Ülke önemli bir badirenin eşiğinden geçiyor…
Bir yanda doğru ve yanlışlar, diğer yanda ise menfaatler ve siyasi ikbal kavgaları…
İnsanoğlu işte; kimi oturduğu koltuktan güç alır, kimi cebindeki paradan, kimi ise kendine gösterilen ilgiden.
Birine sanatçı, diğerine siyasetçi, parasıyla konuşana zengin deriz… Oysa insandır. Bugün zengin ve makam sahibi olsa da yarın ne olacağını kimse bilemez…
Sanatçı bugün itibar görür, alkış alır; yarın sokaklarda kalır…
Siyasetçi bugün makam sahibi olur, söz sahibi olur ama koltuk elinden kaydığında ne hatırlanır ne sorulur…
Zengindir, havasından geçilmez; sanır ki dünya kendi etrafında dönüyor… Oysa dünya herkese dönüyor, zaman herkesi öğütüyor… Bugün yaşadığın günü, yarın yok olacağın günü sayıyor… Zengin, geçmişten gelen birikimle gelecekte çocuklarının ne olacağını düşünmeden ahkâm kesip nasihatler veriyor…
Oysa bugün ister siyasetçiyi ister zengin dediğiniz isimlerin yön verdiği siyaset, elinden tutup adam ettiği, üç beş kuruş maaş verip alın teriyle servetine servet katmasına sebep olanlar ise emekçidir.
Kısacası zenginin hayatında da siyasetçinin, sanatçının hayatında da çoğunluk hep aldığı ile yetinen, geçinmek için mücadele eden, bazen devlete bazen siyasete sığınan ama sanatçıya gıpta eden bir toplum olmanın getirdiği; Z kuşağı dışındaki kesimin sosyal hayatının “kazanmak, kazanmak ve geçinmek” olduğu bir toplum kuşağından geliyoruz…
Bu toplum kuşağı zenginleri kazanmak için doğmuş, her yolu “ticaret” diyerek mubah görmüş; fakirleri de kazanmak için her türlü alkışı yaparken, alkışladıkça kazanacağını düşünerek bazen zengine bazen siyasete kendi dünyasını olduğu gibi geleceğini de hapsetmiştir.
Z kuşağına gelince; onlar, yaşadığımız çağın teknolojisi, internetin yaydığı görsellik, bilgiye ulaşımdaki kolaylıkları sayesinde birçok konuda deneyimli, birçok konuda ise hem isyankâr hem de arayış içerisindedir. Bugün aileler çocuklarına söz geçiremiyorsa bunun ne terbiye ile ne de ailenin eksikliğinden kaynaklıdır. Yaşadığımız gün ve zaman; sosyal ihtiyaçları artan, gördüklerine gıpta eden ve ihtiyaç hisseden, bulamadığında ise isyankâr bir hâle dönüşen gençliğin ta kendisidir Z kuşağı…
Bugün gelişmiş toplumlar bile tüm teknolojilerine, tüm altyapı sorunlarını çözmüş olmalarına rağmen doyumsuz bir gençlik karşısında çaresiz kalmış durumdadır. Çünkü herkesin kendini kanıtlama isteği, kabullendirme arzusu ve rahat yaşama geçme isteği; parayı bulmaktan çok, istediği biçimde hayat sürme beklentisi vardır.
Kısacası bugüne kadar siyasetçimiz toplumsal hizmetten uzak, insanımız da bireysel menfaatlerden, küçük hesaplardan çıkıp büyük resme odaklanamamıştır.
Ama gel gelelim, iletişim çağı denilen olgu tüm sistemi sil baştan yenilerken düzeni de değiştirmek üzeredir. Bu düzen, geçmişin bildiği ya da paranın hüküm süreceği bir düzen değildir. Devleti olanın güçlü olacağı, aklı olanın yaşayacağı ve yöneteceği bir dönem kapıya dayanmıştır.
Küresel ölçekteki güçler artık dünyaya yeni bir düzen vermek üzere harekete geçmişlerdir. Bu zaman öyle uzun bir zaman gibi görülmemektedir. Hatta “biz göremeyiz” diyenlerin bile göreceği çok yakın bir zamanı işaret ediyor yaşananlar. İşte böyle bir dönemde var olan devletler arasında ya güçlü bir yapı oluşturacağız ya da devlete yük olan yapısal sorunlarımızla hem geleceğimizi hem de gençliğimizi kaybedeceğiz.
Bakın, teknoloji firması olan ve bugün devlet bütçelerini katbekat aşan, uzayda yaşam için yatırım yapan Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, gelecekte iş ve paranın zorunlu olmayacağını öngördü. ABD-Suudi Yatırım Forumu’nda Nvidia CEO’su Jensen Huang ile katıldığı panelde konuşan Musk, yapay zekâ ve robot teknolojilerinin yaşamı kökten değiştireceğini söyledi.
Musk’a göre elektrik ve hammaddeler gibi bazı kaynaklar hâlâ sınırlı olacak; ancak para eninde sonunda önemini yitirecek. “Çalışmak artık bir zorunluluk değil, hobi gibi olacak. Arka bahçenizde sebze yetiştiriyorsanız, bunu sevdiğiniz için yaparsınız. İş de tamamen isteğe bağlı olacak” diyor… Yani kısacası teknoloji gelişecek, hammadde ise aranan kan olacak… İşte devlet hammaddenin ya sahibi olur ya da dış pazarların kölesi; buna karar vereceğiz…

