Bu gün demokrasiye, eşitliğe ve kuldan bireye geçiren Cumhuriyetimiz 102 yaşında...
Cumhuriyet ismi her ülkede kullanılan bir terim olabilir. Monarşi de , kralıkla yöneten de ülkesinin başına ya da sonuna Cumhuriyet tanımını koyabilir.
Asıl olan cumhuriyet te halkın yönetime katılımı seçimle iktidarlarını belirlemesi ülkesinde yaşayan her bireye verdiği değerle eş anlamlıdır.
Cumhuriyetin temel ilkeleri vardır. Hukuku herkese eşit muamele eder. Din ve inanç bakımından ayırt etmez. Devlet vatandaşına birey gözü ile bakar. dİni terminoloji ya da dini argümanlarla yargılamaz. Herkes için geçerli olan kurallar her vatandaş için aynı işler. Yönetimde söz sahibidir. belirli süre ile kendisini yönetecek insanları seçme hakkı tanır. kadınına kızına gencine tanıdığı haklarda cumhuriyetin eseridir. Bu gün hukuk olarak eleştirsek te, Anayasamız eleştirilerin merkezinde olsa da bizi yönetenler bilir ki; ortada bir anayasa ve hukuk var ve seçildikleri sürenin bir sonu var.
İşte o nedenle bizim Cumhuriyetimiz savaş meydanlarında temeli atılan, vatandaşımızın bedel ödediği savaşını bile gazi meclisimizin yönettiği yılların tecrübesi ve aklı ile gelişir geleceğe güvenli adımlar atar. Çünkü yönetenler bilirler ki; hesap vereceği bir halk ve geçmiş vardır.
İşte o hikayelerden biri de Durağan'ın Çerçiler nahiyesine bağlı Kirencik mahallesinde yaşanır.
Bu hikayeyi anlatanlar kısmende olsa bunu bir makalede yayınlamışlardır. Bu gün anlatanların bir kısmı da hala hayattadır. Kurtuluş savaşı yıllarıdır. Sakarya meydan muharebesi öncesi en kritik dönemlerdir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak yayımladığı "Ulusal Yükümlülük" Tekâlif-i Milliye(Millî Yükümlülükler ya da Ulusal Vergiler) adında on emir yayınlanır. Tv.lerde cumhuriyeti bayramı için Sabancı Holdingin reklamı da aslında bunu işler.
1- Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.
2 - Halk, elindeki silah ve cephaneyi 3 gün içinde orduya teslim edecek.
3- Her aile bir askeri giydirecek.
4-Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40'ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.
5-Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40'ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.
6-Her türlü makineli aracın %40'ına el konacak.
7-Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20'sine el konacak.
8-Sahipsiz bütün mallara el konacak.
9-Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.
10-Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km'lik mesafeye ücretsiz askeri ulaşım sağlayacak.
İşte
Rivayet odur ki; Çerçilerde yaşayan Kabuç Murat lakabı ile tanınan Murat Tufan'ın bir orman görevlisine anlatımıdır. Murat hastadır yataktam kalkmakta zorlanır. Çerçiler, Kirencik Mah. de Kürt Hatice lakabı ile bilinen Hatice Arslan'ın ölüm haberini alır.
Çocuklarına; atı hazırlayın beni Kirencik'e götürün. der.
Çocuklar şaşkındır.
-Baba hastasın bunca zamandır yataktan çıkmadın evden dışarı adım atmadın bu cenazenin ne önemi var?
diyerek karşı çıkarlar. Murat dayı çocuklarına tekalifiye milliye dönemini anlatır;
- o dönemde kurtuluş savaşı için bu kadın çorap örer elindeki yumak yetmeyince saçını keser o çorabı saçı ile tamamlayıp bana teslim etti. O kadının cenazesine gidilmeyecekte kimin cenazesine gidilecek? diyerek o cenazeye katıldığı söylenir.
(NOT:Bu hikayenin orijinal halini bilen ya da o dönem yayınlanan kayıtlardaki gönderen olur ise seve seve yayınlarız)
Türkiye de Cumhuriyet bir mücadelenin ve de destanlaşan bir halkın MUSTAFA KEMAL ATATÜRK liderliğinde yönetime el koymasının adıdır.

