BÜYÜK ÖNDERİ ANIYORUZ! PROF. DR.ALİ KOCATAŞ'A SAHİP ÇIK SİNOP'LU!

Büyük önderin ölümünün 88. yıl dönümünde onu anacağız.
     Her yıl ayı, günü belli olan  Büyük önder'in ölüm yıl dönümü  Atatürk Haftası olarak kutlanır..
     Ve bu genelde okullarda  yapılan programlarla yapılır genç nesillere yaptıkları ve hedefleri anlatılırdı. Oysa son dönemlerde ders kitaplarından, hafızalardan silinmek istenen  bir Atatürk'le karşı karşıyayız sanki....
    Milli Eğitim Bakanlığı bunu ister kasıtla ister  sayısal eğitim takvimi olarak  ele alsa da vicdanlarda bu durum kabul edimiyor edilmesi de mümkün değildir.
     Eğitimin ara tatili  Atatürk'ün ölüm yıl dönümü yani Atatürk haftasının bir hafta önüne ya da bir hafta sonrasına planlanabilirdi.  
     Ama  yapılamadı bu da akıllara çeşitli senaryoları getirdi. Önce ders kitaplarından  kısmi olarak çıkartıldı sonra anmalar sadeleştirildi, bu da unutturulmak istenen  ATATÜRK mü sorusunun sorulmasına,  Milli Eğitim Bakanlığı'nı eleştirilmesine haklı olarak yol açtı.
     Bu gün o koltuklarda oturma şansı yakaladılarsa, Türkiye Cumhuriyeti devleti ortadoğu bataklığında değil batı medeniyetinin sayılı devletleri arasında yer alıyorsa bu onun sayesindedir.  Yüz yıldır siyaset değişse de büyük önder'in çizdiği rota  devletimizin sağlam temellerini oluşturmaya devam ediyor. Tüm dünya da  1880 -1950 arasında yaşayan tüm liderleri ya diktatörlük ya da yaptıkları zülümlerle anılırken halkları isimlerini anmıyor. Oysa bir lider  bırakın kurduğu devleti hem islam coğrafyasında hem de dünyanın gelişmiş ya da gelişmekte olan  tüm ülkelerinde  saygı ile anılıyor araştırılıyor ismi meydanlara veriliyor heykelleri dikiliyor.  İşte bu lider  kurduğu devlette kendisinin getirdiği sistemle cumhurbaşkanı, milletvekili ve bakan olan  isimlerin daha dikkatli davranmasını zorunlu kılan tek gerçek olarak öne çıkmaktadır.  Her lider dönemin ismi olabilir ama İngiltere Başbakanı David Lloyd George da Avam Kamarası’nda Çanakkale yenilgisi sorulduğunda Atatürk''ü kast ederek verdiği şu yanıt gibi; “Beyler, her yüzyılda bir, 1 dahi çıkar. Bizim de karşımıza Çanakkale’de çıktı. Bu defa bu Türklere nasip oldu...”
    Evet böyle bir lidere sahip olan kulluktan bireye terfi ettiren dağdaki çobandan cumhurbaşkanı yapan, evdeki kadını  hanımefendi yapan  zincirleri kırıp  hanedanlık kurmayıp milletine kendine emanet eden bir lider. Böyle bir liderin ülkesinde yönetenler daha dikkatli davranmak zorundadır. Çünkü Atatürk yönetenlere değil kendini milletine emanet etmiş milletinin gönlünde taht kurmuş  bedeni ölse de fikirleri ile hala yaşayan ve yaşayacak olan tek liderdir. 

PROF. DR. ALİ KOCATAŞ'A 
SAHİP ÇIK SİNOPLU!
    Büyük önderin dağdaki çobanı ülkede söz sahibi yaptığı kurumlara müdür,bürokrat  olarak atanmasına sebep olduğundan bahsettik. Evet bu gün köylerimizde bin bir zorlukla okumuş belli makama gelmiş bürokratlarımız var. Onlardan biri de Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde altı yıl boyunca başhekim olarak görev yapan Prof. Dr. Ali Kocataş'tı...
     Prof. Dr. Kocataş aslında Durağan olarak yüz akımız, tüm Durağanlıların sığındığı liman, kapısını çaldığı bir isimdi.  İşte böyle bir isme daha sahip çıkamamanın derin üzüntüsü içerisindeyim. Özellikle ses vermeyen muhalefetin, görmeyen iktidarın ayağa kalkmayan sivil toplum örgütlerinin Durağan adına bu kayıpta pay sahibi olduğuna inanıyorum. Hepimiz suçluyuz.   Elimiz ayağımız olan bir vesile ile kapısını çaldığımız Sinoplu ya da Durağanlı dendiğinde  hemen ilgilenene, onunda sen necisin? kimsin? diye sorgulamadığı elinden tutup  oluyor ise kendi hastanesinde olmaz ise gösterdiği yol üzerinden çözüm bulduğumuz bir bürokratımızı daha siyasi çarklara kurban verdik. Hani güçlü idik.  Ne oldu bize?  Bu ilçede vekille idare edilmekten, taşımalı kurumlarla hizmet etmekten kurtulamadığımız gibi çok az sayıda olan ve belli bir makama gelmiş olan bürokratımıza sahip çıkamıyorsak iktidar olsanız, siyasi parti olsanız ya da sivil toplum örgütü olsanız ne yazar! Hizmet kadar  başka bir güç nedir bilir misiniz? Oy aldığınız halkın memnun olduğu ve bir işi düştüğünde veya kapısını çaldığında hizmetine gelen bürokratı, memuru daha yüksek makamlarda görme isteğinin gerçekleşmesidir. Prof. Dr. Ali Kocataş bu ilçenin gencinden yaşlısına ismini duyup da 'ALLAH RAZI OLSUN' demeyen bir kulun olmadığı bir isimdi.  Kim onu o makama getirdiyse Durağan olarak teşekkür etmek ve Allah razı olsun demekte bize düşüyor. Ama sahip çıkamadık!  gibi duruyor. Yine sivil toplum örgütleri sessiz muhalefet sus pus! 
     Umarım öyle değildir!!! Durağan'ın eli ayağı olmuş gerek Durağan'dan gidip gerekse İstanbulda yaşayan hemşehrilerimizin kapısını çaldığı, bir sağlık sorunu yaşadığımız da ilk müracaat ettiğimiz bu ismi daha güzel makamlarda görmek Durağan halkı olarak en büyük arzumuz olurken siyasetçinin, sivil toplum örgütlerinin de en  önemli görevi olmalıdır.
    Yıllardır yazdım bir ilçede halkı dinamik tutan, olayları gündeme taşıyan, hizmetin sürekliliğini sağlayan iktidar kadar zorlayıcı yapısı ve yol göstericiliği ile muhalefettir. Maalesef muhalefetin olmadığı yerde iktidar  hizmet almakta zorlanır, vatandaşta derdini anlatmakta. Bu gün iktidarı zorlamak, bürokratımıza sahip çıkacak yapıyı oluşturmak muhalefetin görevidir.   
    Başka ilçelerin gölgesinde kalmak istemiyorsan önce hemşehrine hizmet eden bürokratına sahip çıkacak ona en güzel makamları vereceksin.  

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.