YEREL
Yayınlanma : 20 Mayıs 2026 10:20
Düzenleme : 20 Mayıs 2026 10:27

KURAKLIK VE MALİYET KRİZİNE KARŞI LEONARDİT ÇÖZÜMÜ

KURAKLIK VE MALİYET KRİZİNE KARŞI LEONARDİT ÇÖZÜMÜ

Türkiye tarımı son yılların en zorlu süreçlerinden birini yaşıyor. Artan gübre maliyetleri, kuraklık, su stresi ve iklim değişikliği üreticiyi yeni arayışlara yönlendirirken,son dönemde yeniden gündeme gelen leonardit dikkat çekiyor.Milyonlarca yıl önce organik materyallerin doğal dönüşümüyle oluşan leonardit; içerdiği yüksek humik ve fulvik asit nedeniyle tarım sektöründe stratejik bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu doğal materyalin yalnızca verim artışı değil, toprak sağlığı ve su yönetimi açısından da önemli avantajlar sunduğunu belirtiyor. Yaklaşık 12 yıldır leonardit ve toprak biyolojisi üzerine çalışmalar yürüten araştırmacı Enver Abdullah Baltaş, Türkiye’de birçok tarım toprağında organik madde kaybının kritik seviyelere ulaştığını ifade ediyor. Baltaş, “Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla kimyasal yük değil; toprağın hafızasını yeniden canlandırmak” değerlendirmesinde bulunuyor.Uzmanlara göre bazı tarımalanlarında organik madde oranı yüzde 1’in altına kadar gerilemiş durumda. Bu durumun ise toprağın su tutma kapasitesini düşürdüğü, kuraklık stresini artırdığı ve verim kayıplarına yol açtığı belirtiliyor. AFŞİN-ELBİSTAN REZERVİ DİKKAT ÇEKİYOR Araştırmacı Enver Abdullah Baltaş’ın dikkat çektiği bölgelerin başında Kahramanmaraş Afşin-Elbistan havzası geliyor. Yapılan analizlerde bölgede bulunan leonardit rezervlerinde toplam humik ve fulvik asit oranının yüzde 64,38 seviyesinde olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, yüksekkaliteli leonarditlerde bu oranın genellikle yüzde 40 ile yüzde 90 arasında değiştiğine dikkat çekiyor. ÜNİVERSİTE ARAŞTIRMALARI OLUMLU SONUÇLAR ORTAYA KOYDU Türkiye’de çeşitli üniversiteler tarafından yürütülen araştırmalar da leonarditin tarımsal etkilerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin taze fasulye üzerine yaptığı çalışmalarda sıvı leonardit uygulamalarında yüzde 45 ila yüzde 216 arasında, katı leonardit uygulamalarında ise yüzde 91 ila yüzde 286 arasında verim artışı gözlendiği bildirildi. Bingöl Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda ise leonarditin kimyasal gübrelerle birlikte kullanımının mısır ve domates üretiminde olumlu sonuç verdiği ifade edildi. GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin saha çalışmalarında da leonardit uygulanan alanlarda toprak neminin arttığı, organik madde miktarının yükseldiği ve kök gelişiminin güçlendiği tespit edildi.
GÜBREDE DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU Teknik analizlere göre Türkiye, kimyasal gübre hammaddesinin yaklaşık yüzde 95’ini ithalat yoluyla karşılıyor. 2023 yılında gübre ithalatı için yaklaşık 2,38 milyar dolar ödeme yapıldığı belirtiliyor. Uzmanlar, leonarditin kimyasal gübrenin tamamen yerine geçmese de gübre kullanımını azaltabileceğini, toprağın biyolojik yapısını destekleyebileceğini ve üretim maliyetlerini düşürmede katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. “PİYASADAKİ HER ÜRÜN AYNI DEĞİL” Araştırmacı Enver Abdullah Baltaş, piyasada “leonardit” adıyla satılan ürünler arasında ciddi kalitefarkları bulunduğunu da vurguluyor. Uzmanlar çiftçilerin ürün satın alırken analiz raporlarını incelemesi, humik ve fulvik asit oranlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye Kömür İşletmeleri’nin geliştirdiği TKİ-HÜ- MAS projesi kapsamında ise yerli hammaddeden sıvı humik asit üretimi gerçekleştirildiği, Türkiye’nin 40 ilinde saha uygulamalarının başlatıldığı ifade ediliyor. Kuraklık, su krizi ve artan üretim maliyetlerinin gölgesinde, Türkiye’nin sahip olduğu milyarlarca tonluk leonardit rezervini stratejik bir avantaja dönüştürüp dönüştüremeyeceği ise önümüzdeki dönemin en önemli tartışma başlıklarından biri olarak görülüyor.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.