fatura hep garibana çıkıyor bilin istedim...

    Hayat Kadının eseri...
     Dediğimiz ve hepimizi koruyup kollayan annelerimizin ‘ 5 MAYIS ANNELER GÜNÜ’ kutlu olsun...

     Değerli okurlarım; 
    Bu gün acımasızca saldırılan ,iktidarın yaptığı yanlışlardan ve göz yummalarından kaynaklı olarak gerek sosyal medya gerekse kendi aralarında büyük önder ve kurucu lider ATATÜRK’e saldırılar  gittikçe artmaya devam ediyor.
     Unutulan ATATÜRK kanunla korunan bir lider gibi görünse de her geçen gün ve her yapılan uygulama ile liderliği daha da pekişen büyük önderin devri,mleri daha iyi anlaşılıyor.
     Aslında bu gün Atatürk’ten bahsetmeyecektim.. Ama geçtiğimiz günlerde Antalya’da bir otelin yaptığı uygulama  dikkatimi çekti ve Atatürk’ün  b,r hatırası canlandı..
     Öncelikle şu otel meselesini bir anlatalım...
 Haberlere konu olan, bakanlığın soruşturma açtığı haberi bir hatırlayalım...
     Antalya’da bir otelde yaşanan skandal olayda; otelde konaklayan bir müşteri faturayı eline aldığında ‘milliyet farkı’ kalemi altında 120 avro ekstra ücret ödemek zorunda kaldığını gördü...
    Rezervasyonu  daha ucuz diye İngiliz web sitesinden yapmıştı.
    İngiltere merkezli bir web sitesi üzerinden rezervasyon yapan Türk müşterinin,  otele geldiğinde Türk olduğu anlaşılınca kendisinden 120 avro ‘milliyet farkı ücreti’ tahsil edilir.
     Fatura da bunu görünce kendisine Türk vatandaşı olması ve Türk olmasından dolayı ‘milliyet farkı’ adı ile kendi ülkesinde fatura kesilir.
     Otel İngiliz’e, Alman’a kısacası yabancı ülke vatandaşlarına ucuza verdiği hizmeti, Türk insanını yani bu ülkenin sahibi olan bizleri cezalandırmakta daha yüksek bir bedelle bizleri o tati,l beledelerine gelmeyin mesajı vermektedir.
 Peki bu bana neyi hatırlattı;  Atatürk’ün Mersin gezisi... 
    O günü tekrar hatırlatan ve büyük önderin hayatımda cevap veremediğim Tek insan dediği  o anı;
 
    Bir Köylünün Cevabı
    Tarihimiz savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan başkaldırıp ne memleketi imar edebilmişiz, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuz. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızdadır da… Çünkü baş ta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız da hep şöyle düşünürlerdi:

“Türklere rahat verilmemeli ki başka sahalarda ilerleyemesinler.” 
    Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini ‘istiklal’ diyerek kışkırtırlardı. Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan Müslüman olmayanlar durmadan zenginleşirlerdi. Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü Gazi Mustafa Kemal verdiği kısa bir cevap ile net olarak şöyle izah etmiştir. Gazi, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
    -“Bu köşk kimin?”
    -“Kirkor’un...”
    -“Ya şu koca bina?”
    -“Yorgo’nun...”
    -“Ya şu...”
    -“Salamon’un...” 
    Gazi biraz sinirlenerek sormuş:
    -“Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?” 
    Toplananların arkasından bir köylünün sesi duyulur:
    -“Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boylarında, Balkanlarda, Arnavutluk Dağlarında, Kafkas’larda, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk Paşam...” 
    Gazi bu hatırasını naklederken:
    -“Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu aksakallı ihtiyar olmuştur” der dururdu.
    (YÜCEBAŞ, Hilmi, Atatürk’ten Nükteler, Fıkralar ve Hatıraları, 2. Baskı, Kültür Kitabevi, İstanbul 1973., s. 18.  Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz  Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009)

    Evet bu gün Adaletin kaybolduğu, mumla bile arandığı bir dönemden geçiyoruz... AKP’nin ve AKP’lilerin savunucusu bir adalet mekanizması!!!...
    İnsanı bu ürkütüyor..Sizin hiç şahsi davanızı kamu davasına dönüştürüp avukatlık ücretini kamuya mal eden bir davanız oldu mu?
     Benim oldu...
    Bu güne kadar bize ve diğer partili vatandaşlarına hakaret edenlere karşı açılan bir kamu davası ne gördüm, ne duydum!... 
    Nede savcının bunu takip ettiğini...
    Bırakın kamu adına parti binasında işe alımlar oldu.. Gazete, internet siteleri duyurdu. Devlet parti binalarından yönetilmez dediğimiz olaylara bile dava açılmazken, bir parti temsilcisinin avukatlığına savunan adaleti görüyoruz... 
         Biz nitelikli dolandırıcılık dediğimizde açılmayan davanın yüzlerce mağdur bıraktığı fakir fukaranın parasının hiç edildiği bir süreçten geçtik. Ama söz konusu AKP’li olunca cebinden para çıkmasına bile tahammül edilmiyor. Hazine avukatlık parasını üstlensin diyerek kamu davasına dönüşüyor..
     İyi de bizlere hakaret edenlere iftira atanlara karşı neden kamu davası açılmıyor?  Liyakatı esas almayıp parti binasında parti yönetim kurulu kararı ile işe alınanlar hakkında neden işlem yapılmıyor? Diğer partililer, bu ülkenin partisi ya da vatandaşı değil mi? Gazete ihbar değil mi? O  zaman niye harekete geçmediniz? AKP’li olunca kamu davası oluyor da vatandaşın hakları zayi olunca hakkı yenilirse ne oluyor?
     Davayı kazandık bir üst mahkeme kararını verecek ama asıl üzüldüğüm ADALETSİZLİK! 
    Bu güne kadar vali, bakanlık, şahısla ya da partili olanlarla çok sayıda davaya girdim çıktım. Allah’a şükür kaybetmedim. Haklı olduğum davada hiç geri adım atmadım. Bu güne Kadar ceza almadım ve alsam bile alacağım cezanın önemi yok, vicdanlarda mahkum olmayalım yeter... Çok davam oldu, dava kaybedilir de önemli olan o da değil. Adaletin herkes için eşit olması vatandaşına eşit olmasıdır. Adalet vatandaşına eşit değilse Antalya’daki otelde olduğu gibi bu ülkenin insanına yapılanları da medyaya yansıyana kadar maalesef kimse görmüyor..
    İşte o nedenle adaleti kaybettik, makam kazanmayı, iktidara yakın olmayı seçtik!...  Sonuçta bu ülkenin vatandaşı hem adalet önünde hem de kaynakların kullanımında bilinen bir AKP’li ya da yabancı bir ülkenin vatandaşı değilse fatura hep garibana, bu ülkenin insanına ve geleceğine çıkıyor bilin istedim... 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.