisiyim.
Vatandaş: Sizi doğru anladım.
Polis: Bu kadar alkolle araba kullanılır mı?
Vatandaş: Biz İngiltere’den geldik, dikkatli bakarsanız arabamız İngiliz plakalı. Sürücü ben değilim, arabayı yan taraftaki eşim kullanıyor…

 

ERDEMİN PENCERESİ
Başa dön tuşu