Sinop’un Durağan ilçesinde gerçekleştirilen arkeolojik incelemelerde Erken ve Orta Tunç Çağı ile Demir Çağı’na ait seramik parçaları tespit edildi. İbrahim Irmak’ın yaklaşık 20 yıldır sürdürdüğü tarih araştırmaları sonucunda gündeme gelen bulgular, Gökırmak havzasının erken madencilik ve metal üretimindeki olası rolüne ilişkin yeni araştırmaların önünü açtı.
Sinop’un Durağan ilçesinin tarihî geçmişini aydınlatmaya yönelik çalışmalar kapsamında önemli bulgulara ulaşıldı. İbrahim Irmak’ın Kültür ve Turizm Bakanlığına yaptığı başvurular üzerine İncecöğüz Sırtı Höyüğü’nde gerçekleştirilen resmî incelemelerde Tunç Çağı ve Demir Çağı dönemlerine ait arkeolojik kalıntılar tespit edildi.
Yaklaşık 20 yıldır Durağan’ın tarihini araştıran İbrahim Irmak, elde edilen bulguların ilçenin geçmişinin bilinen tarihî dönemlerden çok daha eskiye uzanabileceğine işaret ettiğini belirtiyor. Irmak’ın değerlendirmelerine göre Durağan’ın tarihi, MÖ 3500 dolaylarına, yaklaşık 5 bin 500 yıl öncesine kadar gidebilir. Bölgenin insanlık tarihindeki yerinin daha eski dönemlere uzanma ihtimali de araştırılması gereken konular arasında bulunuyor.
Çalışmaların merkezinde ise Durağan’ın, insanlığın taş aletlerden metal teknolojisine geçiş sürecinde erken madencilik ve üretim merkezlerinden biri olup olmadığı sorusu yer alıyor.
TUNÇ ÇAĞI İNSANLIK TARİHİNDE YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI AÇTI
İnsanlık, yüz binlerce yıl boyunca taş, kemik ve ahşaptan üretilen araçlarla yaşamını sürdürdü. Tarımın gelişmesi, yerleşik hayata geçiş ve üretim faaliyetlerinin çeşitlenmesiyle birlikte insanın doğayı kullanma biçimi de değişti. Madenlerin işlenmeye başlanması ise bu gelişim sürecinde önemli bir teknolojik dönüşüm yarattı.
İlk kullanılan metallerden biri olan bakır, saf hâliyle nispeten yumuşak bir yapıya sahipti. Bakırın arsenik içeren cevherlerle birlikte işlenmesi sonucunda elde edilen alaşımlar, daha sert ve dayanıklı araçların üretilmesini mümkün kıldı.
Bu gelişmeyle birlikte balta, keser, keski, hançer, mızrak ucu ve çeşitli iş aletleri üretilebildi. Ahşap işçiliği, yapı faaliyetleri, madencilik ve zanaat alanlarında yeni imkânlar ortaya çıktı.
Metal teknolojisinin gelişmesi yalnızca araç gereç üretimini değiştirmedi. Madenlerin çıkarılması, taşınması, eritilmesi ve işlenmesi süreçleri; iş bölümünü, uzmanlaşmayı, ticareti ve toplumsal örgütlenmeyi de etkiledi.
Sümer kentlerinin yükselişi, Mısır'daki erken devlet yapılarının oluşumu ve Anadolu'daki gelişmiş yerleşimler, tarım ve ticaretin yanı sıra üretim teknolojilerinin de çeşitlendiği bu tarihsel süreç içerisinde şekillendi.
Durağan'da yürütülen araştırmaların önemini artıran konulardan biri de bölgenin bu erken metalürji sürecindeki olası konumu.
DURAĞAN’IN ARSENİK KAYNAKLARI İKİZTEPE BULUNTULARIYLA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLİYOR
Durağan'ın Çayağzı–Ağuboğazı çevresinde bulunan arsenik yatakları, erken metal üretimine ilişkin araştırmalarda dikkat çekiyor. Bölgede realgar ve orpiment gibi arsenik minerallerinin yanı sıra eski maden galerilerinin de bulunduğu, daha önce gerçekleştirilen bilimsel çalışmalarla ortaya konuldu.
Bu kaynakların önemini artıran bir diğer unsur ise Samsun'un Bafra ilçesi yakınlarında bulunan İkiztepe Höyüğü'ndeki arkeolojik buluntular.
İkiztepe kazılarında arsenikli bakır kullanılarak üretilmiş çok sayıda alet, silah ve süs eşyası gün yüzüne çıkarıldı. Prof. Dr. Önder Bilgi başta olmak üzere çeşitli araştırmacılar, İkiztepe'deki metal eserler ile Durağan çevresindeki arsenik kaynakları arasında bulunabilecek ilişkileri bilimsel çalışmalarında ele aldı.
İbrahim Irmak da bu araştırmalardan hareketle, İkiztepe'de bulunan arsenikli bakır eserlerin üretiminde Durağan'daki madenlerin kullanılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Irmak'a göre Gökırmak ve Kızılırmak havzalarındaki eski yerleşimlerin, maden kaynaklarının ve ulaşım bağlantılarının birlikte incelenmesi, Karadeniz'in tarih öncesi üretim ve ticaret ağının anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
İNCECÖĞÜZ SIRTI’NDA ERKEN VE ORTA TUNÇ ÇAĞI BULUNTULARI TESPİT EDİLDİ
Durağan'ın Karacaören köyleri yakınında bulunan ve yörede İncecöğüz Sırtı olarak bilinen İncecikkır Sırtı Höyüğü, 17 Nisan 2014 tarihinde birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildi.
İbrahim Irmak'ın yaptığı başvuruların ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları Daire Başkanlığının 11 Eylül 2026 tarihli yazısıyla alanda inceleme süreci başlatıldı.
Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanları, 8 Ekim 2026 tarihinde höyükte araştırma gerçekleştirdi.
İncelemelerin ardından hazırlanan 21 Ekim 2026 tarihli resmî yazıda, alanda Erken ve Orta Tunç Çağı ile Demir Çağı'na ait seramik parçalarının bulunduğu bildirildi.
Araştırmalar sırasında kazıma bezemeli seramikler, cüruf niteliğinde parçalar, yanık izleri ve çeşitli yapı kalıntıları da tespit edilerek kayıt altına alındı.
Özellikle cüruf benzeri parçaların varlığı, höyükte geçmişte metal üretimi gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Ancak bu konunun açıklığa kavuşabilmesi için bilimsel kazıların yapılması, buluntuların arkeometrik analizlerden geçirilmesi ve çevredeki eski maden galerilerinin de araştırılması gerekiyor.
İLK MADENCİLİK VE ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLABİLİR
İbrahim Irmak'ın araştırmalarında üzerinde durduğu temel konulardan biri, İncecöğüz Sırtı'nın yalnızca eski bir yerleşim alanı değil, çevresindeki maden kaynaklarıyla bağlantılı bir üretim merkezi olma ihtimali.
Madencilik faaliyetleri, madenin çıkarılmasından işlenmesine kadar farklı aşamalarda iş bölümünü ve ortak çalışmayı gerektiriyordu. Madenleri çıkaran, taşıyan, eriten ve işleyen insanlar arasındaki ilişkiler, erken toplumsal örgütlenme biçimlerinin gelişmesinde etkili olmuş olabilir.
Bu nedenle Irmak, bölgede yapılacak araştırmalarda yalnızca madencilik faaliyetlerine ilişkin izlerin değil, ilk üretim organizasyonlarının ve erken siyasi yapılanmaların izlerinin de incelenmesini öneriyor.
Irmak, bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkabilecek bulguların uluslararası arkeoloji dünyasında Göbeklitepe kadar dikkat çekici bir etki oluşturabileceğini düşünüyor. Buradaki karşılaştırma, iki yerleşimin aynı döneme ait olmasından ziyade, insanlık tarihinin önemli bir aşamasına ışık tutabilecek keşiflerin oluşturabileceği bilimsel ilgiye dayanıyor.
STRABON’UN SÖZ ETTİĞİ MADENLER DURAĞAN’IN TARİHİYLE İLİŞKİLİ OLABİLİR
Durağan çevresindeki arsenik kaynakları, Antik Çağ coğrafyasına ilişkin araştırmalarda da önem taşıyor.
Antik coğrafyacı Strabon, Paflagonya bölgesinde sandarak adı verilen arsenik mineraliyle bağlantılı madenlerden ve bu madenlerde çalışan insanların ağır çalışma koşullarından söz ediyor.
Çayağzı–Ağuboğazı çevresindeki cevher yatakları ve eski maden galerileri de Strabon'un bahsettiği madenlerin konumuna ilişkin araştırmalarda değerlendiriliyor.
Günümüzde ise bu madencilik faaliyetlerinin geçmişinin ne kadar eskiye uzandığı sorusuna cevap aranıyor. Yapılacak kazılar, maden galerilerindeki incelemeler ve malzeme analizleri, Durağan'ın Tunç Çağı'ndaki ekonomik ve teknolojik konumunun anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
ARAŞTIRMALARIN HİKÂYESİ 20 YIL ÖNCE BİR GAZETE KÖŞESİNDE BAŞLADI
Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığına kadar ulaşan araştırmaların başlangıcı yaklaşık 20 yıl öncesine dayanıyor.
İbrahim Irmak, tarih araştırmalarına Durakhan gazetesinde yayımlanan “Tarihten” köşesindeki yazılarıyla başladı. Bu süreçte gazetenin imtiyaz sahibi gazeteci Mustafa Eker'in de önemli katkıları oldu.
Sinop Bizim Karadeniz gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı dönemde Mustafa Eker, Irmak'ı Antik Çağ'da Sinop'un önemli ticaret ürünlerinden biri olan Sinop Kırmızısı üzerine araştırma yapmaya yönlendirdi.
Sinop Kırmızısı'nın izini sürerken bölgenin maden varlığına ilgi duymaya başlayan Irmak, zamanla Durağan'ın arsenik kaynaklarını araştırmaya yöneldi.
Bu çalışmalar daha sonra İkiztepe'deki arsenikli bakır eserleri, eski maden galerileri ve Gökırmak havzasındaki Tunç Çağı yerleşimleri üzerine yoğunlaştı.
Irmak, tarih araştırmalarına başlamasında ve çalışmalarını sürdürmesinde önemli katkıları bulunan gazeteci Mustafa Eker'e teşekkür ediyor.
İki isim daha önce Prof. Dr. Halit Çal'ın bilimsel katkılarıyla Sinop'un tarihî camilerinden Dutluca Camisi'nin yıkılmaktan kurtarılması amacıyla da birlikte girişimlerde bulunmuştu.
İBRAHİM IRMAK: MEMLEKETİNİN TARİHİNİ ARAŞTIRMAYI SÜRDÜRÜYOR
Sinop'un Durağan ilçesinde dünyaya gelen İbrahim Irmak, yaklaşık 27 yıldır kamu hizmetinde görev yapıyor.
Ziraat mühendisi olan Irmak, farklı sosyal bilim alanlarında üniversite eğitimi aldı ve Çevre Yönetimi alanında yüksek lisans yaptı.
Kars'tan Gümüşhane'ye, Sinop'tan Kocaeli'ye uzanan meslek hayatının ardından bugün Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdürüyor.
Kamu görevlerinin yanı sıra doğduğu toprakların tarihini ve kültürel mirasını araştırmaya devam eden Irmak, Durağan'ın geçmişinin bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarılmasını ve sahip olduğu tarihî değerlerin gelecek nesillere aktarılmasını önemsiyor.
Yaklaşık 20 yıl önce başlayan araştırmalarını bugün de sürdüren Irmak için bu çalışmalar, tarih merakının yanı sıra doğduğu topraklara duyduğu bağlılığın da bir parçası.
1.390 DEKARLIK ALANDA SİSTEMATİK YÜZEY ARAŞTIRMASI İSTENDİ
İncecöğüz Sırtı'nda gerçekleştirilen ilk incelemelerin ardından İbrahim Irmak, 28 Ekim 2026 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına ve Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne yeni başvurularda bulundu.
Harita, fotoğraf ve konum verileriyle desteklenen başvurularda, İncecöğüz Sırtı ve çevresindeki yaklaşık 1.390 dekarlık alanda sistematik yüzey araştırması yapılması talep edildi.
Irmak, höyük, eski maden galerileri ve çevrede bulunabilecek üretim alanlarının birbirinden bağımsız değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Başvurularında ayrıca kaçak kazıların önlenmesi ve bölgedeki kültür varlıklarının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekti.
GÖKIRMAK HAVZASININ TARİHİ BİLİMSEL KAZILARLA AYDINLATILMAYI BEKLİYOR
Durağan'da ortaya çıkarılan bulguların bilimsel açıdan değerlendirilmesi ve bölgenin tarih öncesi dönemlerdeki konumunun belirlenmesi için kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
İbrahim Irmak'ın öncelikli hedefleri arasında İncecöğüz Sırtı'nın Tunç Çağı geçmişinin aydınlatılması, Çayağzı arsenik madenleriyle olası bağlantılarının araştırılması ve bölgenin erken metal üretimindeki yerinin bilimsel verilerle ortaya çıkarılması bulunuyor.
Araştırmaların ilerlemesiyle Durağan'ın insanlık tarihindeki yerinin bugüne kadar bilinenden daha eski dönemlere uzanabileceğini düşünüyor. Bu kapsamda arkeologların, jeologların ve arkeometalurji uzmanlarının katılımıyla kapsamlı bir araştırma ve kazı programının başlatılmasını istiyor.
Araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılabilecek tarihî mirasın korunması, tanıtılması ve uluslararası bilim çevreleriyle paylaşılması da hedefler arasında yer alıyor.
Yaklaşık 20 yıl önce bir gazetenin tarih köşesinde başlayan araştırma süreci, bugün Durağan'ın yaklaşık 5 bin 500 yıllık geçmişine ve insanlığın metal teknolojisine geçiş dönemindeki olası rolüne ilişkin önemli soruları gündeme taşıdı.
İncecöğüz Sırtı'nda tespit edilen buluntuların, çevredeki arsenik yataklarının ve eski maden galerilerinin bilimsel çalışmalarla birlikte değerlendirilmesi, Gökırmak havzasının tarih öncesi dönemdeki öneminin anlaşılması açısından büyük önem taşıyor.
Durağan'ın binlerce yıllık geçmişinin aydınlatılması için şimdi gözler, yapılması talep edilen sistematik yüzey araştırmalarına, bilimsel kazılara ve uzmanlar tarafından gerçekleştirilecek analizlere çevrilmiş durumda.


