BATININ GÖRMEZDEN GELDİĞİ MÜSLÜMAN KATLİAMLARI

Tarih boyunca insanlık, farklı din, etnik köken veya siyasi görüşlere sahip gruplar arasındaki çatışmalara tanıklık etmiştir. Ancak bazı çatışmaların veya zulümlerin, uluslararası kamuoyunun, özellikle de Batı dünyasının dikkatini yeterince çekmediği, hatta kimi zaman görmezden gelindiği de acı bir gerçektir. Bu durum, özellikle Müslüman topluluklara yönelik gerçekleştirilen katliamlar söz konusu olduğunda daha belirgin bir hal almaktadır. Batı'nın siyasi, ekonomik ve kültürel hegemonyası, bu tür olayların haber akışını ve uluslararası tepkilerini şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Bu haftaki köşe yazımda , Batı'nın göz ardı ettiği veya yeterince önemsemediği bazı Müslüman katliamlardan söz edeceğim , bu sessizliğin nedenleri sorgulanacak ve bu durumun yarattığı küresel adaletsizlik vurgulanacağım. Müslümanlara yönelik en bilinen ve uluslararası  tepkiyi nispeten en çok çeken olaylardan biri, Myanmar’da yaşanan Arakan Müslümanlarına yönelik zulümdür. 2017 yılında Birleşmiş Milletler tarafından etnik temizlik olarak nitelendirilen operasyonlar sonucunda yüz binlerce Arakanlı Müslüman evlerinden sürülmüş, binlercesi katledilmiş ve toplu tecavüzlere maruz kalmıştır. Buna rağmen, Batı dünyasının tepkisi, genellikle kınama mesajları ve sınırlı yaptırımlarla sınır kalmıştır. Myanmar’ın stratejik konumu, Çin ile olan ekonomik ilişkileri ve bölgedeki jeopolitik dengeler, Batı'nın daha sert bir duruş sergilemesini engellemiş olabilir. Bu durum, milyonları insanın yaşadığı trajediye rağmen, siyasi ve ekonomik çıkarların insan haklarının önüne geçtiği acı bir örnektir. Arakanlıların çığlıkları, Batı'nın ana akım medyasında yeterince yankı bulamamış, küresel gündemde kalıcı bir yer edinememiştir. Bir diğer önemli örnek, Filistinlilere yönelik süregelen İsrail işgalidir. Yıllardır devam eden yerleşim politikaları, Gazze ablukası ve şiddet olayları, uluslararası hukukun açık ihlallerine rağmen Batı tarafından genellikle;kendini savunma hakkı; çerçevesindeyorumlanmakta ve İsrail’e yönelik eleştiriler yumuşatılmaktadır. Filistinlilerin maruz kaldığı kitlesel şiddet, altyapı yıkımı ve insani kriz, Batı medyasında genellikle olay odaklı ve geçici haberlerle yer bulmakta, sistematik bir baskı ve zulüm olarak algılanmamaktadır. Bu durumun temelinde, İsrail’in Batı’daki güçlü lobisi, ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerin stratejik müttefikliği ve Yahudi karşıtlığı endişesi gibi karmaşık faktörler yatmaktadır. Bu bağlamda, Filistinli Müslümanların yaşadığı acılar, Batı'nın iki yüzlü adalet anlayışının somut bir göstergesi haline gelmiştir. Afrika kıtasında da Batı'nın görmezden geldiği veya yeterince önemsemediği Müslüman katliamları mevcuttur. Örneğin, Nijerya'daki Boko Haram terör örgütünün Müslümanlar da dahil olmak üzere sivillere yönelik saldırıları, uzun yıllardır devam etmektedir. Ancak bu saldırıların uluslararası kamuoyunda yeterince yer bulmaması, kıtanın coğrafi uzaklığı, ekonomik önemsizliği ve güvenlik sorunlarının karmaşıklığı gibi nedenlerle açıklanabilir. Benzer şekilde, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen şiddet olayları ve toplu katliamlar da, uluslararası toplumun yeterli ilgisini çekmemiştir. Bu tür olaylarda, Batı'nın kendi çıkarlarını önceliklendirmesi ve Afrika'daki sorunları çözme konusundaki isteksizliği, acımasız
bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Orta Doğu’da yaşanan iç savaşlar ve mezhepsel çatışmalar da, Müslümanlara yönelik katliamlara zemin hazırlamıştır. Suriye iç savaşı sırasında rejim güçlerinin ve çeşitli milis grupların Müslüman sivillere yönelik saldırıları, geniş çaplı insani felaketlere yol açmıştır. Ancak bu olaylara verilen uluslararası tepki, genellikle siyasi çıkmazlar ve büyük güçlerin çıkar çatışmaları nedeniyle sınırlı kalmıştır. Yemen'deki iç savaş ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun müdahalesi sonucunda yaşanan insani kriz ve sivil kayıplar da, Batı'nın yeterli tepkisini uyandıramamıştır. Bu durum, Ortadoğu’daki karmaşık siyasi denklem ve petrol gibi stratejik kaynakların varlığı, Batı'nın müdahalesini çıkarlar doğrultusunda şekillendirdiği bir gerçeği
ortaya koymaktadır. Batı'nın bu tür olaylara karşı gösterdiği sessizliğin veya yetersiz tepkinin ardında yatan nedenler çok katmanlıdır. Tarihsel olarak sömürgeci bir geçmişe sahip olan Batı ülkeleri, küresel ölçekte siyasi ve ekonomik nüfuzlarını sürdürme eğilimindedir. Bu durum, kendi çıkarlarını tehdit etmeyen veya kendi çıkarlarına hizmet eden çatışmalara daha az müdahil olma eğilimini doğurur. Ayrıca, Batı medyasının haber akışını belirleyen genel eğilimler, olayların nasıl algılanacağını ve hangi konuların önceliklendirileceğini etkiler. Kültürel önyargılar, İslamofobi, ve “medeni” ile “medeni olmayan” ayrımı gibi kavramlar da, bazı Müslüman topluluklara yönelik şiddetin meşrulaştırılmasına veya görmezden gelinmesine katkıda bulunabilir. Müslüman ülkelerin ekonomik ve siyasi gücünün nispeten zayıf olması da, uluslararası alanda seslerini duyurma ve
zulümlere karşı etkili bir tepki oluşturma konusunda zorluklar yaşamalarına neden olmaktadır.
Sonuç olarak, Batı dünyasının görmezden geldiği veya yeterince önemsemediği Müslüman
katliamları, küresel adaletsizliğin ve ikiyüzlü uluslararası ilişkilerin acı bir göstergesidir.
Arakan, Filistin, Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan insanlık dramları, siyasi çıkarların, ekonomik
çıkarların ve kültürel önyargıların, masum insanların hayatlarından daha değerli görüldüğü bir dünya düzenini ortaya koymaktadır. Bu durum, uluslararası toplumun vicdanını harekete
geçirmeli ve insan hakları ile adaletin evrensel ilkelerinin, herhangi bir din, etnik köken veya
coğrafi konum ayrımı gözetmeksizin savunulması gerektiğini vurgulamalıdır. Batı'nın bu sessizliğini
aşarak, zulme uğrayan tüm Müslüman toplulukların sesi olmayı başarması, küresel barış ve adalet için atılmış önemli bir adım olacaktır. Bu, sadece vicdani bir sorumluluk değil, aynı zamanda daha adil ve istikrarlı bir dünya inşa etme yolunda atılması gereken stratejik bir zorunluluktur.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.