ELEKTRİK SULAMA KOOPERATİFLERİNİ DE ÇARPACAK!

Zor bir kıştan sonra zor bir yaz dönemi de bizleri bekliyor!..
Köylümüz alamadığı gübreye rağmen toprağını kısmende olsa buğdayla buluşturdu….
Verimli ya da verimsiz olsa da toprağını boz bırakmamak adına gübresiz ekim yaparak organik tarıma zorunlu geçiş yapmış oldu!!!???..
Ama asıl sorun ovalarda sulu tarım yapan çeltik üreticisinde yaşanacak..
Yeni yıla girerken çeltik üreticisinin tek derdi zararlı ot ile mücadelede kullanılan ilaçlar ile gübrede yaşanan anormal artışlar ve astronomik rakamlardı..
Peşpeşe gelen akaryakıttaki zamları bırakın çeltik üreticisini, yolda giden kamyoncuyu, arabasına binip ticaret yapan esnafı, pazardan pazara gezen pazar esnafını da vurmuş durumda…
Sadece akaryakıt maliyetleri çeltik üreticisinin belini bükmüşken yılbaşı sonrası kademeli adı altında arttırılan elektrik zamları çeltik üreticisini daha da perişan edecektir. Yeterli suyun sağlanamaması çeltikte su dinamolarına yüklenilmesi bu maliyetleri daha da arttıran en önemli faktörlerden biri olacaktır…
Bahar ayının girmesi ile birlikte sezonluk olarak geçimini çeltiğe bağlayan çiftçimiz gübre, ilaç, akaryakıt derken yazla birlikte elektrik çarpmasına maruz kalacaktır…
Elektrik sadece evimizi aydınlatan ya da fabrikaların üretim aracı değildir. Aynı zamanda sulu tarımın da günümüz dünyasında vazgeçilmez en önemli enerji kaynağıdır.
İşte bu nedenle hep konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen güneş enerjisi ile elektrik üretimine Durağan, Boyabat ve Saraydüzü’nde acil destek paketleri oluşturulmalı gerek yerel kaynaklar gerekse iktidar cephesi çeltik üreticisinin elinden tutmalıdır.
Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık nedeni ile çeltik tarlalarını susuz bırakmamak için dinamolara yüklenen Sulama kooperatifi gelen elektrik faturalarını ödeyemez hale gelmiştir. Dinamoların bakımı, suyun yetersizliği ve 2021 yılı fiyatları ile gelen faturayı ödemekte zorlanan kooperatif 2022’de bu fahiş fiyatları nasıl ödeyecek? Ortaklarını nasıl ikna edecek? Ya da bu işin altından nasıl kalkacaktır?
İşte böylesine zor bir yükle sezona merhaba diyecek olan çeltik üreticisine bireysel anlamda belki çok ciddi destekleriniz olmayabilir.
Lakin 1500 ortağı olan ya da köylerde sulama kooperatifleri kanalı ile üretim yapan çiftçimizin en büyük dert ortağı olan çeltik üreticilerine kooperatifler kanalı ile ulaşarak maliyetlerini aşağı çekecek çözüm yolları sunmak zorundasınız…
Örneğin KUZKA kaynaklarını yeni ve yandaş kooperatiflere kullanmak yerine milyonluk bütçeyi Durağan Sulama kooperatifine kullandırarak 1500 çiftçinin en büyük gider kalemlerinden olan sulama amaçlı dinamolarda güneş enerjili elektrik üretimine destek projeleri oluşturabilir, yönlendirebilirdiniz…
Onların her yıl kanayan yarasına merhem olabilir, üretime destek olur çeltik üretiminde Durağan için umut dolu bir başlangıç sağlayabilirdiniz…
Yıllarca bu ilçenin ekonomisine katkı sunan ve bildikleri en iyi iş olan Çeltik üretiminde maliyet giderleri ekilemez hale getirirken, artan enerji maliyetleride sulanamaz hale getirirse ilçe olarak çöker, kooperatif olarak biter tek reklam kaynağımız Durağan çeltiğide hatıralarımızda kalabilir!
O nedenle yenilerini elbette kuralım!
Yeni üretim ve istihdam odaklı çalışmalara elbette destek verelim..
Velakin var olanların gelişimine, onların üretim odaklı çalışmalarına, teknolojik yatırımlarına destek olarak kendilerini geliştirmelerine de katkı sunalım..
Yıl başlamadan Durağan Sulama kooperatifinin su kanalları sorununun çözümü kadar dinamoların ucuz elektrik üretebilmesi ve ortakların yeni maliyetlerle karşılaşmaması için güneş enerjili elektrik sistemlerine destek olacak kaynaklar oluşturulmalı var olan dinamolar rehabilite edilerek yükselen maliyetlerden Durağanlı üretici zarar görmemelidir. Milyonluk kaynaklar hayal dünyasına yatırılana kadar mevcut üretim kaynaklarının sorunlarına hibe yolu ile sağlanmalı destek sunulmalıdır.
Bu gün ülkemizde gelinen durum; İŞKUR istihdam için işçiye verir patron 3/1’ine el koyar o yöredeki siyasetçi de buna destek sunar, üstelik teşvik eder… KOSGEB bölgenin ya da ilçenin potansiyel ve sektörel planlamasına bakmaz, kaç bakkal ya da kasap bu nüfusa yeter bilmez yöresel olarak ilçe bazında planlama yapmaz hibe adı altında verir desteği, aç dükkanı batır var olan Esnafı, yap haksız rekabeti, bitir üretimi, ver parayı, bul karayı misali siyaseten tercihlerle gelişmeye değil sadece popülist politikalara hizmet ederler.. Oysa destekler mevcut esnafı da, üreticiyi de korumalıdır.. Ama hak getire! bu gün ülkemizde maalesef KOSGEB açtığından çok kapanmasına vesile olduğu esnaf sayısına bakmalıdır. Çünkü insanımız beleş hibe yatırım diyerek dükkan açmakta, karşısındaki ile haksız rekabete girmekte, kiraların orantısız yükselmesine vesile olmakta ve üstelik Nasrettin Hoca’nın göle yoğurt çalması misali ‘YA TUTARSA’ diyerek keyfe keder ‘batarsa içinde yorganım yok’ diyen bir yapının ilçelerde var olan esnafa vurduğu en büyük darbe olarak ortaya çıkmaktadır. Sahi KOSGEB’in açtığı kaç firma halen ticaretine devam etmektedir? Bunu hiç inceler mi? bilmem ama bildiğim tek gerçek; destekler kişiye, kuruma ve siyasete özel olduğunda üreten biter, üretmeyen yer gider…
Ülkede böylece kaynaklarını tüketir, insanlarını bitirir esnafını ise vergi yükünde ezer, gelecek nesil ülkeyi terk eder vatandaşa ise dertlenmek düşer…

 

MUSTAFA EKER
Başa dön tuşu