O GÜNDEN BU GÜNE NE DEĞİŞTİ?

2006 yıllarında yazdığım ve ‘BİZİMKARADENİZ GAZETESİNDEKİ köşemde kaleme aldığım ‘DURAĞAN NEDEN GÖÇÜYOR?’ başlıklı makalemi bu gün tekrar yayınlıyorum. Aradan onca yıl geçmesine rağmen ilçe neden değişmiyor? Neden kimse sorgulamıyor? Anlamış değilim. Durağan önceden zenginlerin kontrolünde giden şimdi ise zenginleri kontrol edilen bir ilçe haline geldi. Menfaat birliktelikleri ‘HİZMET- İSTİHDAM’ adı altında sömürülen ve iktidar gücü ile zenginleşen bir yapı da bu ilçe daha bir çok gencini, yetişmiş insanını gurbete göndermeye devam edecektir. Bu yıl düzenlenen Gölyeri Güreş etkinlikleri dolayısı ileda yıllar önce yazdığım bu yazımı noktasına virgülüne dokunmadan aynen tekrar yayınlıyorum ki; aradan geçen bunca yıla rağmen neden değişmiyoruz? Sorgulansın istiyorum. Dikmen gelişiyor, Saraydüzü çehresini değiştiriyor… Bizi yönetenler ise hala sorunu istihdam sanıyor, birileri üstünden kendi menfaatleri için esnafı vetandaşı düşünmeden ona gelecek maliyeti hesaba katmadan kendi bildiğini okuyup ilçenin altını oyuyor… Dün değiştiremediler, yarın değişmeyecek(!) birileri bu halkın iyi niyetini kullanıp sırtından iktidar gücü ile nemalanıp servetine servet katmaya devam edecek… 

DURAĞAN NEDEN GÖÇÜYOR!?!

Durağan’ın önemli ölçüde göç verdiği doğrulandı.
21 Mayıs tarihinde Durağan ilçesinin ‘Gölyeri pazarı’ olarak bilinen Kirencik Dua tepesi’nde ‘Sinop İli Durağan İlçesi ve Çevre Köyleri Dernekler Federasyonu (DUDEF)’ tarafından gerçekleştirilen sünnet ve karakucak güreşleri organizasyonundaydım. Bu organizasyonda en çarpıcı açıklama; belki de resmi kayıtlara geçmesi açısından hantal devlet yapısından ve bu hükümet döneminde devrim olarak nitelendirdiği KÖYDES projesini gündeme getiren Vali Yardımcısı Kaymakam vekili Ali Bezirgan’ın yaptığı konuşmadır. Bezirgan konuşmasında Durağan ilçesinin otobüslerle taşındığını ve göç olgusunun devam ettiğini söylüyordu.
Bunu yıllardır söyleyen ben. bu hükümet döneminde artan ve nerede ise köylerin tamamının boşaldığını belirterek bir an önce önlem alınmasını istemiştim. O günlerde bu göç olgusunun eskiye nazaran azaldığını belirtenler olmuş, hatta benim bu düşüncemi eleştirenler de çıkmıştı.
Durağan göç ediyor!
Hem de bu göç; merkezinden, köyüne-köyünden elit tabakası sayılan zenginlerin hatta seçilenlerin bile ’terk-i diyar’ ettiği bir ilçe olmuştur ve Kaymakam Vekili Bezirgan, tarihi bir kasa-banın göç olgusunu durdurmak için alt yapı hazırladıklarını söylüyordu.
Bu ilçenin tarihi birikimi, sosyal ve kültürel birikimleri nedense değerlendirilememiş olmanın sıkıntısını yaşamaktadır. Öncelikle zihniyetler değişmemiş, göçü önleyecek olan kültürel değişimi gerçekleştirme noktasında somut adımlar atılmamıştır.
Genç nesil ile bir devri kapamak üzere olan kuşak arasında dağlar kadar fark vardır. Orta nesil ise geçmişle yaşadığı ekonomik problemler yüzünden kendisini takip eden kuşağın sorunlarını tam anlayamamakta, anlasa da bu sorunlara önem vermemektedir.
Ciddi manada ekonomik durgunluk yaşayan ilçenin önemli sorunu kültürel ve sanatsalı yapı desteğinin sağlanamamış, ekonomik desteği yaratacak olan zihinsel dönüşümün gerçekleştirilememiş olmasında yatmaktadır. Pazar ekonomisinin hakim olduğu ilçede sosyal etkinlik alanları sıfırdır. Sosyal etkinlik ilçe için sadece düğün konvoyları ve belki de Türkiye’nin bir çok ilçesinde göremeyeceğiniz samimi arkadaşlık ortamları ile sağlanmaktadır. Bu ilçede bir çok gencin, hatta ailenin yükünü üstlenen samimi dindarlar ve de ekonomisinin belli bir bölümünü yoksul ailelere ayıran memurlar bulunmakladır. Ve en önemli yükü de, yine Devletin bir kuruluşu olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma fonu üstlenmektedir. İlçe siyasi yapılanma da sağ seçmene sahip olup, genellikle başarıya endeksli olmayan bireysel ve menfaatse! ilişkiler ağı ile örülmüştür.
Fakirin elindeki oy, zenginin cebindeki para; ilçeye hakim olan yapılanmanın bir başka boyutudur! Özgür iradelere, yorumlama, düşünme ve hatta değerlendirme fırsatını sunamayan ülkemizdeki siyasi yapılanma, bu gün Anadolu’yu katletmiş, insanımızın üzerinden üretilen katma değerler, birilerinin cebinde ve cüzdanında para olurken, insanlarımızı ve gelecekleri olan nesilleri de göçe zorlamıştır.
İlçedeki yapılanma büyük düşüncelerin ve geleceği yorumlayarak ilçesine hayat vermek için uğraşmak yerine, bürokrasiye hakim olmak ve de ilçedeki sosyal dengede kendini hakim kılma mücadelesine sahne olmaktadır. Bu düşünce, o derece ile safhalardadır ki; Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi, ilçenin zenginleri ilçede sadece tüketici ağırlıklı, yüzeysel yatırımlar yaparken ticaretlerini de metropol kentlere kaydırmanın telaşına düşmüştür.
Bu gerçeklerin yaşandığı ilçede özelleştirme adı altında devlet yatırımlarının sıfır noktasına çekildiği, hatta eksilerde bulunduğu bir ortamda hangi müteşebbis hangi amaçlarla ilçeye yatırım yapacak ve ilçe ekonomisine katkı da bulunacaktır? İlçede yapılan yatırımların yeni hayal kırıklıklarına neden olmaması, insan emeğinin sömürülmemesi, küçük yaştaki çocukların okulda olması gerektiği bir dönemde ailesinin geçim baskısı nedeni ile bir takım işlerde çalışmaması için, en önemli alt yapı bireyin sosyal ve kültürel, yani yaygın eğitimlerle bilinçlendirilmesi ve düşünce ufkunun genişletilmesinden geçmektedir. Umarım ki; Kaymakam Vekili Ali Bezirgan’ın bahsini yaptığı alt yapı yatırımları da, düşünmeyi ve gelişmeyi ilke edinen ekonomiden önce gelen sosyal ve kültürel alt yapı hazırlıklarıdır. Çünkü, kazanıpta harcamasını bilmeyen, kendini sınırlayan birey; yaşadığı topluma katkı yapamayan ve geleceğin korkusunu yaşayan pazar ekonomisi ile evine ekmek götüren insandır. Alt yapıda en önemli unsur; bilinçli tüketici, sosyal ve kültürel aktivitelerle, çevresine ve bölgesine katkı yapabilecek bireylerin yetişmesine bağlıdır.

Başa dön tuşu